Nâziât (16-30)

(NÂZİÂT suresi 16. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

إِذْ نَادَاهُ رَبُّهُ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًى

Okunuş İz nadahu rabbuhu bilvadilmukaddesi tuven.
Diyanet Çevirisi Hani, Rabbi ona mukaddes Tuvâ vadisinde şöyle seslenmişti:
Diyanet Vakfı Kutsal vâdi Tuvâ'da Rabbi ona şöyle seslenmişti:
Elmalılı Orijinal O vakıt ki ona rabbı nidâ etmişti o mukaddes vadîde: Tuvada
Elmalılı Sade. 1 Hani Rabbi ona o mukaddes vadi Tuva'da seslenmişti:
Elmalılı Sade. 2 Hani Rabbi ona kutsal vaadi Tuva'da seslenmişti:
Ö. N. Bilmen (15-16) Sana Mûsa'nın kıssası geldi mi? O vakit ki, O'na Rabbi, mukaddes Tuvâ vadisinde nidâ etmişti.
S. Ateş Hani Rabbi ona Kutsal Vâdi'de, "Tuvâ"'da ünlemişti:
A. Bulaç Hani Rabbi ona, kutsal vadi Tuva'da seslenmişti:
Muhammed Esed Hani kutsal bir vadide Rabbi o'na şöyle seslenmişti:
Y.N. Öztürk Hani, Rabbi ona, kutsal vadide, Tuva'da seslenmişti:
S. Yıldırım Hani Rabbi ona kutlu Tuvâ vâdisinde şöyle seslenmişti:
Tefhimü-l Kuran Hani Rabbi ona, kutsal vadi Tuva'da seslenmişti:
Fizilalil Kuran Tiva'da, kutsal bir vadide, Rabbi ona şöyle hitab etmişti:
A. Gölpınarlı Hani Rabbi, kutlu Tuvâ vâdisinde nidâ etmişti ona.
H. S. Yeter Kutsal vâdi Tuvâ'da Rabbi ona şöyle seslenmişti:
A. Uğur Kutsal vâdi Tuvâ'da Rabbi ona şöyle seslenmişti:
G. Onan Hani rabbi ona, kutsal vadi Tuva'da seslenmişti:
Ş. Piriş Hani, Rabbi ona, mukaddes Tuva’da seslenmişti:
Yusuf Ali (EN) Behold, thy Lord did call to him in the sacred valley of Tuwa:
M. Pickthall (EN) How his Lord called him in the holy vale of Tuwa,

(NÂZİÂT suresi 17. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

اذْهَبْ إِلَى فِرْعَوْنَ إِنَّهُ طَغَى

Okunuş İzheb ila fir'avne innehu tağa.
Diyanet Çevirisi “Haydi Firavun’a git! Çünkü o azmıştır.”
Diyanet Vakfı Firavun'a git! Çünkü o çok azdı.
Elmalılı Orijinal Haydi demişti git Firavne de, çünkü o pek azdı
Elmalılı Sade. 1 Haydi git Firavun'a, çünkü o pek azıttı.
Elmalılı Sade. 2 «Haydi, demişti, git Firavun'a, çünkü o çok azdı.»
Ö. N. Bilmen (17-18) Fir'avun'a gidiver, muhakkak ki, o pek azmıştır.» İmdi de ki: «Senin temizlenmekliğine meylin var mıdır?»
S. Ateş "Fir'avn'a git, çünkü o azdı."
A. Bulaç "Firavun'a git; çünkü o, azdı."
Muhammed Esed "Sen, Firavun'a git -çünkü o hak ve adalet sınırlarını ihlal ediyor-
Y.N. Öztürk "Firavun'a git! İyice azdı o."
S. Yıldırım (17-18) "Firavuna git, zira o iyice azdı!Ona de ki: kendini arındırmaya gönlün var mı?
Tefhimü-l Kuran «Firavun'a git; çünkü o, azdı.»
Fizilalil Kuran Firavuna git çünkü o azdı.
A. Gölpınarlı Git Firavun'a, şüphe yok ki o, azdı.
H. S. Yeter Firavun'a git! Çünkü o çok azdı.
A. Uğur Firavun'a git! Çünkü o çok azdı.
G. Onan "Firavun'a git; çünkü o azdı."
Ş. Piriş -Firavun’a git, çünkü o azdı.
Yusuf Ali (EN) Go thou to Pharaoh, for he has indeed transgressed all bounds;
M. Pickthall (EN) (Saying:) Go thou unto Pharaoh - Lo! he hath rebelledd

