Nahl (48-57)
(NAHL suresi 48. ayet) (Resmi:16/İniş:70/Alfabetik:75)
أَوَ لَمْ يَرَوْا إِلَى مَا خَلَقَ اللّهُ مِن شَيْءٍ يَتَفَيَّأُ ظِلاَلُهُ عَنِ الْيَمِينِ وَالْشَّمَآئِلِ سُجَّدًا لِلّهِ وَهُمْ دَاخِرُونَ
| Okunuş | E ve lem yerav ila ma halekallahü min şey'iy yetefeyyeü zilalühu anil yemini veş şemaili süccedel lillahi ve hüm dahirun |
| Diyanet Çevirisi | Allah’ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah’a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir. |
| Diyanet Vakfı | Allah'ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi? Onun gölgeleri, küçülerek ve Allah'a secde ederek sağa sola döner. |
| Elmalılı Orijinal | Ya görmedilerde mi? Her hangi bir şeyden Allahın yarattığına bir baksalar a: gölgeleri sağ ve sollarında sürünerek Allaha secdeler ederek döner dolaşır |
| Elmalılı Sade. 1 | Onlar, Allah'ın yarattığı herhangi bir şeyi görmüyorlar mı? Bir baksalar ya, gölgeleri sağlarından, sollarından sürüklenerek, Allah'a secdeler ederek dönüp dolaşır. |
| Elmalılı Sade. 2 | Onlar, Allah'ın yarattığı birtakım şeyleri görmediler mi ki? Gölgeleri Allah'ın kudretine boyun eğip secde ederek, sağa sola döner, dolaşır. |
| Ö. N. Bilmen | Allah'ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi ki, onun gölgesi Allah için mütevaziyane bir halde secde ederek sağa ve sol taraflara eğiliverir. |
| S. Ateş | Allâh'ın yarattığı şeylerin gölgelerinin dahi nasıl sağdan, soldan sürünüp Allah'a secde ederek döndüğünü görmediler mi? (Her şeyin gölgesi yerde uzanıp kısalarak hep Allah'a secde etmektedir). |
| A. Bulaç | Allah'ın herhangi bir şeyden yarattığına bakmıyorlar mı? Onun gölgeleri küçülerek sağdan ve soldan Allah'a secde eder vaziyette döner. |
| Muhammed Esed | ÖYLEYSE, (hakkı inkar edenler) Allah'ın yarattığı nesneleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri, (Allah'ın iradesine) bütünüyle boyun eğerek bir sağa bir sola dönüp Allah için saygı ve tazimle (nasıl) yere kapanmaktadırlar. |
| Y.N. Öztürk | Bakıp görmediler mi, Allah'ın yarattığı şeylerin gölgeleri bile, sağ ve sollarından boyunları bükük bir halde, Allah için secdelere kapanarak dönüyor. |
| S. Yıldırım | Görmüyorlar mı ki Allah’ın yarattığı şeylerin gölgeleri bile nasıl sağdan soldan sürünüp Allah’a secde ederek dönmektedir? |
| Tefhimü-l Kuran | Allah'ın herhangi bir şeyden yarattığına bakmıyorlar mı? Onun gölgeleri bakmıyorlar mı? Onun gölgeleri küçülerek sağdan ve soldan Allah'a secde eder vaziyette döner. |
| Fizilalil Kuran | Kâfirler, Allah'ın yarattığı her şeyin gölgesinin uzayıp kısalarak sağdan sola döndüğünü ve böylece O'na boyun eğerek secde ettiğini görmüyorlar mı? |
| A. Gölpınarlı | Allah'ın halkettiği şeyleri görmezler mi? Hepsinin de gölgesi, sağdan, soldan, alçalarak Allah'a secde etmededir. |
| H. S. Yeter | Allah'ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi? Onun gölgeleri, küçülerek ve Allah'a secde ederek sağa sola döner. |
| A. Uğur | Allah'ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi? Onun gölgeleri, küçülerek ve Allah'a secde ederek sağa sola döner. |
| G. Onan | Tanrı'nın herhangi bir şeyden yarattığına bakmıyorlar mı? Onun gölgeleri küçülerek sağdan ve soldan Tanrı'ya secde eder vaziyette döner. |
| Ş. Piriş | Allah’ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Boyun eğip, Allah’a secde ederek gölgeleri sağa sola eğilir. |
| Yusuf Ali (EN) | Do they not look at Allah's creation, (even) among (inanimate) things- how their (very) shadows turn round, from the right and the left, prostrating themselves to Allah, and that in the humblest manner? |
| M. Pickthall (EN) | Have they not observed all things that Allah hath created, how their shadows incline to the right and to the left, making prostration unto Allah, and they are lowly? |
(NAHL suresi 49. ayet) (Resmi:16/İniş:70/Alfabetik:75)
وَلِلّهِ يَسْجُدُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مِن دَآبَّةٍ وَالْمَلآئِكَةُ وَهُمْ لاَ يَسْتَكْبِرُونَ
