Neml (67-78)

(NEML suresi 67. ayet)          (Resmi:27/İniş:48/Alfabetik:81)

وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَئِذَا كُنَّا تُرَابًا وَآبَاؤُنَا أَئِنَّا لَمُخْرَجُونَ

Okunuş Ve kalellezine keferu e iza künna türabev ve abaüna einna le muhracun
Diyanet Çevirisi İnkâr edenler dediler ki: “Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi, gerçekten bizler mi (diriltilip) çıkarılacağız?”
Diyanet Vakfı İnkârcılar dediler ki: Sahi, biz ve atalarımız, toprak olduktan sonra, gerçekten (diriltilip) çıkarılacak mıyız?
Elmalılı Orijinal Ve o küfredenler şöyle dediler: bir toprak olduğumuz vakıt mı biz ve atalarımız? Hakıkaten bizler mutlak çıkarılacak mıyız?
Elmalılı Sade. 1 Ve o küfredenler dediler ki: «Biz ve atalarımız toprak olduğumuz zaman mı, gerçekten biz mutlaka yeniden diriltilecek miyiz?
Elmalılı Sade. 2 İnkârcılar dediler ki: «Sahi biz ve atalarımız toprak olduktan sonra gerçekten (diriltilip) çıkarılacak mıyız?»
Ö. N. Bilmen Ve kâfir olanlar dedi ki: «Biz ve atalarımız toprak olduğumuz vakit mi, muhakkak bizler elbette (kabirlerimizden) çıkarılmış olacak mıyız?»
S. Ateş İnkâr edenler dediler ki: "Biz de babalarımız da toprak olduktan sonra mı, biz mi (diriltilip) çıkarılacağız?"
A. Bulaç İnkâr edenler dedi ki: "biz ve atalarımız toprak olduktan sonra mı, gerçekten biz mi dirilip-çıkartılacakmışız?"
Muhammed Esed Bunun içindir ki, hakkı inkara şartlanmış olan kimseler: "Nasıl yani, biz ve atalarımız toz toprak olduktan sonra (topraktan yeniden) çıkarılacağız, öyle mi?" diyorlar.
Y.N. Öztürk İnkârcılar dediler ki: "Biz ve atalarımız toprak olduktan sonra, gerçekten biz bundan sonra ortaya mı çıkarılacağız?"
S. Yıldırım Bunun içindir ki kâfirler: "Sahi!" dediler, "Biz de babalarımız da ölüp toz toprak olduktan sonra, biz mi diriltilip kabirden çıkarılacağız?"
Tefhimü-l Kuran Küfre sapanlar dedi ki: «Biz ve atalarımız toprak olduktan sonra mı, gerçekten biz mi dirilip-çıkartılacakmışız.»
Fizilalil Kuran Kâfirler dediler ki; «Bizler ve atalarımız, toprak olduktan sonra yeniden mi diriltileceğiz?»
A. Gölpınarlı Ve kâfir olanlar, derler ki: Biz ve atalarımız, toprak olduktan sonra mı mezarlarımızdan çıkarılacağız?
H. S. Yeter İnkârcılar dediler ki: Sahi, biz ve atalarımız, toprak olduktan sonra, gerçekten (diriltilip) çıkarılacak mıyız?
A. Uğur İnkârcılar dediler ki: Sahi, biz ve atalarımız, toprak olduktan sonra, gerçekten (diriltilip) çıkarılacak mıyız?
G. Onan Küfredenler dedi ki: "Biz ve atalarımız toprak olduktan sonra mı, gerçekten biz mi dirilip-çıkartılacakmışız?"
Ş. Piriş İnkar edenler: -Biz ve atalarımız, toprak olduktan sonra (mezarlarımızdan) mı çıkarılacağız? dediler.
Yusuf Ali (EN) The Unbelievers say: What! When we become dust, we and our fathers, shall we really be raised (from the dead)?
M. Pickthall (EN) Yet those who disbelieve say: When we have become dust like our fathers, shall we verily be brought forth (again)?