(NÂZİÂT suresi 18. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَى أَن تَزَكَّى

Okunuş Fekul hel leke ila en tezekka.
Diyanet Çevirisi “Ona de ki: İster misin (küfür ve isyanından) temizlenesin?
Diyanet Vakfı (18-19) De ki: Arınmayı ve seni Rabbimin yoluna iletmemi ister misin? Böylece ondan korkarsın.
Elmalılı Orijinal De ki: istermisin temizlenesin?
Elmalılı Sade. 1 De ki: «İster misin temizlenesin?
Elmalılı Sade. 2 De ki: İster misin arınasın?
Ö. N. Bilmen (17-18) Fir'avun'a gidiver, muhakkak ki, o pek azmıştır.» İmdi de ki: «Senin temizlenmekliğine meylin var mıdır?»
S. Ateş "De ki: Arınmağa gönlün var mı?"
A. Bulaç Ona de ki: "Temizlenmek ister misin?"
Muhammed Esed ve (ona) söyle: 'Arınmaya istekli misin?
Y.N. Öztürk "De ki ona: 'Arınıp temizlenmeye ne dersin?"
S. Yıldırım (17-18) "Firavuna git, zira o iyice azdı!Ona de ki: kendini arındırmaya gönlün var mı?
Tefhimü-l Kuran «Ona de ki: -Temizlenme isteğin var mı?»
Fizilalil Kuran Ona de ki: «Arınmağa niyetin var mı?
A. Gölpınarlı De ki: İster misin temizlenmeyi.
H. S. Yeter De ki:Nasıl arınmağa gönlün var mı?
A. Uğur De ki:Nasıl arınmağa gönlün var mı?
G. Onan Ona de ki: "Temizlenmek ister misin?"
Ş. Piriş Ve de ki: -Arınmaya istekli misin?
Yusuf Ali (EN) And say to him, Wouldst thou that thou shouldst be purified (from sin)?
M. Pickthall (EN) And say (unto him): Hast thou (will) to grow (in grace)?

(NÂZİÂT suresi 19. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

وَأَهْدِيَكَ إِلَى رَبِّكَ فَتَخْشَى

Okunuş Ve ehdiyeke ila rabbike fetahşa.
Diyanet Çevirisi Seni Rabbine ileteyim de O’na karşı derinden saygı duyup korkasın!”
Diyanet Vakfı (18-19) De ki: Arınmayı ve seni Rabbimin yoluna iletmemi ister misin? Böylece ondan korkarsın.
Elmalılı Orijinal Ve rabbına irşad edeyim de seni saygılanasın?
Elmalılı Sade. 1 Sana Rabbini tan itayım da ona saygı duyasın?»
Elmalılı Sade. 2 Seni Rabbinin yoluna ileteyim de ondan korkasın.
Ö. N. Bilmen «Ve sana Rabbin yolunu göstereyim de O'ndan korkasın.»
S. Ateş "Seni Rabbin(in yolun)a ileteyim de O'ndan korkasın."
A. Bulaç "Seni Rabbine yönelteyim, böylece (O'ndan) korkmuş olursun."
Muhammed Esed (Eğer istekliysen) o zaman seni Rabbin(i tanıma mertebesin)e ulaştıracağım ki (bundan sonra) O'nun korkusunu duyasın.'"
Y.N. Öztürk "Seni Rabbine kılavuzlayayım da gönülden ürperesin!"
S. Yıldırım "İster misin Seni Rabbine kavuşturan yola vurayım.Böylece Sen de O’na saygı duyasın?"
Tefhimü-l Kuran «Seni Rabbine yönelteyim, böylece (O'ndan) korkmuş olursun.»
Fizilalil Kuran Rabbine giden yolu göstereyim ki O'na saygı duyup korkasın.»
A. Gölpınarlı Ve sana Rabbinin yolunu göstereyim de korkasın, saygı duyasın?
H. S. Yeter Seni Rabbimin yoluna iletmemi ister misin? Böylece ondan korkarsın.
A. Uğur Seni Rabbimin yoluna iletmemi ister misin? Böylece ondan korkarsın.
G. Onan "Seni rabbine yönelteyim, böylece (O'ndan) korkmuş olursun."
Ş. Piriş Sana, Rabbine giden yolu göstereyim de O’ndan saygı ile korkasın.
Yusuf Ali (EN) And that I guide thee to thy Lord, so thou shouldst fear Him?
M. Pickthall (EN) Then I will guide thee to thy Lord and thou shalt fear (Him).