| Okunuş | Ve lillahi yescüdü ma fis semavati ve ma fil erdi min dabbetiv vel melaiketüe hüm la yestekbirun |
| Diyanet Çevirisi | Göklerde ve yerde bulunan canlılar ve melekler büyüklük taslamadan Allah’a secde ederler (boyun eğerler). |
| Diyanet Vakfı | Göklerde bulunanlar, yerdeki canlılar ve bütün melekler, büyüklük taslamadan Allah'a secde ederler. |
| Elmalılı Orijinal | Hem Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allaha secde eder, gerek Dâbbe kısmından olsun ve gerek Melâike, ve bunlar kibirlenmezler |
| Elmalılı Sade. 1 | Göklerde ve yerde gerek canlı gerek melek kısmından ne varsa hepsi büyüklük taslamadan Allah'a secde ederler. |
| Elmalılı Sade. 2 | Göklerde ve yer yüzünde bulunan canlılar ve bütün melekler, kibirlenmeden Allah'a secde ederler. |
| Ö. N. Bilmen | Ve Allah için göklerde olanlar ve canlı yürür şeylerden yerde olanlar ve melekler secde ederler ve onlar kibirlenmezler. |
| S. Ateş | Göklerde ve yerde bulunan canlıların, meleklerin hepsi Allah'a secde ederler, onlar asla büyük taslamazlar. |
| A. Bulaç | Göklerde ve yerde olan ne varsa, canlılar ve melekler Allah'a secde ederler ve onlar büyüklük taslamazlar. |
| Muhammed Esed | Ayrıca göklerde ve yerde olan her şey-bütün canlılar/hayvanlar ve melekler- kendilerini büyüklük duygusuna kaptırmadan Allah için saygı ve tazimle yere kapanmaktadırlar: |
| Y.N. Öztürk | Göklerdeki ve yerdeki canlı şeyler de melekler de yalnız Allah'a secde ederler ve hiç de büyüklük taslamazlar. |
| S. Yıldırım | Hem göklerde ve yerde ne varsa hepsi, herhangi bir canlı olsun, melaike olsun hepsi Allah’a secde eder, asla kibirlenmezler. |
| Tefhimü-l Kuran | Göklerde ve yerde olan ne varsa, canlılar ve melekler Allah'a secde ederler ve onlar büyüklük taslamazlar. |
| Fizilalil Kuran | Göklerde ve yerde bulunan bütün canlılar ve melekler, büyüklük taslamaksızın, Allah'a secde ederler. |
| A. Gölpınarlı | Ve Allah'a secde etmededir göklerde ne varsa ve yeryüzünde yürüyen ne varsa ve melekler de ululanmadan Allah'a secde etmededir. |
| H. S. Yeter | Göklerde bulunanlar, yerdeki canlılar ve bütün melekler, büyüklük taslamadan Allah'a secde ederler. |
| A. Uğur | Göklerde bulunanlar, yerdeki canlılar ve bütün melekler, büyüklük taslamadan Allah'a secde ederler. |
| G. Onan | Göklerde ve yerde olan ne varsa, canlılar ve melekler Tanrı'ya secde ederler ve onlar büyüklük taslamazlar. |
| Ş. Piriş | Göklerde ve yerde olan tüm canlılar ve melekler hiç büyüklenmeden Allah’a secde ederler. |
| Yusuf Ali (EN) | And to Allah doth obeisance all that is in the heavens and on earth, whether moving (living) creatures or the angels: for none are arrogant (before their Lord). |
| M. Pickthall (EN) | And unto Allah maketh prostration whatsoever is in the heavens and whatsoever is in the earth of living creatures, and the angels (also), and they are not proudd |
(NAHL suresi 50. ayet) (Resmi:16/İniş:70/Alfabetik:75)
يَخَافُونَ رَبَّهُم مِّن فَوْقِهِمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ
| Okunuş | Yehafune rabbehüm min fevkihim ve yef'alune ma yü'merun |
| Diyanet Çevirisi | Üzerlerinde hâkim ve üstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar. |
| Diyanet Vakfı | Onlar, üstlerindeki Rablerinden korkarlar ve kendilerine ne emrolunursa onu yaparlar. |
| Elmalılı Orijinal | Fevklerinden rablarının mahafetini duyarlar ve her ne emr olunurlarsa yaparlar |
| Elmalılı Sade. 1 | Üstlerinden Rablerinin korkusunu duyarlar ve kendilerine her ne emredilirse yerine getirirler. |
| Elmalılı Sade. 2 | Kendilerine hakim olan Rabblerinden korkarlar ve emrolundukları her şeyi yaparlar. |
| Ö. N. Bilmen | Üzerlerinde haîm olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar. |
| S. Ateş | Üstlerindeki Rablerinden korkarlar ve emredildikleri şeyi yaparlar. |
| A. Bulaç | Üstlerinden (her an bir azab göndermeye kadir olan) Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyi yaparlar. |
