Nâziât (1-15)

                               en-NÂZİ'ÂT

Diyanet / Elmalılı

Nebe' sûresinden sonra Mekke'de inmiştir; 46 (kırkaltı) âyettir. Adını, "söküp çıkaranlar" manasına gelen "nâziât" kelimesinden alır. Ana fikir olarak kıyameti konu edinir. Cenab-ı Allah, sûrenin başında, kendilerini, ilk beş âyette belirtilen güç ve melekelerle donattığı varlıklara yemin etmektedir.

Süleyman Ateş

Söküp çıkaran anlamındaki nâzi'ât kelimesiyle başladığından bu adı almış olan sûre, Mekke'de, Nebe' Sûresinden sonra inmiştir. 46 âyettir. Mushaf'ta 79, inişte 81. sûredir.

(NÂZİÂT suresi 1. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

وَالنَّازِعَاتِ غَرْقًا

Okunuş Vennazi'ati ğarken.
Diyanet Çevirisi Andolsun (kâfirlerin ruhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara,
Diyanet Vakfı (1-5) Söküp çıkaranlara, yavaşça çekenlere, yüzdükçe yüzenlere, yarıştıkça yarışanlara, iş düzenleyenlere andolsun;
Elmalılı Orijinal O daldırıp nez'edenlere
Elmalılı Sade. 1 Andolsun, o daldırıp çıkaranlara,
Elmalılı Sade. 2 Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara,
Ö. N. Bilmen (1-2) Andolsun (ruhları) şiddetle çekip çıkaranlara. Ve kolaylıkla çıkarıp alanlara.
S. Ateş Andolsun söküp çıkaranlara,
A. Bulaç Ta en derinden acıyla sökerek çıkaranlara andolsun.
Muhammed Esed DÜŞÜN bu (yıldız)ları, batmak üzere yükselen;
Y.N. Öztürk Yemin olsun, çekip koparanlara/yay çekenlere/kuyudan su çekenlere/bağsız-bekçisiz koşan atlara/ayrılık yüzünden hasret çekenlere/daldırıp daldırıp çıkaranlara,
S. Yıldırım Var gücüyle koşanlar,
Tefhimü-l Kuran Ta en derinden acıyla sökerek çıkaranlara andolsun.
Fizilalil Kuran Andolsun söküp çıkaranlara.
A. Gölpınarlı Andolsun şiddetle çekip alanlara.
H. S. Yeter Söküp çıkaranlara, andolsun;
A. Uğur Söküp çıkaranlara, andolsun;
G. Onan Ta en derinden acıyla sökerek çıkaranlara andolsun.
Ş. Piriş Andolsun şiddetle söküp alanlara..
Yusuf Ali (EN) By the (angels) who tear out (the souls of the wicked) with violence;
M. Pickthall (EN) By those who drag forth to destruction,,

(NÂZİÂT suresi 2. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

وَالنَّاشِطَاتِ نَشْطًا

Okunuş Vennaşitati neştan.
Diyanet Çevirisi Andolsun (mü’minlerin ruhlarını) kolaylıkla alanlara,
Diyanet Vakfı (1-5) Söküp çıkaranlara, yavaşça çekenlere, yüzdükçe yüzenlere, yarıştıkça yarışanlara, iş düzenleyenlere andolsun;
Elmalılı Orijinal Ve usulcacık çekenlere
Elmalılı Sade. 1 usulcacık çekenlere,
Elmalılı Sade. 2 Usulcacık çekenlere,
Ö. N. Bilmen (1-2) Andolsun (ruhları) şiddetle çekip çıkaranlara. Ve kolaylıkla çıkarıp alanlara.
S. Ateş Hemen çekip alanlara,
A. Bulaç Yumuşacık çekip alanlara,
Muhammed Esed ve (yörüngelerinde) istikrarlı şekilde hareket eden,
Y.N. Öztürk Yemin olsun, rahatça, incitmeden çekenlere/düğümü hünerle çözenlere/bir yerden bir yere gidenlere/coşkuyla iç çekenlere,
S. Yıldırım Neş’e ve şevkle yürüyenler,
Tefhimü-l Kuran Yumuşacık çekip alanlara,
Fizilalil Kuran Hemen çekip alanlara.
A. Gölpınarlı Ve neşeli-neşeli yürüyenlere.
H. S. Yeter Yavaşça çekenlere,
A. Uğur Yavaşça çekenlere,
G. Onan Yumuşacık çekip alanlara,
Ş. Piriş Kolayca çekip çıkaranlara..
Yusuf Ali (EN) By those who gently draw out (the souls of the blessed);
M. Pickthall (EN) By the meteors rushing,