(NÂZİÂT suresi 20. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

فَأَرَاهُ الْآيَةَ الْكُبْرَى

Okunuş Feerahul'ayetelkubra.
Diyanet Çevirisi Derken Mûsâ ona en büyük mucizeyi gösterdi.
Diyanet Vakfı Ve ona en büyük mucizeyi gösterdi.
Elmalılı Orijinal Vardı ona o büyük mu'cizeyi de gösterdi.
Elmalılı Sade. 1 Vardı ona, o büyük mucizeyi gösterdi.
Elmalılı Sade. 2 Musa Firavun'a o büyük mucizeyi gösterdi.
Ö. N. Bilmen Artık O'na pek büyük mûcize gösterdi.
S. Ateş Ona büyük mu'cizeyi gösterdi.
A. Bulaç (Musa) Ona büyük mucizeyi gösterdi.
Muhammed Esed Bunun üzerine (Musa), (Firavun'a gitti ve) ona (Rabbinin rahmetinin eseri olan) büyük mucizeyi anlattı.
Y.N. Öztürk Derken, ona o en büyük mucizeyi gösterdi.
S. Yıldırım Ona en büyük mûcizeyi gösterdi.
Tefhimü-l Kuran (Musa) Ona büyük mucizeyi gösterdi.
Fizilalil Kuran Bunun üzerine ona en büyük mucizeyi gösterdi.
A. Gölpınarlı Derken ona en büyük delîli göstermişti.
H. S. Yeter Ve ona en büyük mucizeyi gösterdi.
A. Uğur Ve ona en büyük mucizeyi gösterdi.
G. Onan (Musa) Ona büyük ayeti gösterdi.
Ş. Piriş Ona en büyük mucizeyi/ayeti gösterdi.
Yusuf Ali (EN) Then did (Moses) show him the Great Sign.
M. Pickthall (EN) And he showed him the tremendous token.

