Mürselât (43-50)

 

(MÜRSELÂT suresi 43. ayet)          (Resmi:77/İniş:33/Alfabetik:73)

كُلُوا وَاشْرَبُوا هَنِيئًا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Okunuş Kulu veşrebu heniy'en bima kuntum ta'melune.
Diyanet Çevirisi Yapmakta olduğunuz şeylere karşılık afiyetle yiyin için.”
Diyanet Vakfı (Kendilerine:) «İşlediklerinizin karşılığı olarak şimdi âfiyetle yeyin için» (denir).
Elmalılı Orijinal Yeyin, için âfiyet olsun işlediğiniz amellere mukabil
Elmalılı Sade. 1 Yaptığınız işlere karşılık yiyin, için; afiyet olsun!
Elmalılı Sade. 2 (Onlara): «Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için» (denir).
Ö. N. Bilmen Yeyiniz ve içiniz, afiyet olsun yapar olduğunuz şey sebebiyle.
S. Ateş "Yaptıklarınıza karşılık âfiyetle yeyin, için!"
A. Bulaç Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere, afiyetle yiyin ve için.
Muhammed Esed (ve onlara:) "(Hayatta iken) yaptıklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyip için!" denilecek.
Y.N. Öztürk "Yapıp ürettiklerinize karşılık olarak afiyetle yiyip için."
S. Yıldırım Dünyada yaptıklarınızdan ötürü âfiyetle yiyin, için!
Tefhimü-l Kuran Yapmakta olduklanıza karşılık olmak üzere, afiyetle yiyin ve için.
Fizilalil Kuran Yapmış olduğunuz iyiliklerin karşılığı olarak şimdi afiyetle yiyiniz ve içiniz.
A. Gölpınarlı Yiyin ve için, âfiyetler olsun yaptıklarınıza karşılık.
H. S. Yeter (Kendilerine:) "İşlediklerinizin karşılığı olarak şimdi âfiyetle yeyin için" (denir).
A. Uğur (Kendilerine:) "İşlediklerinizin karşılığı olarak şimdi âfiyetle yeyin için" (denir).
G. Onan Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere, afiyetle yiyin ve için.
Ş. Piriş -Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için.
Yusuf Ali (EN) Eat ye and drink ye to your heart's content: for that ye worked (Righteousness).
M. Pickthall (EN) (Unto them it is said:) Eat, drink and welcome, O ye blessed, in return for what ye did.
 

(MÜRSELÂT suresi 44. ayet)          (Resmi:77/İniş:33/Alfabetik:73)

إِنَّا كَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنينَ

Okunuş İnna kezalike necziylmuhsiniyne.
Diyanet Çevirisi Şüphesiz biz iyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız.
Diyanet Vakfı İşte, biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.
Elmalılı Orijinal İşte biz muhsinleri böyle karşılarız
Elmalılı Sade. 1 İşte Biz güzellik yapanları böyle karşılarız!
Elmalılı Sade. 2 İşte biz güzel amel işleyenleri böyle mükafatlandırırız.
Ö. N. Bilmen Şüphe yok ki, Biz muhsin olanları işte böyle mükâfaatlandırırız.
S. Ateş "Biz, güzel davrananları böyle mükâfâtlandırırız."
A. Bulaç Elbette biz, 'iyi ve güzel' davrananları işte böyle ödüllendiririz.
Muhammed Esed İyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz;
Y.N. Öztürk İşte böyle ödüllendiririz biz, güzellikler sergileyenleri!
S. Yıldırım Biz iyi hareket edenleri işte böyle ödüllendiririz.
Tefhimü-l Kuran Elbette biz, 'iyi ve güzel' davrananları işte böyle ödüllendirmekteyiz.
Fizilalil Kuran Biz iyilik yapanları, İşte böyle ödüllendiriniz.
A. Gölpınarlı Şüphe yok ki böyle mükâfatlandırırız iyilik edenleri.
H. S. Yeter İşte, biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.
A. Uğur İşte, biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.
G. Onan Elbette biz, 'iyi ve güzel' davrananları işte böyle ödüllendiririz.
Ş. Piriş Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
Yusuf Ali (EN) Thus do We certainly reward the Doers of Good.
M. Pickthall (EN) Thus do We reward the good.
 