| Muhammed Esed | Üstlerinde (egemen) bulunan Rablerinden korkuyor ve kendilerine ne buyurmuşsa onu yapıyorlar. |
| Y.N. Öztürk | Üstlerinde egemen olan Rablerinden ürperirler ve emredildikleri şeyi yaparlar. |
| S. Yıldırım | Üstlerindeki Rab’lerinden korkar ve kendilerine ne emredilirse onu yaparlar. |
| Tefhimü-l Kuran | Üstlerinden (her an bir azab göndermeğe kadir olan) Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyi yaparlar. |
| Fizilalil Kuran | Çünkü onlar üstlerindeki Rabblerinden korkarlar ve kendilerine emredileni yaparlar. |
| A. Gölpınarlı | Her şeye gücü yeten Rablerinden korkarlar da emredileni yaparlar. |
| H. S. Yeter | Onlar, üstlerindeki Rablerinden korkarlar ve kendilerine ne emrolunursa onu yaparlar. |
| A. Uğur | Onlar, üstlerindeki Rablerinden korkarlar ve kendilerine ne emrolunursa onu yaparlar. |
| G. Onan | Üstlerinden (her an bir azab göndermeye kadir olan) rablerinden korkarlar ve buyrulduklarını yaparlar / yerine getirirler. |
| Ş. Piriş | Üstün olan Rab’lerinden korkarlar ve yalnızca kendilerine emredileni yaparlar. |
| Yusuf Ali (EN) | They all revere their Lord, high above them, and they do all that they are commanded. |
| M. Pickthall (EN) | They fear their Lord above them, and do what they are bidden. |
(NAHL suresi 51. ayet) (Resmi:16/İniş:70/Alfabetik:75)
وَقَالَ اللّهُ لاَ تَتَّخِذُوا إِلـهَيْنِ اثْنَيْنِ إِنَّمَا هُوَ إِلهٌ وَاحِدٌ فَإيَّايَ فَارْهَبُونِ
| Okunuş | Ve kalellahü la tettehizu ilaheynisneyn innema hüve ilahüv vahid fe iyyaye ferhebun |
| Diyanet Çevirisi | Allah, şöyle dedi: “İki ilâh edinmeyin. O, ancak tek ilâhtır. O hâlde, yalnız benden korkun.” |
| Diyanet Vakfı | Allah buyurdu ki: İki tanrı edinmeyin! O ancak bir Tanrı'dır. O halde yalnız benden korkun! |
| Elmalılı Orijinal | Allah da buyurmuştur ki: iki ilâh tutmayın o ancak bir ilâhdır, onun için benden yalnız benden korkun |
| Elmalılı Sade. 1 | Allah da buyurmuştur ki: «İki tanrı edinmeyin; O, ancak bir ilahtır. Onun için Benden, yalnızca Benden korkun!» |
| Elmalılı Sade. 2 | Allah, buyurmuştur ki: İki ilâh edinmeyin. O, ancak bir ilâhdır. Onun için yalnız benden korkun. |
| Ö. N. Bilmen | Ve Allah buyurmuştur ki, «İki ilâh ittihaz etmeyiniz; O ancak bir ilâhtır. Artık yalnız Benden korkunuz.» |
| S. Ateş | Allâh: "İki tanrı tutmayın. O, ancak tek Tanrıdır. Yalnız benden korkun!" dedi. |
| A. Bulaç | Allah dedi ki: "İki ilah edinmeyin: O, ancak tek bir ilahtır. Öyleyse benden, yalnızca benden korkun." |
| Muhammed Esed | Ve hani, Allah: "İki (ya da daha fazla) tanrı edinmeyin!" demişti, "Çünkü O'dur Tek ve Biricik Tanrı: bunun içindir ki, Benden, yalnızca Benden korkun!" |
| Y.N. Öztürk | Allah buyurdu ki: "İki ilah edinmeyin; O sadece bir tek ilahtır. Yalnız benden korkun." |
| S. Yıldırım | Allah buyurdu ki: "İki tanrı edinmeyin. O ancak tek Tanrıdır. O halde yalnız Ben’den korkun!" |
| Tefhimü-l Kuran | Allah dedi ki: «İki ilah edinmeyin; O, ancak tek bir ilahtır. Öyleyse benden, yalnızca benden korkun.» |
| Fizilalil Kuran | Allah «iki ilah edinmeyiniz, o tek bir ilahtır, yalnız benden korkunuz» dedi. |
| A. Gölpınarlı | Allah, iki mabut tanımayın dedi, o, ancak bir mabuttur ve artık benden korkun. |
| H. S. Yeter | Allah buyurdu ki: İki tanrı edinmeyin! O ancak bir Tanrı'dır. O halde yalnız benden korkun! |
| A. Uğur | Allah buyurdu ki: İki tanrı edinmeyin! O ancak bir Tanrı'dır. O halde yalnız benden korkun! |
| G. Onan | Tanrı dedi ki: "İki tanrı edinmeyin: O, ancak tek bir tanrıdır. Öyleyse benden, yalnızca benden korkun." |
| Ş. Piriş | Allah: -İki ilah edinmeyin, O, ancak tek ilahtır. Öyleyse benden korkun, dedi. |
| Yusuf Ali (EN) | Allah has said: take not (for worship) two gods: for he is just one Allah: then fear me (and me alone). |
| M. Pickthall (EN) | Allah hath said: Choose not two gods. There is only One God. So of Me, Me only, be in awe. |