(NÂZİÂT suresi 21. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

فَكَذَّبَ وَعَصَى

Okunuş Fekezzebe ve 'asa.
Diyanet Çevirisi Fakat o, Mûsâ’yı yalanladı ve isyan etti.
Diyanet Vakfı (O ise) hemen yalanladı ve isyan etti.
Elmalılı Orijinal Fakat o tekzîb etti, ısyan etti
Elmalılı Sade. 1 Fakat o, yalan dedi ve isyan etti.
Elmalılı Sade. 2 Fakat Firavun yalanladı, karşı geldi.
Ö. N. Bilmen O ise yalanladı ve isyan etti.
S. Ateş Fakat o yalanladı, karşı geldi.
A. Bulaç Fakat o, yalanladı ve isyan etti.
Muhammed Esed Ama (Firavun) o'nu yalanladı ve (hidayeti) şiddetle reddetti,
Y.N. Öztürk Ama o yalanladı, isyan etti.
S. Yıldırım Fakat o buna "yalan" dedi ve isyan etti.
Tefhimü-l Kuran Fakat o, yalanladı ve isyan etti.
Fizilalil Kuran Fakat o Musa'yı yalanladı, karşı geldi.
A. Gölpınarlı Oysa yalanlamıştı, karşı gelmişti.
H. S. Yeter (O ise) hemen yalanladı ve isyan etti.
A. Uğur (O ise) hemen yalanladı ve isyan etti.
G. Onan Fakat o, yalanladı ve isyan etti.
Ş. Piriş Fakat o yalanladı ve isyan etti.
Yusuf Ali (EN) But (Pharaoh) rejected it and disobeyed (guidance);
M. Pickthall (EN) But be denied and disobeyed,

(NÂZİÂT suresi 22. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَى

Okunuş Summe edbere yes'a.
Diyanet Çevirisi Sonra sırt dönüp koşarak gitti.
Diyanet Vakfı Sonra (inkâr için) olanca çabasını göstermek üzere sırtını döndü.
Elmalılı Orijinal Sonra koşarak idbara gitti
Elmalılı Sade. 1 Sonra koşarak ters yöne gitti.
Elmalılı Sade. 2 Sonra koşarak dönüp gitti.
Ö. N. Bilmen (22-23) Sonra da koşarak geriye döndü. Artık topladı da nidâ etti.
S. Ateş Sonra sırtını döndü; (Mûsâ'nın getirdiklerini iptal etmek için) çalışmağa koyuldu.
A. Bulaç Sonra (karşı yönde) çaba harcayıp sırtını döndü.
Muhammed Esed sonra da kaba bir şekilde (Musa'ya) sırtını döndü;
Y.N. Öztürk Sonra, sırtını döndü; koşuyordu.
S. Yıldırım Sonra sırtını dönüp Mûsâ’ya karşı bir çalışma içine girdi.
Tefhimü-l Kuran Sonra da (karşıt olarak) çaba harcayıp sırtını döndü.
Fizilalil Kuran Sonra sırtını döndü; çalışmağa koyuldu.
A. Gölpınarlı Sonra da geri dönmüştü de koşup gitmişti.
H. S. Yeter Sonra (inkâr için) olanca çabasını göstererek sırtını döndü.
A. Uğur Sonra (inkâr için) olanca çabasını göstererek sırtını döndü.
G. Onan Sonra (karşı yönde) çaba harcayıp sırtını döndü.
Ş. Piriş Sonra arkasını dönüp, koşmaya başladı.
Yusuf Ali (EN) Further, he turned his back, striving hard (against Allah).
M. Pickthall (EN) Then turned he away in haste,

(NÂZİÂT suresi 23. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

فَحَشَرَ فَنَادَى

Okunuş Fehaşere fenada.
Diyanet Çevirisi Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi:
Diyanet Vakfı Derhal (adamlarını) topladı ve (onlara) bağırdı:
Elmalılı Orijinal Derken mahşerini topladı da bağırdı:
Elmalılı Sade. 1 Derken toplayıp bağırdı!
Elmalılı Sade. 2 Derken adamlarını topladı da bağırdı:
Ö. N. Bilmen (22-23) Sonra da koşarak geriye döndü. Artık topladı da nidâ etti.
S. Ateş (Adamlarını) Topladı, (onlara) bağırdı:
A. Bulaç Sonunda (yardımcı güçlerini) topladı, seslendi;
Muhammed Esed daha sonra (ileri gelen adamlarını) topladı ve (halkını) çağırdı,
Y.N. Öztürk Derken, bir araya toplayıp bağırdı.
S. Yıldırım (23-24) Adamlarını topladı ve onlara: "Sizin en yüce rabbiniz benim!" dedi.
Tefhimü-l Kuran Sonunda (yardımcı güçlerini) topladı, seslendi;
Fizilalil Kuran Adamların: toplayıp seslendi:
A. Gölpınarlı Derken halkı toplamıştı da bağırmıştı.
H. S. Yeter Derhal (adamlarını) topladı ve (onlara) bağırdı:
A. Uğur Derhal (adamlarını) topladı ve (onlara) bağırdı:
G. Onan Sonunda (yardımcı güçlerini) topladı, seslendi;
Ş. Piriş Toplantı yapıp, şöyle seslendi:
Yusuf Ali (EN) Then he collected (his men) and made a proclamation,
M. Pickthall (EN) Then gathered he and summonedd