(NÂZİÂT suresi 3. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

وَالسَّابِحَاتِ سَبْحًا

Okunuş Vessabihati sebhan.
Diyanet Çevirisi Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere,
Diyanet Vakfı (1-5) Söküp çıkaranlara, yavaşça çekenlere, yüzdükçe yüzenlere, yarıştıkça yarışanlara, iş düzenleyenlere andolsun;
Elmalılı Orijinal Ve yüzüp yüzüp gidenlere
Elmalılı Sade. 1 yüzüp yüzüp gidenlere.
Elmalılı Sade. 2 Yüzüp yüzüp gidenlere,
Ö. N. Bilmen (3-4) Ve sür'atle yüzenlere. Ve çabukça ileri geçenlere.
S. Ateş Yüzüp gidenlere,
A. Bulaç Yüzdükçe yüzerek gidenlere,
Muhammed Esed ve (uzayda) sakin sakin yüzen,
Y.N. Öztürk Yemin olsun, boşlukta yahut suda yüzüp gidenlere,
S. Yıldırım Yüzüp yüzüp gidenler,
Tefhimü-l Kuran Yüzdükçe yüzerek gidenlere,
Fizilalil Kuran Yüzüp gidenlere.
A. Gölpınarlı Ve yüze-yüze gidenlere.
H. S. Yeter Yüzdükçe yüzenlere,
A. Uğur Yüzdükçe yüzenlere,
G. Onan Yüzdükçe yüzerek gidenlere,
Ş. Piriş Yüzdükçe yüzenlere..
Yusuf Ali (EN) And by those who glide: along (on errands of mercy),
M. Pickthall (EN) By the lone stars floating,

(NÂZİÂT suresi 4. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

فَالسَّابِقَاتِ سَبْقًا

Okunuş Fessabikati sebkan.
Diyanet Çevirisi Derken, öne geçenlere,
Diyanet Vakfı (1-5) Söküp çıkaranlara, yavaşça çekenlere, yüzdükçe yüzenlere, yarıştıkça yarışanlara, iş düzenleyenlere andolsun;
Elmalılı Orijinal Derken yarışıp geçenlere
Elmalılı Sade. 1 yarışıp geçenlere,
Elmalılı Sade. 2 Yarışıp geçenlere,
Ö. N. Bilmen (3-4) Ve sür'atle yüzenlere. Ve çabukça ileri geçenlere.
S. Ateş Yarışıp, geçenlere,
A. Bulaç Öncü olarak yarışıp geçenlere,
Muhammed Esed ve hızlı şekilde (birbirini) izleyen,
Y.N. Öztürk Derken öne geçip yarışı kazananlara,
S. Yıldırım Yarışıp geçenler
Tefhimü-l Kuran Öncü olarak yarışıp geçenlere,
Fizilalil Kuran Yarışıp, geçenlere.
A. Gölpınarlı Ve herkesi geçenlere.
H. S. Yeter Yarıştıkça yarışanlara,
A. Uğur Yarıştıkça yarışanlara,
G. Onan Öncü olarak yarışıp geçenlere,
Ş. Piriş Yarıştıkça yarışanlara..
Yusuf Ali (EN) Then press forward as in a race,
M. Pickthall (EN) By the angels hastening,