(MÜRSELÂT suresi 45. ayet)          (Resmi:77/İniş:33/Alfabetik:73)

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Okunuş Veylun yevmeizin lilmukezzibiyne.
Diyanet Çevirisi O gün vay yalanlayanların hâline!
Diyanet Vakfı O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
Elmalılı Orijinal Vay halina o gün yalan diyenlerin
Elmalılı Sade. 1 O gün yalan diyenlerin vay haline!
Elmalılı Sade. 2 O gün yalanlayanların vay haline!
Ö. N. Bilmen (45-47) O gün vay haline yalanlayanların. Yeyiniz ve menfaatleniniz biraz, muhakkak ki, siz günahkârlarsınız. O gün vay haline yalanlayanların.
S. Ateş Yalanlayanların vay haline o gün!
A. Bulaç O gün, yalanlayanların vay haline.
Muhammed Esed (ama) o Gün vay haline hakikati yalanlayanların!
Y.N. Öztürk Vay haline o gün, yalanlayanların!
S. Yıldırım Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!
Tefhimü-l Kuran O gün, yalanlamakta olanların vay haline.
Fizilalil Kuran O gün inkarcıların vay haline!
A. Gölpınarlı Vay hallerine o gün yalanlayanların.
H. S. Yeter O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
A. Uğur O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
G. Onan O gün, yalanlayanların vay haline.
Ş. Piriş Yalanlayanların o gün vay haline!
Yusuf Ali (EN) Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!
M. Pickthall (EN) Woe unto the repudiators on that day!
 

(MÜRSELÂT suresi 46. ayet)          (Resmi:77/İniş:33/Alfabetik:73)

كُلُوا وَتَمَتَّعُوا قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ

Okunuş Kulu ve temette'u kaliylen innekum mucrimune.
Diyanet Çevirisi Ey inkâr edenler! (Dünyada) yiyin ve birazcık yararlanın! Şüphesiz sizler suçlularsınız.
Diyanet Vakfı (Ey inkârcılar!) Yeyiniz, (dünyadan) faydalanınız biraz! Gerçek şu ki, sizler suçlusunuz!
Elmalılı Orijinal Yeyin, zevk edin biraz, çünkü mücrimlersiniz
Elmalılı Sade. 1 Kısa bir süre yiyin, zevkedin! Çünkü suçlularsınız!
Elmalılı Sade. 2 Yiyin, zevklenin biraz, çünkü siz suçlularsınız.
Ö. N. Bilmen (45-47) O gün vay haline yalanlayanların. Yeyiniz ve menfaatleniniz biraz, muhakkak ki, siz günahkârlarsınız. O gün vay haline yalanlayanların.
S. Ateş "Yeyin, azıcık sefâ sürün, siz suçlularsınız!"
A. Bulaç (Sizler de dünyada) Yiyin ve biraz yararlanın. Çünkü siz, suçlu-günahkar kimselersiniz.
Muhammed Esed (DOYUNCAYA) kadar yiyip için ve biraz sefanızı sürün, siz ey günahkarlar!
Y.N. Öztürk Yiyin ve birazcık nimetlenin. Suçlularsınız siz.
S. Yıldırım Ey kâfirler! Yiyin, azıcık zevkedin bakalım. Gerçek şu ki siz mücrimsiniz.
Tefhimü-l Kuran (Sizler de dünyada) Yiyin ve biraz da meta alıp-yararlanın. Çünkü siz, suçlu günahkar olanlarsınız.
Fizilalil Kuran Şimdi yiyiniz, azıcık safa sürünüz, sizler suçlusunuz.
A. Gölpınarlı Yiyin ve geçinin az bir müddet, şüphe yok ki suçlularsınız siz.
H. S. Yeter (Ey inkârcılar!) Yeyiniz, (dünyadan) faydalanınız biraz! Gerçek şu ki, sizler suçlusunuz!
A. Uğur (Ey inkârcılar!) Yeyiniz, (dünyadan) faydalanınız biraz! Gerçek şu ki, sizler suçlusunuz!
G. Onan (Sizler de dünyada) Yiyin ve biraz yararlanın. Çünkü siz, suçlu-günahkar kimselersiniz.
Ş. Piriş -Yiyin ve azıcık faydalanın, nasılsa siz suçlusunuz!
Yusuf Ali (EN) (O ye Unjust!) Eat ye and enjoy yourselves (but) a little while, for that ye are Sinners.
M. Pickthall (EN) Eat and take your ease (on earth) a little. Lo! ye are guilty.
 