(NÂZİÂT suresi 24. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

فَقَالَ أَنَا رَبُّكُمُ الْأَعْلَى

Okunuş Fekale ene rabbukumul'a'la.
Diyanet Çevirisi “Ben, sizin en yüce Rabbinizim!” dedi.
Diyanet Vakfı Ben, sizin en yüce Rabbinizim! dedi.
Elmalılı Orijinal Benim en yüksek rabbınız, dedi
Elmalılı Sade. 1 Benim en büyük Rabbinizi dedi.
Elmalılı Sade. 2 «Ben sizin en yüce Rabbinizim» dedi.
Ö. N. Bilmen «Ben sizin en yüksek Rabbinizim,» dedi.
S. Ateş "Ben sizin en yüce Rabbinizim!" dedi.
A. Bulaç Dedi ki: "Sizin en yüce Rabbiniz benim."
Muhammed Esed ve onlara "Ben sizin en yüce rabbinizim!" dedi.
Y.N. Öztürk Dedi ki: "Ben sizin en yüce rabbinizim."
S. Yıldırım (23-24) Adamlarını topladı ve onlara: "Sizin en yüce rabbiniz benim!" dedi.
Tefhimü-l Kuran Dedi ki: «Sizin en yüce Rabbiniz benim.»
Fizilalil Kuran Sizin en yüce Rabbiniz benim dedi.
A. Gölpınarlı Ben, sizin en yüce Rabbinizim demişti.
H. S. Yeter Ben, sizin en yüce Rabbinizim! dedi.
A. Uğur Ben, sizin en yüce Rabbinizim! dedi.
G. Onan Dedi ki: "Sizin en yüce rabbiniz benim."
Ş. Piriş -Sizin en yüce Rabbi’niz/kralınız benim, dedi.
Yusuf Ali (EN) Saying, I am your Lord, Most High.
M. Pickthall (EN) And proclaimed: "I (Pharaoh) am your Lord the Highest"

(NÂZİÂT suresi 25. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

فَأَخَذَهُ اللَّهُ نَكَالَ الْآخِرَةِ وَالْأُولَى

Okunuş Feehazehullahu nekalel'ahireti vel'ula.
Diyanet Çevirisi Allah onu, ibret verici şekilde dünya ve âhiret cezasıyla cezalandırdı.
Diyanet Vakfı Allah onu, (herkese ibret olarak) dünya ve ahiret azabıyla cezalandırdı.
Elmalılı Orijinal Allah da onu tuttu sonuna önüne nekâl olmak üzere tenkîl ediverdi
Elmalılı Sade. 1 Allah da onu tuttu, sonuna ve önüne (ahirette ve dünyada) ibret olmak üzere bir cezaya çarptırdı.
Elmalılı Sade. 2 Allah da onu tuttu, dünya ve ahiret azabıyla yakalayıverdi.
Ö. N. Bilmen Fakat Allah, onu ahiretin de, dünyanın da ukûbetiyle yakaladı.
S. Ateş Allâh da onu, sonun ve ilkin (âhiretin ve dünyânın) azâbıyle cezâlandırdı.
A. Bulaç Böylelikle Allah onu, ahiret ve dünya azabıyla yakaladı.
Muhammed Esed Bunun üzerine Allah onu yakalayıp hesaba çekti (ve bunu) hem bu dünyada hem de öteki dünyada uyarıcı bir örnek yaptı.
Y.N. Öztürk Bunun üzerine Allah, onu sonraya ve önceye ibret olmak üzere bir ceza ile çarptı.
S. Yıldırım Allah da onu dünyada da, âhirette de şiddetle cezalandırdı.
Tefhimü-l Kuran Böylelikle Allah (c.c.) onu, ahiret ve dünya azabıyla yakaladı.
Fizilalil Kuran Allah bunun üzerine onu dünya ve ahiret azabına uğrattı.
A. Gölpınarlı Derken Allah onu, dünyâda da, âhirette de azaplandırarak helâk etmişti.
H. S. Yeter Allah onu, (herkese ibret olarak) dünya ve ahiret azabıyla cezalandırdı.
A. Uğur Allah onu, (herkese ibret olarak) dünya ve ahiret azabıyla cezalandırdı.
G. Onan Böylelikle Tanrı onu, ahiret ve dünya azabıyla yakaladı.
Ş. Piriş Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla yakaladı.
Yusuf Ali (EN) But Allah did punish him, (and made an) example of him, in the Hereafter, as in this life.
M. Pickthall (EN) So Allah seized him (and made him) an example for the after (life) and for the former.