(NÂZİÂT suresi 5. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

فَالْمُدَبِّرَاتِ أَمْرًا

Okunuş Felmudebbirati emren.
Diyanet Çevirisi Nihayet işi çekip çevirenlere (ki, mutlaka tekrar diriltileceksiniz).
Diyanet Vakfı (1-5) Söküp çıkaranlara, yavaşça çekenlere, yüzdükçe yüzenlere, yarıştıkça yarışanlara, iş düzenleyenlere andolsun;
Elmalılı Orijinal Derken bir emir çevirenlere kasem olsun ki (Kıyamet var)
Elmalılı Sade. 1 ve bir iş çevirenlere ki,
Elmalılı Sade. 2 Derken bir iş çevirenlere kasem olsun (ki kıyamet var).
Ö. N. Bilmen (5-6) Hangi bir mühim işi tedbir edenlere. O gün sarsılacak, sarsılacaktır.
S. Ateş Derken işi düzenleyenlere!
A. Bulaç Derken işi bir düzen içinde evirip çevirenlere,
Muhammed Esed böylece (Yaratıcı'nın) buyruğunu yerine getiren!
Y.N. Öztürk Bir iş ve oluşu çekip çevirenlere,
S. Yıldırım İşleri düzenleyip yönetenler, hakkı için ki: (kıyamet gerçektir, hepiniz ölümden sonra diriltileceksiniz!)
Tefhimü-l Kuran Derken işi bir düzen içinde evirip çevirenlere.
Fizilalil Kuran Derken işi düzenliyenlere!
A. Gölpınarlı Ve işi tedbîrle yapanlara.
H. S. Yeter Derken iş düzenleyenlere .
A. Uğur Derken iş düzenleyenlere.
G. Onan Derken buyruğu bir düzen içinde evirip çevirenlere,
Ş. Piriş Ve işleri düzene sokanlara..
Yusuf Ali (EN) Then arrange to do (the Commands of their Lord),
M. Pickthall (EN) And those who govern the event,

(NÂZİÂT suresi 6. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

يَوْمَ تَرْجُفُ الرَّاجِفَةُ

Okunuş Yevme tercufurracifetu.
Diyanet Çevirisi (6-7) Büyük bir sarsıntının olacağı o günde o sarsıntıyı, peşinden gelen başka bir sarsıntı izleyecektir.
Diyanet Vakfı (6-9) Birinci üflemenin (kâinatı) sarstığı, onu ikinci üflemenin takip ettiği gün, işte o gün yürekler kaygıdan oynar, gözlerini korku bürür.
Elmalılı Orijinal O gün ki sarsar râcife
Elmalılı Sade. 1 o gün sarsıntı sarsacak.
Elmalılı Sade. 2 O gün deprem sarsar,
Ö. N. Bilmen (5-6) Hangi bir mühim işi tedbir edenlere. O gün sarsılacak, sarsılacaktır.
S. Ateş O gün o gürültü sarsar.
A. Bulaç O sarsıntının sarsacağı gün,
Muhammed Esed (O HALDE, düşün) şiddetli bir sarsıntının (dünyayı) sarstığı Gün(ü),
Y.N. Öztürk Ki o gün şiddetle sarsacak olan saracaktır.
S. Yıldırım Günü gelince, sura ilk üfleme, yeri şiddetli bir depremle yıkacak!
Tefhimü-l Kuran O sarsıntının sarsacağı gün,
Fizilalil Kuran O gün bir sarsıntı sarsar.
A. Gölpınarlı O gün, bir sarsıntıdır, sarsar.
H. S. Yeter Birinci üflemenin (kâinatı) sarstığı,
A. Uğur Birinci üflemenin (kâinatı) sarstığı,
G. Onan O sarsıntının sarsacağı gün,
Ş. Piriş O gün sarsılacak olan sarsılır.
Yusuf Ali (EN) One Day everything that can be in commotion will be in violent commotion,
M. Pickthall (EN) On the day when the first trump resoundethh