(MÜRSELÂT suresi 47. ayet)          (Resmi:77/İniş:33/Alfabetik:73)

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Okunuş Veylun yevmeizin lilmukezzibiyne.
Diyanet Çevirisi O gün vay yalanlayanların hâline!
Diyanet Vakfı O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
Elmalılı Orijinal Vay haline o gün yalan diyenlerin
Elmalılı Sade. 1 O gün yalan diyenlerin vay haline!
Elmalılı Sade. 2 O gün yalanlayanların vay haline!
Ö. N. Bilmen (45-47) O gün vay haline yalanlayanların. Yeyiniz ve menfaatleniniz biraz, muhakkak ki, siz günahkârlarsınız. O gün vay haline yalanlayanların.
S. Ateş Yalanlayanların vay haline o gün!
A. Bulaç O gün, yalanlayanların vay haline.
Muhammed Esed (Ama) o Gün, vay haline hakikati yalanlayanların!
Y.N. Öztürk Vay haline o gün, yalanlayanların!
S. Yıldırım Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!
Tefhimü-l Kuran O gün, yalanlamakta olanların vay haline.
Fizilalil Kuran O gün inkarcıların vay haline!
A. Gölpınarlı Vay hallerine o gün yalanlayanların.
H. S. Yeter O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
A. Uğur O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
G. Onan O gün, yalanlayanların vay haline.
Ş. Piriş Vay haline o gün yalanlayanların! Onlara:
Yusuf Ali (EN) Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!
M. Pickthall (EN) Woe unto the repudiators on that day!
 

(MÜRSELÂT suresi 48. ayet)          (Resmi:77/İniş:33/Alfabetik:73)

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ارْكَعُوا لَا يَرْكَعُونَ

Okunuş Ve iza kiyle lehumurke'u la yerke'une.
Diyanet Çevirisi Onlara, “Rükû edin (namaz kılın)” dendiği zaman rükû etmezler.
Diyanet Vakfı Onlar, kendilerine: «Allah'ın huzurunda eğilin!» denildiği vakit eğilmezler.
Elmalılı Orijinal Yerler, içerler de rükû' edin denildiği zaman onlara, rükû' etmezler
Elmalılı Sade. 1 (Yerken, içerken de) onlara «Rüku edin!» denildiği zaman, rüku etmezler.
Elmalılı Sade. 2 Onlara: «Rüku edin» denildiği zaman etmezler.
Ö. N. Bilmen Onlara «Rükû ediniz!» denildiği zaman rükû etmezler.
S. Ateş Onlara: "Rükû' edin" dendiği zaman rükû' etmezler.
A. Bulaç Onlara: "Rüku edin" denildiği zaman, rüku etmezler.
Muhammed Esed Ve onlara "(Allah'ın huzurunda) baş eğin!" denildiğinde buna uymazlar:
Y.N. Öztürk Onlara, "rukû' edin!" dendiğinde rukû etmezler.
S. Yıldırım Onlara: Haydin Allah’a boyun eğin denildiğinde, boyun eğmezler.
Tefhimü-l Kuran Onlara: «Rükü edin» denildiği zaman, rükü etmezler.
Fizilalil Kuran Onlara «rükûa varın» dendiğinde rüküa varmazlar.
A. Gölpınarlı Rükû edin denince onlara, rükû etmezler.
H. S. Yeter Onlar, kendilerine: "Allah'ın huzurunda eğilin!" denildiği vakit eğilmezler:
A. Uğur Onlar, kendilerine: "Allah'ın huzurunda eğilin!" denildiği vakit eğilmezler:
G. Onan Onlara: "Rüku edin" denildiği zaman, rüku etmezler.
Ş. Piriş -Boyun eğin denildiği zaman boyun eğmiyorlardı.
Yusuf Ali (EN) And when it is said to them, Prostrate yourselves! They do not so.
M. Pickthall (EN) When it is said unto them: Bow down, they bow not down!
 