(NÂZİÂT suresi 26. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

إِنَّ فِي ذَلِكَ لَعِبْرَةً لِّمَن يَخْشَى

Okunuş İnne fiy zalike le'ubreten limen yahşa.
Diyanet Çevirisi Şüphesiz bunda Allah’tan sakınıp korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.
Diyanet Vakfı Elbette bunda, korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.
Elmalılı Orijinal Şübhesiz ki bunda bir ıbret var, saygı duyacaklar için
Elmalılı Sade. 1 Şüphesiz ki, bunda saygı duyacaklar için bir ibret vardır.
Elmalılı Sade. 2 Kuşkusuz bunda, saygı duyacaklar için bir ibret vardır.
Ö. N. Bilmen Şüphe yok ki, bunda korkar olan kimse için elbette bir ibret vardır.
S. Ateş Şüphesiz bunda (Allah'tan) korkacak kimse için ibret vardır.
A. Bulaç Gerçekten bundan 'içi titreyerek korkacak' kimse için elbette bir ibret (ders) vardır.
Muhammed Esed Bunda, şüphesiz, (Allah'ın) ürperti ve korkusunu duyanlar için bir ibret vardır.
Y.N. Öztürk Kuşkusuz, bunda, içine ürperti düşen için tam bir ibret vardır.
S. Yıldırım Bu da Rabbini sayacak kimselere bir ibret oldu.
Tefhimü-l Kuran Gerçekten bundan, 'içi titreyerek korkacak' olan bir kimse için elbette bir ibret (ders) vardır.
Fizilalil Kuran Doğrusu bunda Allah'tan korkan kimseye ders vardır.
A. Gölpınarlı Şüphe yok ki bunda bir ibret var korkanlara.
H. S. Yeter Elbette bunda, korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.
A. Uğur Elbette bunda, korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.
G. Onan Gerçekten bundan 'içi titreyerek korkacak' kimse için elbette bir ibret (ders) vardır.
Ş. Piriş İşte bunda saygı ile korkan kimse için bir ibret vardır.
Yusuf Ali (EN) Verily in this is an instructive warning for whosoever feareth (Allah).
M. Pickthall (EN) Lo! herein is indeed a lesson for him who feareth.