(NÂZİÂT suresi 7. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

تَتْبَعُهَا الرَّادِفَةُ

Okunuş Tetbe'uherradifetu.
Diyanet Çevirisi (6-7) Büyük bir sarsıntının olacağı o günde o sarsıntıyı, peşinden gelen başka bir sarsıntı izleyecektir.
Diyanet Vakfı (6-9) Birinci üflemenin (kâinatı) sarstığı, onu ikinci üflemenin takip ettiği gün, işte o gün yürekler kaygıdan oynar, gözlerini korku bürür.
Elmalılı Orijinal Onu velyeder o râdife
Elmalılı Sade. 1 Onu ikincisi izleyecek.
Elmalılı Sade. 2 Onu ikinci bir sarsıntı izler.
Ö. N. Bilmen (7-8) O sarsanın ardından biride gelecektir. Kalpler o günde pek muztariptir.
S. Ateş Ardından başka bir gürültü gelir.
A. Bulaç Arkasından onu diğer bir sarsıntı izleyecek.
Muhammed Esed daha büyük (sarsıntı)ların ardından geleceği (Günü)!
Y.N. Öztürk Onu, ardısıra gelen izleyecektir.
S. Yıldırım Onu izleyen ikinci üfleme herkesi mezarından kaldıracak!
Tefhimü-l Kuran Arkasından onu diğer bir sarsıntı izleyecek.
Fizilalil Kuran Ardından bir başka sarsıntı gelir.
A. Gölpınarlı Ardından bir sarsıntı daha gelir çatar.
H. S. Yeter Onu ikinci üflemenin takip ettiği gün,
A. Uğur Onu ikinci üflemenin takip ettiği gün,
G. Onan Arkasından onu diğer bir sarsıntı izleyecek.
Ş. Piriş Bir diğeri onu izler.
Yusuf Ali (EN) Followed by oft-repeated (Commotions):
M. Pickthall (EN) And the second followeth it,

(NÂZİÂT suresi 8. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ

Okunuş Kulubun yevmeizin vacifetun.
Diyanet Çevirisi O gün birtakım kalpler (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır.
Diyanet Vakfı (6-9) Birinci üflemenin (kâinatı) sarstığı, onu ikinci üflemenin takip ettiği gün, işte o gün yürekler kaygıdan oynar, gözlerini korku bürür.
Elmalılı Orijinal Yürekler o gün oynar kaygıdan
Elmalılı Sade. 1 O gün yürekler oynar kaygıdan.
Elmalılı Sade. 2 Yürekler vardır, o gün kaygıdan hoplar.
Ö. N. Bilmen (7-8) O sarsanın ardından biride gelecektir. Kalpler o günde pek muztariptir.
S. Ateş O gün bazı yürekler çarpar.
A. Bulaç O gün yürekler (dehşet içinde) hoplayacak.
Muhammed Esed O Gün (insanların) kalpleri titreyerek çarpacak
Y.N. Öztürk Bazı kalpler o gün kaygıdan titreyecektir.
S. Yıldırım O gün kalpler güp güp atacak
Tefhimü-l Kuran O gün yürekler (dehşet içinde) hoplayacak.
Fizilalil Kuran O gün kalpler titrer.
A. Gölpınarlı Yürekler, belinleyip korkar.
H. S. Yeter İşte o gün yürekler kaygıdan oynar,
A. Uğur İşte o gün yürekler kaygıdan oynar,
G. Onan O gün kalpler (dehşet içinde) hoplayacak.
Ş. Piriş O gün çarpan kalpler vardır.
Yusuf Ali (EN) Hearts that Day will be in agitation;
M. Pickthall (EN) On that day hearts beat painfullyy

(NÂZİÂT suresi 9. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

أَبْصَارُهَا خَاشِعَةٌ

Okunuş Ebsaruha haşi'atun.
Diyanet Çevirisi Onların gözleri (korku ile) inecektir.
Diyanet Vakfı (6-9) Birinci üflemenin (kâinatı) sarstığı, onu ikinci üflemenin takip ettiği gün, işte o gün yürekler kaygıdan oynar, gözlerini korku bürür.
Elmalılı Orijinal Gözleri kalkmaz saygıdan
Elmalılı Sade. 1 Gözler kalkmaz saygıdan.
Elmalılı Sade. 2 Gözler kalkmaz saygıdan.
Ö. N. Bilmen Onların gözleri de pek zelilane bir vaziyettedir.
S. Ateş Gözleri (korkudan) aşağı kayar.
A. Bulaç Gözler zillet içinde düşecek.
Muhammed Esed (ve) gözleri yere bakacak...
Y.N. Öztürk Onların gözleri yerlere eğilecektir.
S. Yıldırım Gözler yere eğilecek
Tefhimü-l Kuran Gözler de zillet içinde düşecek.
Fizilalil Kuran Gözler korkudan aşağı kayar.
A. Gölpınarlı Gözleri yere dikilir.
H. S. Yeter Gözler yorgun düşer.
A. Uğur Gözler yorgun düşer.
G. Onan Gözler zillet içinde düşecek.
Ş. Piriş Gözleri korku ile yere eğilmiştir.
Yusuf Ali (EN) Cast down will be (their owners') eyes.
M. Pickthall (EN) While eyes are downcastt