(NAHL suresi 52. ayet) (Resmi:16/İniş:70/Alfabetik:75)
وَلَهُ مَا فِي الْسَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَلَهُ الدِّينُ وَاصِبًا أَفَغَيْرَ اللّهِ تَتَّقُونَ
| Okunuş | Ve lehu ma fis semavati vel erdi ve lehüd dinü vasiba e fe ğayrallahi tettekun |
| Diyanet Çevirisi | Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. İtaat de daima O’na olmalıdır. Öyle iken siz Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz? |
| Diyanet Vakfı | Göklerde ve yerde ne varsa, O'nundur, din de yalnız O'nundur. O halde Allah'tan başkasından mı korkuyorsunuz? |
| Elmalılı Orijinal | Hem Göklerde yerde ne varsa onun, din de daima onundur, öyle iken siz Allahın gayrisinden mi korkuyorsunuz? |
| Elmalılı Sade. 1 | Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. öyle iken, siz Allah'tan başkasından mı korkuyorsunuz? |
| Elmalılı Sade. 2 | Göklerde ve yerde olan her şey yalnız O'nundur. Din de daima O'nundur. Böyle iken, siz Allah'tan başkasından mı korkarsınız? |
| Ö. N. Bilmen | Ve göklerde ve yerde ne varsa O'nun içindir ve din de daima O'nun içindir. (Bu böyle iken siz) Allah'ın gayrısından mı korkarsınız? |
| S. Ateş | Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Kulluğun da yalnız O'na yapılması lâzımdır. Siz, Allah'tan başkasından mı korkuyorsunuz? |
| A. Bulaç | Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur, itaat-kulluk da (din de) sürekli olarak O'nundur. Böyleyken Allah'tan başkasından mı korkup-sakınıyorsunuz? |
| Muhammed Esed | Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi O'nundur; (o halde,) kulluk ve itaat de daima O'na olmalıdır: hal böyleyken, tutup yine de, Allah'tan başkasına mı saygı ve duyarlık göstereceksiniz? |
| Y.N. Öztürk | Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Din de sürekli olarak yalnız O'nundur. Hâlâ, Allah'tan başkasından mı sakınıyorsunuz! |
| S. Yıldırım | Göklerde ne var, yerde ne varsa hep O’nundur.İtaat daima O’nadır.Öyle iken Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz? |
| Tefhimü-l Kuran | Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur, itaat-kulluk da (din de) sürekli olarak O'nundur. Böyleyken Allah'tan başkasından mı korkup-sakınıyorsunuz? |
| Fizilalil Kuran | Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. İtaat mercii sürekli olarak hep O'dur. Siz Allah'dan başkasından mı korkuyorsunuz? |
| A. Gölpınarlı | Onundur ne varsa göklerde ve ne varsa yeryüzünde, ibâdet ve itâat de dâimâ onadır, hâlâ mı Allah'tan başka birinden çekinmede, korkmadasınız? |
| H. S. Yeter | Göklerde ve yerde ne varsa, O'nundur, din de yalnız O'nundur. O halde Allah'tan başkasından mı korkuyorsunuz? |
| A. Uğur | Göklerde ve yerde ne varsa, O'nundur, din de yalnız O'nundur. O halde Allah'tan başkasından mı korkuyorsunuz? |
| G. Onan | Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur, itaat-kulluk da (din de) sürekli olarak O'nundur. Böyleyken Tanrı'dan başkasından mı korkup-sakınıyorsunuz? |
| Ş. Piriş | Göklerde ve yerdeki her şey O’nundur. Her zaman otorite O’na aittir. O halde Allah’tan başkasından mı çekiniyorsunuz? |
| Yusuf Ali (EN) | To him belongs whatever is in the heavens and on earth, and to him is duty due always: then will ye fear other than Allah? |
| M. Pickthall (EN) | Unto Him belongeth whatsoever is in the heavens and the earth, and religion is His for ever. Will ye then fear any other than Allah? |
(NAHL suresi 53. ayet) (Resmi:16/İniş:70/Alfabetik:75)
وَمَا بِكُم مِّن نِّعْمَةٍ فَمِنَ اللّهِ ثُمَّ إِذَا مَسَّكُمُ الضُّرُّ فَإِلَيْهِ تَجْأَرُونَ
| Okunuş | Ve ma büküm min ni'metin fe minellahi sümme iza messekümüd durru fe ileyhi tec'erun |
| Diyanet Çevirisi | Size ulaşan her nimet Allah’tandır. Sonra size bir sıkıntı ve zarar dokunduğu zaman yalnız O’na yalvarır yakarırsınız. |
| Diyanet Vakfı | Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Allah'tandır. Sonra size bir zarar dokunduğu zaman da yalnız O'na yalvarırsınız. |