(NÂZİÂT suresi 27. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

أَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ السَّمَاء بَنَاهَا

Okunuş Eentum eşeddu halkan emissema'u benaha.
Diyanet Çevirisi (Ey inkârcılar!) Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı? Onu Allah kurmuştur.
Diyanet Vakfı (27-29) Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti, onu yükseltip düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı.
Elmalılı Orijinal Sizmi daha çetinsiniz yaratılışça yoksa Semamı? O «Allah» onu bina etti
Elmalılı Sade. 1 Siz mi yaratılışça daha çetinsiniz, yoksa gökyüzü mü? Onu O «Allah» bina etti.
Elmalılı Sade. 2 Yaratılışça siz mi daha çetinsiniz, yoksa gök mü? Onu Allah bina etti.
Ö. N. Bilmen Sizler mi yaradılış itibariyle daha çetinsiniz, yoksa gök mü ki, onu binâ etti?
S. Ateş Yaratılışça siz mi daha çetinsiniz, yoksa gök mü? (Allâh) onu yaptı.
A. Bulaç Yaratmak bakımından siz mi daha güçsünüz yoksa gök mü? (Allah) Onu bina etti.
Muhammed Esed (EY İNSANLAR!) Sizi yaratmak, göğü yaratmış olan Allah için daha mı zordur?
Y.N. Öztürk Siz mi daha zorsunuz yaratılışça, gök mü?
S. Yıldırım Siz ey haşri inkâr edenler: Düşünün, sizi yeniden yaratmak mı zor, yoksa gök âlemini mi?İşte bakın: Allah onu nasıl da sağlam bina etti!
Tefhimü-l Kuran Yaratmak bakımından siz mi daha güçsünüz yoksa gök mü? (Allah) Onu bina etmiştir.
Fizilalil Kuran Ey inkarcılar!Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı?
A. Gölpınarlı Sizi yaratmak mı daha güç sizce, yoksa göğü yaratmak mı? Onu kurdu.
H. S. Yeter Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti,
A. Uğur Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti,
G. Onan Yaratmak bakımından siz mi daha güçsünüz yoksa gök mü? (Tanrı) Onu bina etti.
Ş. Piriş Sizi mi (yeniden) yaratmak daha güçtür; yoksa göğü mü? Onu bina etti.
Yusuf Ali (EN) What! Are ye the more difficult to create or the heaven (above)? (Allah) hath constructed it:
M. Pickthall (EN) Are ye the harder to create, or is the heaven that He built?

(NÂZİÂT suresi 28. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّاهَا

Okunuş Refe'a semkeha fesevvaha.
Diyanet Çevirisi Onu yükseltmiş ve ona düzen ve âhenk vermiştir.
Diyanet Vakfı (27-29) Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti, onu yükseltip düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı.
Elmalılı Orijinal Boyuna irtifa' verdi. Nizamına koydu
Elmalılı Sade. 1 Boyuna yükseklik verdi, nizamına koydu.
Elmalılı Sade. 2 Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu.
Ö. N. Bilmen Onun yükseklik miktarı yükseltti, sonra onu tesviye kıldı.
S. Ateş Kalınlığını (tavanını) yükseltti, onu düzenledi.
A. Bulaç Boyunu yükseltti, ona belli bir düzen verdi.
Muhammed Esed O, gök-kubbeyi yükseltmiş ve ona gerektiği gibi biçim vermiştir;
Y.N. Öztürk Onu O yapıp kurdu. Onun boyunu yükseltti; ardından ona ahenk ve düzen verdi.
S. Yıldırım Allah onu direksiz yükseltti ve kusursuz işleyen bir sisteme bağladı.
Tefhimü-l Kuran Onun boyunu yükseltti, ona belli bir düzen verdi.
Fizilalil Kuran Ki Allah onu bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.
A. Gölpınarlı Tavanını yücelti, düzüp koştu.
H. S. Yeter Onu yükseltti, düzene koydu ,
A. Uğur Onu yükseltti, düzene koydu,
G. Onan Boyunu yükseltti, ona belli bir düzen verdi.
Ş. Piriş Yükseklere kaldırdı ve düzenledi.
Yusuf Ali (EN) On high hath He raised its canopy, and He hath given it order and perfection.
M. Pickthall (EN) He raised the height thereof and ordered it;