(NÂZİÂT suresi 10. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

يَقُولُونَ أَئِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِي الْحَافِرَةِ

Okunuş Yekulune einna lemerdudune fiylhafireti.
Diyanet Çevirisi Şöyle derler: “Biz gerçekten gerisingeriye eski hâlimize mi döndürüleceğiz?”
Diyanet Vakfı (10-11) «Öldükten sonra biz, (dünyadaki) ilk halimize mi döndürüleceğiz, (hem de) çürümüş kemikler olduktan sonra mı?» derler.
Elmalılı Orijinal Diyorlar ki: biz, gerçek döndürülecekmiyiz o hufrede
Elmalılı Sade. 1 Diyorlar ki: «Biz gerçekten eski halimize döndürülecek miyiz?
Elmalılı Sade. 2 Diyorlar ki: «Biz tekrar eski halimize mi döndürülecekmişiz?
Ö. N. Bilmen Derler ki: «Biz mi hayata hakikaten döndürülmüş kimseler olacağız?»
S. Ateş Diyorlar ki: "Biz yine eski halimize döndürülecek miyiz?"
A. Bulaç Derler ki: "Biz çukurda iken, gerçekten biz mi yeniden (diriltilip) döndürüleceğiz?"
Muhammed Esed (Ama hala) bazıları: "Ne yani!" diyorlar, "Biz gerçekten eski halimize mi döndürüleceğiz,
Y.N. Öztürk "Biz gerçekten bu çukurda eski halimize döndürülecek miyiz?" diyorlar.
S. Yıldırım (10-12) İnkârcılar alay ederek şöyle derler: "Çürümüş kemik haline geldikten sonra mı biz eski durumumuza getirilecekmişiz! O takdirde bu, bizim için ziyanlı bir dönüş olur!"
Tefhimü-l Kuran Kendileri; derler ki: «Biz çukurda iken, gerçekten biz mi yeniden (diriltilip) döndürüleceğiz?»
Fizilalil Kuran Diyorlar ki: «Biz yine eski halimize döndürülecek miyiz?
A. Gölpınarlı Onlar derler ki: Çukura atıldıktan sonra mı dirileceğiz de çıkacağız?
H. S. Yeter Diyorlar ki, "Öldükten sonra biz, (dünyadaki) ilk halimize mi döndürüleceğiz,
A. Uğur Diyorlar ki, "Öldükten sonra biz, (dünyadaki) ilk halimize mi döndürüleceğiz,
G. Onan Derler ki: "Biz çukurda iken, gerçekten biz mi yeniden (diriltilip) döndürüleceğiz?"
Ş. Piriş -Çukurdan geri mi çıkacağız? derler.
Yusuf Ali (EN) They say (now): What! Shall we indeed be returned to (our) former state?
M. Pickthall (EN) (Now) they are saying: Shall we really be restored to our first statee

(NÂZİÂT suresi 11. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

أَئِذَا كُنَّا عِظَامًا نَّخِرَةً

Okunuş Eiza kunna 'izamen nehireten.
Diyanet Çevirisi “Bizler çürümüş kemiklere döndükten sonra mı?”
Diyanet Vakfı (10-11) «Öldükten sonra biz, (dünyadaki) ilk halimize mi döndürüleceğiz, (hem de) çürümüş kemikler olduktan sonra mı?» derler.
Elmalılı Orijinal Ya' ufalanmış kemikler olduğumuz vaktı ha?
Elmalılı Sade. 1 Ya, ufalanmış kemikler olduktan sonra ha?»
Elmalılı Sade. 2 «Biz, çürümüş kemikler olduktan sonra ha?»
Ö. N. Bilmen «Biz mi çürümüş kemikler olduğumuz zaman?»
S. Ateş "Biz çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"
A. Bulaç "Biz çürüyüp dağılmış kemikler olduğumuz zaman mı?"
Muhammed Esed çürüyen kemik (yığını) olsak bile?"
Y.N. Öztürk "Un-ufak kemikler haline geldikten sonra, öyle mi!"
S. Yıldırım (10-12) İnkârcılar alay ederek şöyle derler: "Çürümüş kemik haline geldikten sonra mı biz eski durumumuza getirilecekmişiz! O takdirde bu, bizim için ziyanlı bir dönüş olur!"
Tefhimü-l Kuran «Biz çürüyüp dağılmış kemikler olduğumuz zaman mı?»
Fizilalil Kuran Biz çürümüş kemikler olduktan sonra ha?
A. Gölpınarlı Ufalanmış bir kemik yığını hâline geldikten sonra mı olacak bu iş?
H. S. Yeter (Hem de) çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"
A. Uğur (Hem de) çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"
G. Onan "Biz çürüyüp dağılmış kemikler olduğumuz zaman mı?"
Ş. Piriş -Çürüyüp ufalanmış kemikler haline geldiğimiz zaman..
Yusuf Ali (EN) What! when we shall have become rotten bones?
M. Pickthall (EN) Even after we are crumbled bones?