| Elmalılı Orijinal | Hem sizde ni'met namına her ne varsa hep Allahdandır, sonra size keder dokunduğu zaman da hep ona feryad edersiniz |
| Elmalılı Sade. 1 | Sizde nimet olarak her ne varsa hepsi Allah' tandır. Sonra başınıza bir keder geldiğinde de hep O'na feryat edersiniz. |
| Elmalılı Sade. 2 | Sonra Allah bu sıkıntıyı sizden kaldırdığı zaman, bir de bakarsınız ki, içinizden bir topluluk, hemen Rablerine ortak koşarlar. |
| Ö. N. Bilmen | Size gelen her nîmet, Allah'tandır. Sonra size bir zarar dokunduğu zaman ancak O'na seslerinizi kaldırıp sığınırsınız. |
| S. Ateş | Size ulaşan her ni'met Allah'tandır. Sonra size bir sıkıntı dokunduğu zaman da yalnız O'na yalvarırsınız. |
| A. Bulaç | Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Allah'tandır, sonra size bir zarar dokunduğunda (yine) ancak O'na yalvarmaktasınız. |
| Muhammed Esed | Hem, payınıza düşen her nimet Allah'tandır; (nitekim) ne zaman başınıza darlık çökse, hemen O'na yakarırsınız, |
| Y.N. Öztürk | Sahip olduğunuz her nimet Allah'tandır. Sonra size bir zorluk/keder dokunduğu zaman yalnız O'na yakarırsınız. |
| S. Yıldırım | Hem sizde nimet namına ne varsa hepsi Allah’tandır.Kaldı ki size bir sıkıntı dokunduğunda da yalnız O’na yalvarırsınız. |
| Tefhimü-l Kuran | Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Allah'tandır, sonra size bir zarar dokunduğunda (yine) ancak O'na yalvarmaktasınız. |
| Fizilalil Kuran | Yararlandığınız her nimet Allah'dandır. Sonra başınıza bir sıkıntı gelince yalnız O'na yalvarırsınız. |
| A. Gölpınarlı | Size bir nîmet gelse o, mutlaka Allah'tandır, sonra bir zarara uğrasanız gene ona yalvarırsınız. |
| H. S. Yeter | Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Allah'tandır. Sonra size bir zarar dokunduğu zaman da yalnız O'na yalvarırsınız. |
| A. Uğur | Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Allah'tandır. Sonra size bir zarar dokunduğu zaman da yalnız O'na yalvarırsınız. |
| G. Onan | Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Tanrı'dandır, sonra size bir zarar dokunduğunda (yine) ancak O'na yalvarmaktasınız. |
| Ş. Piriş | Sizin sahip olduğunuz her nimet Allah’tandır. Sonra size bir sıkıntı dokunduğu zaman da hemen O’na yalvarırsınız. |
| Yusuf Ali (EN) | And ye have no good thing but is from Allah: and moreover, when ye are touched by distress, unto him ye cry with groans; |
| M. Pickthall (EN) | And whatever of comfort ye enjoy, it is from Allah. Then, when misfortune reacheth you, unto Him ye cry for help. |
(NAHL suresi 54. ayet) (Resmi:16/İniş:70/Alfabetik:75)
ثُمَّ إِذَا كَشَفَ الضُّرَّ عَنكُمْ إِذَا فَرِيقٌ مِّنكُم بِرَبِّهِمْ يُشْرِكُونَ
| Okunuş | Sümme iza keşefed durra anküm iza ferikum minküm bi rabbihim yüşrikun (49.ayet secde ayetedir.) |
| Diyanet Çevirisi | Sonra sizden o sıkıntıyı giderince, bir de bakarsınız, içinizden bir kısmı Rablerine ortak koşar. |
| Diyanet Vakfı | Sonra da sizden o zararı giderdiğinde, içinizden bir zümre, hemen Rablerine ortak koşarlar! |
| Elmalılı Orijinal | Sonra sizden o kederi açtığı zaman da içinizden bir kısmı derhal rablarına şirk ederler |
| Elmalılı Sade. 1 | Sonra o kederi sizden kaldırdığı zaman, içinizden bir kısmı derhal Rablerine ortak koşarlar. |
| Elmalılı Sade. 2 | Bunu kendilerine verdiğimiz nimete nankörlük etmek için yaparlar. Şimdi eğlenin bakalım! Fakat yakında bileceksiniz. |
| Ö. N. Bilmen | Sonra sizden o zararı açtığı vakit o an sizden bir tâife Rablerine şerik koşarlar. |
| S. Ateş | Sonra, sizden o sıkıntıyı kaldırdığı zaman içinizden bir grup, hemen Rablerine ortak koşarlar. |
| A. Bulaç | Sonra sizden zararı kaldırdığında, sizden bir grup (hemen) Rablerine şirk koşar; |
| Muhammed Esed | sonra, üzerinizden darlığı giderir gidermez, içinizden bazıları hemen Rablerinin uluhiyetinden başka güçlere de bir pay yakıştırır, |
| Y.N. Öztürk | Sonra da zorluk ve kederi sizden kaldırdığında, içinizden bir zümre kendi Rablerine hemen ortak koşuverir, |