(MÜRSELÂT suresi 49. ayet)          (Resmi:77/İniş:33/Alfabetik:73)

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Okunuş Veylun yevmeizin lilmukezzibiyne.
Diyanet Çevirisi O gün vay yalanlayanların hâline!
Diyanet Vakfı O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
Elmalılı Orijinal Vay haline o gün yalan diyenlerin
Elmalılı Sade. 1 O gün yalan diyenlerin vay haline!
Elmalılı Sade. 2 Vay haline o gün yalanlayanların!
Ö. N. Bilmen O gün vay haline yalanlayanların.
S. Ateş Yalanlayanların vay haline o gün!
A. Bulaç O gün, yalanlayanların vay haline.
Muhammed Esed o Gün, vay haline hakikati yalanlayanların!
Y.N. Öztürk Vay haline o gün, yalanlayanların.
S. Yıldırım Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!
Tefhimü-l Kuran O gün, yalanlamakta olanların vay haline.
Fizilalil Kuran O gün inkârcıların vay haline!
A. Gölpınarlı Vay hallerine o gün yalanlayanların.
H. S. Yeter O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
A. Uğur O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
G. Onan O gün, yalanlayanların vay haline.
Ş. Piriş Vay haline o gün yalanlayanların!
Yusuf Ali (EN) Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!
M. Pickthall (EN) Woe unto the repudiators on that day!
 

(MÜRSELÂT suresi 50. ayet)          (Resmi:77/İniş:33/Alfabetik:73)

فَبِأَيِّ حَدِيثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ

Okunuş Febieyyi hadiysin ba'dehu yu'minune.
Diyanet Çevirisi Onlar artık ondan (Kur’an’dan) sonra hangi söze inanacaklar?
Diyanet Vakfı Onlar artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar.
Elmalılı Orijinal Artık bundan sonra hangi söze inanacaklar?
Elmalılı Sade. 1 Artık bundan sonra hangi söze inanacaklar?
Elmalılı Sade. 2 Artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar?
Ö. N. Bilmen Artık bundan sonra hangi bir söze inanıverirler?
S. Ateş Onlar bun(a inanmadık)dan sonra hangi hadise (söze) inanacaklar?
A. Bulaç Artık onlar, bundan sonra hangi söze inanacaklar?
Muhammed Esed Peki, bundan sonra, başka hangi habere inanacaklar?
Y.N. Öztürk Artık bundan sonra hangi hadise/söze iman edecekler?
S. Yıldırım Artık bu Kur’ân’a da inanmazlarsa, hangi söze inanırlar acaba?
Tefhimü-l Kuran Artık onlar, bundan sonra hangi söze inanacaklar?
Fizilalil Kuran Onlar Kur'an'a inanmadıktan sonra hangi söze inanacaklar?
A. Gölpınarlı Bundan sonra artık hangi söze inanırlar ki?
H. S. Yeter Onlar artık bundan (Kur’an’ dan) sonra hangi söze inanacaklar?
A. Uğur Onlar artık bundan (Kur'an' dan) sonra hangi söze inanacaklar?
G. Onan Artık onlar, bundan sonra hangi söze inanancaklar?
Ş. Piriş Bundan sonra hangi söze inanacaklar?  
Yusuf Ali (EN) Then what Message, after that, will they believe in?
M. Pickthall (EN) In what statement, after this, will they believe?

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Yorum yaz!