(NÂZİÂT suresi 29. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَاهَا

Okunuş Ve ağtaşe leyleha ve ahrece duhaha.
Diyanet Çevirisi O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı.
Diyanet Vakfı (27-29) Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti, onu yükseltip düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı.
Elmalılı Orijinal Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı
Elmalılı Sade. 1 Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı.
Elmalılı Sade. 2 Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı.
Ö. N. Bilmen (29-31) Ve gecesini karanlık etti, gündüzünü de çıkardı (aydınlattı). Ve ondan sonra da yeri yaydı. Ondan suyunu ve otlağını çıkarıverdi.
S. Ateş Gecesini örtüp kararttı, kuşluğunu (güneşinin ışığını) açığa çıkardı.
A. Bulaç Gecesini kararttı, kuşluğunu açığa-çıkardı.
Muhammed Esed onun gecesini karanlık yapmış ve gündüzünü aydınlatmıştır.
Y.N. Öztürk Gecesini kararttı, kuşluğunu ortaya çıkardı.
S. Yıldırım Gecesini karanlık, gündüzünü parlak şekilde açığa çıkardı.
Tefhimü-l Kuran Gecesini kararttı, kuşluğunu açığa-çıkardı.
Fizilalil Kuran Gecesini karanlık yapmıştır. Gündüzünü aydınlatmıştır.
A. Gölpınarlı Ve gecesini kararttı, kuşluk çağını meydana çıkarttı.
H. S. Yeter Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı.
A. Uğur Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı.
G. Onan Gecesini kararttı, kuşluğunu açığa-çıkardı.
Ş. Piriş Gecesini karanlık yaptı, gündüzünü aydınlığa çıkardı.
Yusuf Ali (EN) Its night doth He endow with darkness, and its splendour doth He bring out (with light).
M. Pickthall (EN) And He made dark the night thereof, and He brought forth the morn thereof.

(NÂZİÂT suresi 30. ayet)          (Resmi:79/İniş:81/Alfabetik:78)

وَالْأَرْضَ بَعْدَ ذَلِكَ دَحَاهَا

Okunuş Vel'arda ba'de zalike dehaha.
Diyanet Çevirisi Ardından yeri düzenleyip döşedi.
Diyanet Vakfı (30-33) Ondan sonra da yerküreyi döşedi. Kendiniz ve hayvanlarınız için bir faydalanma olmak üzere, yerden suyunu ve otlağını çıkardı ve dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.
Elmalılı Orijinal Ondan sonra da arzı döşedi
Elmalılı Sade. 1 Ondan sonra da yeryüzünü döşedi.
Elmalılı Sade. 2 Bundan sonra da yeryüzünü döşedi.
Ö. N. Bilmen (29-31) Ve gecesini karanlık etti, gündüzünü de çıkardı (aydınlattı). Ve ondan sonra da yeri yaydı. Ondan suyunu ve otlağını çıkarıverdi.
S. Ateş Bundan sonra da yeri yayıp yuvarlattı.
A. Bulaç Bundan sonra yeryüzünü serip döşedi.
Muhammed Esed Ve ardından yeri düzenleyip yaymıştır,
Y.N. Öztürk Bundan sonra da yeri yayıp deve kuşu yumurtası biçiminde yuvarlattı.
S. Yıldırım Sonra da yeri döşeyip yerleşmeye hazırladı.
Tefhimü-l Kuran Bundan sonra yeryüzünü serip döşedi.
Fizilalil Kuran Ardından yeri düzenlemiştir.
A. Gölpınarlı Ve yeryüzünü de bundan sonra yaydı, döşedi.
H. S. Yeter Ondan sonra da yerküreyi döşedi,
A. Uğur Ondan sonra da yerküreyi döşedi,
G. Onan Bundan sonra yeryüzünü serip döşedi.
Ş. Piriş Ve yeri, bundan sonra yaydı.
Yusuf Ali (EN) And the earth, moreover, hath He extended (to a wide expanse);
M. Pickthall (EN) And after that He spread the earth,


Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Yorum yaz!