(NÂZİÂT suresi 12. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

قَالُوا تِلْكَ إِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌ

Okunuş Kalu tilke izen kerretun hasiretun.
Diyanet Çevirisi “Öyle ise bu hüsran dolu bir dönüştür” dediler.
Diyanet Vakfı «O zaman bu, ziyanlı bir dönüş olur» dediler.
Elmalılı Orijinal O dediler: o halde husranlı bir dönüş
Elmalılı Sade. 1 Dediler ki: «Öyleyse o zararlı bir dönüş!»
Elmalılı Sade. 2 «Öyleyse bu çok zararlı bir dönüştür.» dediler.
Ö. N. Bilmen (12-13) Dediler ki: «Bu, o halde ziyanlı bir dönüş.» Fakat şüphe yok ki o, bir tek sayhadır.
S. Ateş "Öyle ise bu, ziyanlı bir dönüştür!" dediler.
A. Bulaç Derler ki: "Şu durumda, zararına bir dönüştür bu."
Muhammed Esed (Ve) ilave ediyorlar: "Öyleyse bu, zararlı bir dönüş olur!"
Y.N. Öztürk "Hüsran dolu bir dönüştür bu öyleyse!" diye konuştular.
S. Yıldırım (10-12) İnkârcılar alay ederek şöyle derler: "Çürümüş kemik haline geldikten sonra mı biz eski durumumuza getirilecekmişiz! O takdirde bu, bizim için ziyanlı bir dönüş olur!"
Tefhimü-l Kuran Dediler ki: «Şu durumda, zararına bir dönüştür bu.»
Fizilalil Kuran Öyle ise bu, ziyanlı bir dönüştür» dediler.
A. Gölpınarlı Öyleyse derler, bu, pek ziyanlı bir dönüş.
H. S. Yeter "O zaman bu, ziyanlı bir dönüş olur" dediler.
A. Uğur O zaman bu, ziyanlı bir dönüş olur dediler.
G. Onan Derler ki: "Şu durumda, zararına bir dönüştür bu."
Ş. Piriş -Öyleyse bu dönüş hüsrandır, derler.
Yusuf Ali (EN) They say: It would, in that case, be a return with loss!
M. Pickthall (EN) They say: Then that would be a vain proceeding.

(NÂZİÂT suresi 13. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

فَإِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌ

Okunuş Feinnema hiye zecretun vahidetun.
Diyanet Çevirisi Hâlbuki o, bir haykırıştan (sûr’un üfürülmesinden) ibarettir.
Diyanet Vakfı Bu dönüş, sadece bir seslenmeye bakar.
Elmalılı Orijinal Fakat o zorlu bir kumandadır
Elmalılı Sade. 1 Fakat o zorlu bir kumandadır,
Elmalılı Sade. 2 Fakat o bir tek haykırıştır.
Ö. N. Bilmen (12-13) Dediler ki: «Bu, o halde ziyanlı bir dönüş.» Fakat şüphe yok ki o, bir tek sayhadır.
S. Ateş O (olay zor değil) bir tek haykırış(a bakmakta)dır.
A. Bulaç Oysa bu, yalnızca tek bir haykırıştır.
Muhammed Esed (Ama) o zaman, (Son Saat), bir tek çığlık (gibi ansızın onların üzerine) kopacak,
Y.N. Öztürk Oysaki o, sert bir komut sesinden ibarettir.
S. Yıldırım (13-14) Fakat olay (zor değil,) bir tek emirden ibarettir. Bir anda mahşerde toplanıverirler!
Tefhimü-l Kuran Oysa bu, yalnızca tek bir haykırıştır.
Fizilalil Kuran Doğrusu bir tek çığlık yetecektir.
A. Gölpınarlı Halbuki o, bir tek haykırış.
H. S. Yeter Bu dönüş, sadece bir seslenmeye bakar.
A. Uğur Bu dönüş, sadece bir seslenmeye bakar.
G. Onan Oysa bu, yalnızca tek bir haykırıştır.
Ş. Piriş O, ancak tek bir çığlıktır.
Yusuf Ali (EN) But verily, it will be but a single (compelling) Cry,
M. Pickthall (EN) Surely it will need but one shout,