(NEML suresi 68. ayet)          (Resmi:27/İniş:48/Alfabetik:81)

لَقَدْ وُعِدْنَا هَذَا نَحْنُ وَآبَاؤُنَا مِن قَبْلُ إِنْ هَذَا إِلَّا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ

Okunuş Le kad vüidna haza nahnü ve abaüna min kablü in haza illa esatiyrul evvelin
Diyanet Çevirisi “Andolsun, bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.”
Diyanet Vakfı Andolsun ki, bu tehdit bize yapıldığı gibi, daha önce atalarımıza da yapılmıştır. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.
Elmalılı Orijinal Yemin ederiz ki bu bize de va'dolundu bundan evvel atalarımıza da, bu, eskilerin esatîrinden başka bir şey değil
Elmalılı Sade. 1 Yemin ederiz ki, bu tehdit bize de bundan önce atalarımıza da yapıldı. Bu, eskilerin masallarından başka birşey değildir.»
Elmalılı Sade. 2 «And olsun ki, bu tehdit bize yapıldığı gibi, daha önce atalarımıza da yapılmıştır. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.»
Ö. N. Bilmen Andolsun ki, bu bize ve evvelce atalarımıza da vaad olunmuştur. Bu evvelkilerin efsanelerinden başka değildir.
S. Ateş "Bu tehdid, bize de; önceden atalarımıza da yapıldı. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."
A. Bulaç "Andolsun, bu (azab ve dirilme tehdidi), bize ve daha önce atalarımıza va'dolunmuştur. Bu, olsa olsa geçmişlerin uydurma masallarından başkası değildir."
Muhammed Esed "Gerçek şu ki, bu bize ve atalarımıza daha önce de vaad edilmişti; eskilerin masallarından, efsanelerinden başka bir şey değil bu!"
Y.N. Öztürk "Yemin olsun, bununla şimdi biz, önceden de atalarımız tehdit edildi. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değil."
S. Yıldırım "Bize de, daha önce babalarımıza da bu dirilme, vâd edilip durdu. Bu, önceki insanların masallarından başka bir şey değildir!"
Tefhimü-l Kuran «Andolsun, bu (azab ve dirilme tehdidi), bize ve daha önce atalarımıza va'dolunmuştur. Bu, olsa olsa geçmişlerin uydurma-masallarından başkası değildir.»
Fizilalil Kuran Bu tehdit gerek bize ve gerekse atalarımıza daha önce de yapılmıştı. Bu, eskilerin masalarından başka bir şey değildir.
A. Gölpınarlı Andolsun ki bu, bize de vaadedilmiştir, daha önce atalarımıza da vaadedilmişti; fakat bu, gelip geçenlere âit bir masal ancak.
H. S. Yeter Andolsun ki, bu tehdit bize yapıldığı gibi, daha önce atalarımıza da yapılmıştır. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.
A. Uğur Andolsun ki, bu tehdit bize yapıldığı gibi, daha önce atalarımıza da yapılmıştır. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.
G. Onan "Andolsun, bu (azab ve dirilme tehdidi) bize ve daha önce atalarımıza vaadolunmuştur. Bu, olsa olsa geçmişlerin uydurma masallarından başkası değildir."
Ş. Piriş Bize de; daha önceki atalarımıza da bu vaat edilmişti. Ama bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir.
Yusuf Ali (EN) It is true we were promised this, we and our fathers before (us): these are nothing but tales of the ancients.
M. Pickthall (EN) We were promised this, forsooth, we and our fathers. (All) this is naught but fables of the men of old.

(NEML suresi 69. ayet)          (Resmi:27/İniş:48/Alfabetik:81)

قُلْ سِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَانظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِمِينَ

Okunuş Kul siru fil erdi fenzuru keyfe kane akibetül mücrimin
Diyanet Çevirisi De ki: “Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.”
Diyanet Vakfı De ki: Yeryüzünde gezin de, günahkârların âkıbeti nice oldu, görün!
Elmalılı Orijinal De ki; hele, Arzda bir gezinin de bakın mücrimlerin akıbeti nasıl olmuş?
Elmalılı Sade. 1 De ki: «Hele yeryüzünde bir dolaşın da bakın suçluların sonu ne olmuş?
Elmalılı Sade. 2 De ki: «Hele bir yeryüzünde gezin de, günahkarların sonu nice oldu, bir bakın!»
Ö. N. Bilmen De ki: «Yeryüzünde yürüyünüz de bakınız ki, günahkârların akibeti nasıl olmuştur.»
S. Ateş De ki: "Yeryüzünde yürüyün de suçluların sonunun nasıl olduğunu görün."
A. Bulaç De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, suçlu-günahkarların nasıl bir sona uğradıklarını görün"
Muhammed Esed De ki: "Yeryüzünde dolaşın da (böyle diyerek) günaha gömülüp gitmiş olanların sonunu görün!"
Y.N. Öztürk De ki: "Yeryüzünde dolaşın da bir bakın nice olmuştur günahkârların sonu!"
S. Yıldırım De ki: "Hele dünyayı bir dolaşın da suçlu kâfirlerin âkıbetleri nasıl olmuş görün!"
Tefhimü-l Kuran De ki: «Yeryüzünde gezip dolaşın da, suçlu-günahkârların nasıl bir sona uğradıkların bir görün»
Fizilalil Kuran Onlara de ki; «Yeryüzünü geziniz de ağır suçluların sonunun nice olduğunu görünüz.»
A. Gölpınarlı De ki: Gezin yeryüzünde de bakın, görün, ne olmuş mücrimlerin sonu.
H. S. Yeter De ki: Yeryüzünde gezin de, günahkârların âkıbeti nice oldu, görün!
A. Uğur De ki: Yeryüzünde gezin de, günahkârların âkıbeti nice oldu, görün!
G. Onan De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, suçlu-günahkarların nasıl bir sona uğradıklarını görün."
Ş. Piriş -Yeryüzünde yürüyün ve bakın, günahkarların sonu nasıl olmuştur? de!
Yusuf Ali (EN) Say: Go ye through the earth and see what has been the end of those guilty (of sin).
M. Pickthall (EN) Say (unto them, O Muhammad): Travel in the land and see the nature of the sequel for the guilty!

(NEML suresi 70. ayet)          (Resmi:27/İniş:48/Alfabetik:81)

وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَلَا تَكُن فِي ضَيْقٍ مِّمَّا يَمْكُرُونَ

Okunuş Ve la tahzen aleyhim ve la tekün fi daykim mimma yemkürun
Diyanet Çevirisi Onlardan yana üzülme. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme.
Diyanet Vakfı (Resûlüm!) Onların yüzünden tasalanma, kurmakta oldukları tuzaklardan ötürü sıkıntı duyma.
Elmalılı Orijinal Ve onlara karşı mahzun olma, yaptıkları mekirlerden bir darlığa da düşme
Elmalılı Sade. 1 Onlara karşı üzülme ve yaptıkları hileler yüzünden bir darlığa düşme!
Elmalılı Sade. 2 (Habibim!) Onlara karşı mahzun olma, kurmakta oldukları tuzaklardan ötürü de sıkıntı duyma!
Ö. N. Bilmen Ve onlara karşı mahzun olma ve onların hilelerinden dolayı bir darlığa düşme.
S. Ateş (Ey Muhammed) onlar(ın sözlerin)e üzülme, tuzak kurmalarından da sıkılma.
A. Bulaç Sen, onlara karşı hüzne kapılma ve kurdukları tuzaklardan dolayı sıkıntı içinde olma.
Muhammed Esed Fakat sen yine de onlar için kaygılanma; (Allah'ın mesajlarına karşı) ileri sürdükleri asılsız iddialardan ötürü de canını sıkma.
Y.N. Öztürk Onlar yüzünden tasalanma. Kurmakta oldukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme.
S. Yıldırım Sen onlardan ötürü sakın üzülme ve onların kuracakları tuzaklardan dolayı asla tasalanma!
Tefhimü-l Kuran Sen, onlara karşı hüzne kapılma ve onların kurmakta oldukları tuzaklardan dolayı da sıkıntı içinde olma.
Fizilalil Kuran Ey Muhammed, onlar için üzülme ve sana kurdukları tuzaklarda canını sıkmasın.
A. Gölpınarlı Ve üzülme onlar için ve daralma kurdukları düzenlerden.
H. S. Yeter (Resûlüm!) Onların yüzünden tasalanma, kurmakta oldukları tuzaklardan ötürü sıkıntı duyma.
A. Uğur (Resûlüm!) Onların yüzünden tasalanma, kurmakta oldukları tuzaklardan ötürü sıkıntı duyma.
G. Onan Sen, onlara karşı hüzne kapılma ve kurdukları tuzaklardan dolayı sıkıntı içinde olma.
Ş. Piriş Onlar için üzülme, kurdukları tuzaklardan da sıkıntıya düşme!
Yusuf Ali (EN) But grieve not over them, nor distress thyself because of their plots.
M. Pickthall (EN) And grieve thou not for them, nor be in distress because of what they plot (against thee).