| S. Yıldırım | Ama sonra sizin o sıkıntınızı giderince, içinizden bir kısmı hemen Rab’lerine ortak koşarlar. |
| Tefhimü-l Kuran | Sonra sizden zararı kaldırdığında, sizden bir grup (hemen) Rablerine şirk koşarlar; |
| Fizilalil Kuran | Arkasından sıkıntınızı giderince, içinizden bazıları hemen Rabblerine ortak koşarlar. |
| A. Gölpınarlı | Sonra da sizden o zararı defetti mi o vakit içinizden bir kısmı, Rablerine şirk koşar. |
| H. S. Yeter | Sonra da sizden o zararı giderdiğinde, içinizden bir zümre, hemen Rablerine ortak koşarlar! |
| A. Uğur | Sonra da sizden o zararı giderdiğinde, içinizden bir zümre, hemen Rablerine ortak koşarlar! |
| G. Onan | Sonra sizden zararı kaldırdığında, sizden bir grup (hemen) rablerine şirk koşar. |
| Ş. Piriş | Sonra, sıkıntıyı sizden giderdiğimiz zaman içinizden bir grup hemen Rab’lerine şirk koşarlar. |
| Yusuf Ali (EN) | Yet, when he removes the distress from you, behold some of you turn to other gods to join with their Lord |
| M. Pickthall (EN) | And afterward, when He hath rid you of the misfortune, behold! a set of you attribute partners to their Lord, |
(NAHL suresi 55. ayet) (Resmi:16/İniş:70/Alfabetik:75)
لِيَكْفُرُوا بِمَا آتَيْنَاهُمْ فَتَمَتَّعُوا فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ
| Okunuş | Li yekfüru bima ateynahüm fe temetteu fe sevfe ta'lemun |
| Diyanet Çevirisi | Kendilerine verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük etmek için böyle yaparlar. Bir süre daha faydalanın bakalım! Yakında bileceksiniz! |
| Diyanet Vakfı | Kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için (öyle yaparlar). O halde bir süre daha faydalanın; fakat yakında hakikati bileceksiniz! |
| Elmalılı Orijinal | Kendilerine verdiğimiz ni'meti küfrân ile karşılamak için şimdi zevk edin bakalım fakat yarın bileceksiniz |
| Elmalılı Sade. 1 | Kendilerine verdiğimiz nimeti nankörlük ile karşılamak için yaparlar bunu. Şimdi zevk sürün bakalım, yarın bileceksiniz! |
| Elmalılı Sade. 2 | Bunu kendilerine verdiğimiz nimete nankörlük etmek için yaparlar. Şimdi eğlenin bakalım! Fakat yakında bileceksiniz. |
| Ö. N. Bilmen | Kendilerine verdiğimiz şeylere karşı nankörlükte bulunmak için (öyle harekette bulunurlar) Artık bir mühlet menfaatlenedurunuz; fakat yakında bileceksiniz. |
| S. Ateş | Ki kendilerine verdiğimiz (ni'metlere ve yaptığımız iyiliğ)e karşı nankörlük etsinler. Öyleyse eğlenin, yakında bileceksiniz! |
| A. Bulaç | Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etmek için. Öyleyse yararlanın, ilerde bileceksiniz. |
| Muhammed Esed | (adeta) kendilerine bahşettiğimiz nimetler için nankörlüklerini gösterircesine! (Bu geçici) dünya hayatıyla böylece avunun bakalım: nasıl olsa (gerçeği) er geç öğreneceksiniz! |
| Y.N. Öztürk | Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler diye. Hadi, zevklenin/nimetlenin, yakında bileceksiniz. |
| S. Yıldırım | İşte verdiğimiz bunca nimete şükür yerine neticede, böyle nankörlük ederler.Şimdi bir süre eğlenin bakalım, yakında başınıza gelecek âkıbeti öğrenirsiniz. |
| Tefhimü-l Kuran | Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etmek için. Öyleyse yararlanın, ilerde bileceksiniz. |
| Fizilalil Kuran | Böylece, kendilerine verdiğimiz nimetlere karşı nankörlük ederler. «Dünya nimetleri ile oyalanın bakalım, yakında gerçeği öğreneceksiniz.» |
| A. Gölpınarlı | Kendilerine verdiğimiz nîmetlere nankörlük etmek için. Geçine durun, yakında bilir, anlarsınız. |
| H. S. Yeter | Kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için (öyle yaparlar). O halde bir süre daha faydalanın; fakat yakında hakikati bileceksiniz! |
| A. Uğur | Kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için (öyle yaparlar). O halde bir süre daha faydalanın; fakat yakında hakikati bileceksiniz! |
| G. Onan | Kendilerine verdiklerimize küfretmek için. Öyleyse yararlanın, ilerde bileceksiniz. |