(NÂZİÂT suresi 14. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

فَإِذَا هُم بِالسَّاهِرَةِ

Okunuş Feiza hum bissahireti.
Diyanet Çevirisi Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.
Diyanet Vakfı Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.
Elmalılı Orijinal Bakarsın uyanmışlar hepsi meydandadır
Elmalılı Sade. 1 bir de bakarsın uyanmışlar, hepsi meydanda.
Elmalılı Sade. 2 Bir de bakarsın hepsi meydandadır.
Ö. N. Bilmen Artık onlar, o zaman bir düz yer üzerindedirler.
S. Ateş Hemen onlar uyanıklık alanındadırlar.
A. Bulaç Bir de bakarsın ki, onlar, yerin üstündedirler.
Muhammed Esed işte o zaman (hakikati) anlayacaklar!
Y.N. Öztürk Bir anda hepsi uyanıp ortaya geliverir.
S. Yıldırım (13-14) Fakat olay (zor değil,) bir tek emirden ibarettir. Bir anda mahşerde toplanıverirler!
Tefhimü-l Kuran Bir de bakarsın ki, onlar, yerin üstündedirler.
Fizilalil Kuran Hepsi hemen bir düzlüğe dökülecektir.
A. Gölpınarlı Derken onlar dümdüz bir yerde toplanırlar.
H. S. Yeter Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.
A. Uğur Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.
G. Onan Bir de bakarsın ki, onlar, yerin üstündedirler.
Ş. Piriş İşte o zaman onlar, hemen uyanacaktır.
Yusuf Ali (EN) When, behold, they will be in the (full) awakening (to Judgment).
M. Pickthall (EN) And lo! they will be awakened.

(NÂZİÂT suresi 15. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

هَلْ أتَاكَ حَدِيثُ مُوسَى

Okunuş Hel etake hadiysu musa.
Diyanet Çevirisi (Ey Muhammed!) Mûsâ’nın haberi sana geldi mi?
Diyanet Vakfı (Habibim!) Sana Musa'nın haberi geldi mi?
Elmalılı Orijinal Geldi ye sana Musânın kıssası?
Elmalılı Sade. 1 Sana o Musa'nın haberi geldi ya?
Elmalılı Sade. 2 Musa'nın haberi sana geldi mi?
Ö. N. Bilmen (15-16) Sana Mûsa'nın kıssası geldi mi? O vakit ki, O'na Rabbi, mukaddes Tuvâ vadisinde nidâ etmişti.
S. Ateş Mûsâ'nın haberi sana geldi mi?
A. Bulaç Musa'nın haberi sana geldi mi?
Muhammed Esed MUSA'NIN kıssasından hiç haberin oldu mu?
Y.N. Öztürk Ulaştı mı sana Mûsa'nın haberi?
S. Yıldırım Mûsa’nın hadisesinden haberin olmuştu değil mi?
Tefhimü-l Kuran Musa'nın haberi sana geldi mi?
Fizilalil Kuran Musa'nın haberi sana geldi mi?
A. Gölpınarlı Gelmedi mi Mûsâ'ya âit söz sana?
H. S. Yeter (Habibim!) Sana Musa'nın haberi geldi mi?
A. Uğur (Habibim!) Sana Musa'nın haberi geldi mi?
G. Onan Musa'nın haberi sana geldi mi?
Ş. Piriş Musa’nın haberi sana geldi mi?
Yusuf Ali (EN) Has the story of Moses reached thee?
M. Pickthall (EN) Hath there come unto thee the history of Moses?

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Yorum yaz!