(NEML suresi 71. ayet)          (Resmi:27/İniş:48/Alfabetik:81)

وَيَقُولُونَ مَتَى هَذَا الْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ

Okunuş Ve yekulune meta hazel va'dü in küntüm sadikiyn
Diyanet Çevirisi Onlar, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.
Diyanet Vakfı Onlar: Eğer doğru sözlü iseniz (söyleyin bakalım) bu tehdit ne zaman gerçekleşecek? derler.
Elmalılı Orijinal Bir de ne zaman bu va'd gerçek iseniz? diyorlar
Elmalılı Sade. 1 Bir de: «Bu vaad ne zaman, eğer doğru söylüyorsanız?» diye soruyorlar.
Elmalılı Sade. 2 Bir de, «Eğer doğru söylüyorsanız bu vaad (ettiğiniz azab) hani, ne zaman?» derler.
Ö. N. Bilmen Ve derler ki: «Bu vaad ne zamandır? Eğer siz doğru sözlü kimseler oldunuz iseniz (haber veriniz bakalım).»
S. Ateş "Doğru iseniz bu tehdid(ettiğiniz azâb) ne zaman (gelecek)?" diyorlar.
A. Bulaç Derler ki: "Eğer doğruyu söylüyor iseniz, bu va'dolunan (azab) ne zaman?"
Muhammed Esed Ve "Eğer doğru sözlü kimselerseniz, (söyleyin siz ey inananlar,) bu (ölümden sonra diriliş) vaadi ne zaman gerçekleşecek?" diye sordukları (zaman),
Y.N. Öztürk "Eğer doğru sözlülerseniz, bu vaat ne zaman?" derler.
S. Yıldırım "İddianızda doğru iseniz bu vaad ne zaman gerçekleşecek?" derler.
Tefhimü-l Kuran Derler ki: «Eğer doğruyu söyleyenler iseniz, bu va'dolunan (azab) ne zaman?»
Fizilalil Kuran Eğer doğru söylüyorsanız bize yönelttiğiniz tehdit ne zaman gerçekleşecek? diyorlar.
A. Gölpınarlı Ve derler ki: Bu vait, ne vakit yerine gelecek doğru söylüyorsanız.
H. S. Yeter Onlar: Eğer doğru sözlü iseniz (söyleyin bakalım) bu tehdit ne zaman gerçekleşecek? derler.
A. Uğur Onlar: Eğer doğru sözlü iseniz (söyleyin bakalım) bu tehdit ne zaman gerçekleşecek? derler.
G. Onan Derler ki: "Eğer doğruyu söylüyor iseniz, bu vaadolunan (azab) ne zaman."
Ş. Piriş -Eğer, doğru söylüyorsanız, bu vaat ne zaman? derler.
Yusuf Ali (EN) They also says: When will this promise (come to pass)? (Say) if ye are truthful.
M. Pickthall (EN) And they say: When (will) this promise (be fulfilled), if ye are truthful?