| Ş. Piriş | Onlara verdiğimize nankörlük etsinler bakalım, şimdilik yaşayın, nasıl olsa anlayacaksınız. |
| Yusuf Ali (EN) | (As if) to show their ingratitude for the favours we have bestowed on them then enjoy (your brief day); but soon will ye know (your folly) |
| M. Pickthall (EN) | So as to deny that which We have given them. Then enjoy life (while ye may), for ye will come to know. |
(NAHL suresi 56. ayet) (Resmi:16/İniş:70/Alfabetik:75)
وَيَجْعَلُونَ لِمَا لاَ يَعْلَمُونَ نَصِيبًا مِّمَّا رَزَقْنَاهُمْ تَاللّهِ لَتُسْأَلُنَّ عَمَّا كُنتُمْ تَفْتَرُونَ
| Okunuş | Ve yec'alune li ma la ya7lemune nasiybem mimma razaknahüm tellahi le tüs'elünne amma küntüm tefterun |
| Diyanet Çevirisi | Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah’a andolsun ki, uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. |
| Diyanet Vakfı | Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, mahiyetini bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah'a andolsun ki, iftira etmekte olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz! |
| Elmalılı Orijinal | Bir de bizim kendilerine merzuk kıldığımız şeylerden tutuyorlar ılim şanından olmıyan nesnelere bir nasîb ayırıyorlar, tallahi siz bu yaptığınız iftiralardan mutlak mes'ul olacaksınız |
| Elmalılı Sade. 1 | Bir de onlar kendilerine verdiğimiz rızıklardan tutup o hiçbir şey bilmeyen nesnelere bir pay ayırıyorlar. Allah'a andolsun ki, siz yaptığınız iftiralardan mutlaka hesaba çekileceksiniz. |
| Elmalılı Sade. 2 | Bir de müşrikler kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden tutuyorlar mahiyetini bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah'a andolsun ki, siz bu yaptığınız iftiralardan mutlaka hesaba çekileceksiniz. |
| Ö. N. Bilmen | Ve kendilerini merzûk ettiğimiz şeylerden bilmez nesneler için bir hisse ayırırlar. Allah'a kasem olsun ki, iftira eder olduğunuz şeyden dolayı elbette mes'ul olacaksınız. |
| S. Ateş | Kendilerine verdiğimiz rızıktan, (hiçbir şey) bilmeyen(tanrı)lar(ın)a pay ayırıyorlar. Allah'a andolsun ki siz, bu uydurduğunuz şeylerden mutlaka sorulacaksınız. |
| A. Bulaç | Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, hiç bir şey bilmeyenlere paylar ayırıyorlar. Andolsun Allah'a karşı düzmekte olduklarınızdan dolayı mutlaka sorguya çekileceksiniz. |
| Muhammed Esed | Üstelik bir de, kendilerine verdiğimiz rızıktan, hakkında hiçbir şey bilmedikleri şeylere de bir pay ayırırlar. Allah tanıktır ki, bütün o uydurup durduğunuz şeylerden ötürü mutlaka sorguya çekileceksiniz! |
| Y.N. Öztürk | Tutuyor, kendilerine verdiğimiz rızıklardan hiçbir şeyin farkında olmayanlara pay çıkarıyorlar. Allah'a yemin olsun ki, iftira edip durduğunuz şeylerden kesinlikle hesaba çekileceksiniz. |
| S. Yıldırım | Bir de kendilerine nasib ettiğimiz nimetlerimizden, tutuyor gerçek yüzünü kendilerinin de bilmedikleri o bilinçsiz putlara pay ayırıyorlar.Allah hakkı için, uydurduğunuz bu iftiraların mutlaka hesabı sorulacaktır! |
| Tefhimü-l Kuran | Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, hiç bir şey bilmeyenlere paylar ayırıyorlar. Andolsun Allah'a karşı düzmekte olduklarınızdan dolayı mutlaka sorguya çekileceksiniz. |
| Fizilalil Kuran | Onlar haklarında hiçbir ciddi bilgiye sahip olmadıkları düzmece ilahlara kendilerine verdiğimiz rızıklardan pay ayırırlar.» |
| A. Gölpınarlı | Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden, mâhiyetlerini bilmedikleri putlara bir hisse ayırırlar; andolsun Allah'a ki iftirâ ettikleri şeyler yüzünden sorguya çekilecek onlar. |
| H. S. Yeter | Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, mahiyetini bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah'a andolsun ki, iftira etmekte olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz! |
| A. Uğur | Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, mahiyetini bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah'a andolsun ki, iftira etmekte olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz! |
| G. Onan | Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, hiç bir şey bilmeyenlere paylar ayırıyorlar. Andolsun Tanrı'ya karşı düzmekte olduklarınızdan dolayı mutlaka sorguya çekileceksiniz. |
| Ş. Piriş | Onlara verdiğimiz rızıktan bilmedikleri şeylere pay ayırıyorlar. Allah adına andolsun ki, uydurmakta olduklarınızın hesabı sorulacaktır. |
| Yusuf Ali (EN) | And they (even) assign, to things they do not know, a portion out of that which we have bestowed for their sustenance by Allah, ye shall certainly be called to account for your false inventions. |
| M. Pickthall (EN) | And they assign a portion of that which We have given them unto what they know not. By Allah! but ye will indeed be asked concerning (all) that ye used to invent. |
(NAHL suresi 57. ayet) (Resmi:16/İniş:70/Alfabetik:75)
وَيَجْعَلُونَ لِلّهِ الْبَنَاتِ سُبْحَانَهُ وَلَهُم مَّا يَشْتَهُونَ
| Okunuş | Ve yec'alune lillahil benati sübhanehu ve lehüm ma yeştehun |
| Diyanet Çevirisi | Onlar, kızları Allah’a nispet ediyorlar -ki O, bundan uzaktır- kendilerine ise, canlarının istediğini. |
| Diyanet Vakfı | Onlar, kızların Allah'a ait olduğunu iddia ediyorlar. Hâşâ! Allah bundan münezzehtir. Beğendikleri de (erkek çocuklar) kendilerinin oluyor. |
| Elmalılı Orijinal | Allaha kızlar da isnad ediyorlar, hâşâ o sübhane, kendilerine ise canlarının istediği |
| Elmalılı Sade. 1 | Allah'a kızlar isnat ediyorlar O, bundan münezzehtir kendilerine ise canlarının istediğim. |
| Elmalılı Sade. 2 | Onlar, Allah'a kızlar isnad ediyorlar. O, bundan münezzehtir. Kendilerine ise erkek çocukları isnad ederler. |
| Ö. N. Bilmen | Ve Allah için kızlar isnat edinirler. Hâşâ! O münezzehtir. Kendileri için ise arzu ettiklerini (isnat ederler). |
| S. Ateş | O şânı yüce Allah'a kızları veriyorlar (melekleri Allâh'ın kızları sanıyorlar) da kendilerine hoşlandıkları(erkek çocukları)nı (alıyorlar). (Kız çocuklarından arlanıyorlar. Peki ama neden arlandıkları şeyleri Allah'a lâyık görüyorlar?) |
| A. Bulaç | Ve Allah'a kızlar isnad ediyorlar, (haşa) O yücedir. Hoşlandıkları (erkek çocuklar) da kendilerinindir. |
| Muhammed Esed | Ayrıca, kızları Allah'a yakıştırırken -oysa O tüm beşeri bağlardan uzaktır, yücedir- kendileri için (sanki buna güçleri yetermiş gibi) hoşlarına gideni (seçmek isterler): |
| Y.N. Öztürk | Tutuyor, Allah'a kızları nispet ediyorlar. Hâşâ! O, bunlardan arınmıştır. İştah duydukları şeyler de kendilerinin mi? |
| S. Yıldırım | Allah’ın kızları olduğunu iddia ediyorlar. O, çocuğu olmaktan münezzehtir. Hoşlandıkları erkek çocuklarını ise kendilerine yakıştırırlar. |
| Tefhimü-l Kuran | Ve Allah'a kızlar isnad ediyorlar, (haşa) O yücedir. Hoşlandıkları (erkek çocuklar) da kendilerinindir. |
| Fizilalil Kuran | Onlar, Allah'a kız çocuklarını mal ederler ki, O bu yakıştırmadan uzaktır, canlarının istediği erkek çocuklarını ise kendilerine ayırırlar. |
| A. Gölpınarlı | Hâşâ, münezzehtir o, kızları olduğunu söylerler Allah'ın, hoşlarına gidenlerse kendilerinindir onlarca. |
| H. S. Yeter | Onlar, kızların Allah'a ait olduğunu iddia ediyorlar. Hâşâ! Allah bundan münezzehtir. Beğendikleri de (erkek çocuklar) kendilerinin oluyor. |
| A. Uğur | Onlar, kızların Allah'a ait olduğunu iddia ediyorlar. Hâşâ! Allah bundan münezzehtir. Beğendikleri de (erkek çocuklar) kendilerinin oluyor. |
| G. Onan | Ve Tanrı'ya kızlar isnad ediyorlar, (haşa) O yücedir. Hoşlandıkları (erkek çocuklar) da kendilerinindir. |
| Ş. Piriş | Allah’a kızları isnat ederler. O, bundan uzaktır. Kendilerine de arzu ettiklerini..(erkek çocukları) |
| Yusuf Ali (EN) | And they assign daughters for Allah Glory be to him and for themselves (sons, the issue) they desire |
| M. Pickthall (EN) | And they assign unto Allah daughters - Be He glorified! - and unto themselves what they desire; |


0 yorum yazılmıştır