(NEML suresi 72. ayet)          (Resmi:27/İniş:48/Alfabetik:81)

قُلْ عَسَى أَن يَكُونَ رَدِفَ لَكُم بَعْضُ الَّذِي تَسْتَعْجِلُونَ

Okunuş Kul asa ey yekune radife leküm ba'dullezi testa'cilun
Diyanet Çevirisi De ki: “Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır.”
Diyanet Vakfı De ki: Çabucak gelmesini istediğiniz şeyin (azabın) bir kısmı herhalde yakında başınıza gelecektir.
Elmalılı Orijinal De ki: «belki o ivdiğinizin bir kısmı ensenize binmiş bulunuyor»
Elmalılı Sade. 1 De ki: «Belki de çabuk gelmesini istediğiniz o azabın bir kısmı ensenize binmiş bulunuyor.»
Elmalılı Sade. 2 De ki: «Çabucak gelmesini istediğiniz şeyin (azabın) bir kısmı herhalde yakında ensenize binecektir.»
Ö. N. Bilmen De ki: «O acele istediğiniz şeyin bir kısmı belki de sizin ardınıza takılmış bulunmaktadır.»
S. Ateş De ki: "Belki de acele ettiğiniz(azâb)ın bir kısmı ardınıza takılmıştır, bile."
A. Bulaç De ki: "Belki de acele etmekte olduğunuzun (azabın) bir kısmı size yetişmiştir bile."
Muhammed Esed de ki: "O çarçabuk gelmesini istediğiniz azabın bir kısmı belki de peşinize düşmüştür bile..."
Y.N. Öztürk De ki: "Acele isteyip durduğunuzun bir kısmı belki de arkanıza takılmıştır."
S. Yıldırım De ki: "Acele ile istediğiniz o azabın bir kısmı belki de ensenize binmek üzeredir."
Tefhimü-l Kuran De ki: «Belki de acele etmekte olduğunuzun (azabın) bir kısmı size yetişmiştir bile.»
Fizilalil Kuran Onlara de ki; «Bir an önce gerçekleşsin diye sabırsızlandığınız azabın bir bölümü belki de yanı başınızdadır.
A. Gölpınarlı De ki: Çarçabuk gelip çatmasını dilediğiniz o azâbın birazcığı neredeyse gelmek üzere size.
H. S. Yeter De ki: Çabucak gelmesini istediğiniz şeyin (azabın) bir kısmı herhalde yakında başınıza gelecektir.
A. Uğur De ki: Çabucak gelmesini istediğiniz şeyin (azabın) bir kısmı herhalde yakında başınıza gelecektir.
G. Onan De ki: "Belki de acele etmekte olduğunuzun (azabın) bir kısmı size yetişmiştir bile."
Ş. Piriş -’Acele istediğiniz şeyin bir kısmının peşinizde olması ümit edilir’, de!
Yusuf Ali (EN) Say: It may be that some of the events which ye wish to hasten on may be (close) in your pursuit!
M. Pickthall (EN) Say: It may be that a part of that which ye would hasten on is close behind you.

(NEML suresi 73. ayet)          (Resmi:27/İniş:48/Alfabetik:81)

وَإِنَّ رَبَّكَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى النَّاسِ وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَشْكُرُونَ

Okunuş Ve inne rabbeke le zu fadlin alen nasi ve lakinne ekserahüm la yeşkürun
Diyanet Çevirisi Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak onların çoğu şükretmezler.
Diyanet Vakfı Şüphesiz Rabbin, insanlara karşı lütuf sahibidir; fakat insanların çoğu şükretmezler.
Elmalılı Orijinal Ve her halde rabbın insanlara karşı mutlak bir fazıl sahıbidir ve lâkin onların ekserisi şükretmezler
Elmalılı Sade. 1 Muhakkak Rabbin, insanlara karşı mutlak bir nimet sahibidir; fakat onların çoğu şükretmezler.
Elmalılı Sade. 2 Şüphesiz Rabbin, insanlara karşı lütuf sahibidir; fakat insanların çoğu şükretmezler.
Ö. N. Bilmen Ve şüphe yok ki, senin Rabbin nâsa karşı elbette kerem sahibidir. Fakat onların ekserisi şükretmezler.
S. Ateş Şüphesiz Rabbin, insanlara karşı lutuf sâhibidir, fakat çokları şükretmezler.
A. Bulaç Şüphesiz, senin Rabbin, insanlara karşı büyük lütuf (fazl) sahibidir, ancak insanların çoğu şükretmiyorlar.
Muhammed Esed İmdi, gerçek şu ki, senin Rabbin insanlara karşı sınırsız lütuf sahibidir; ne var ki onlardan çoğu şükretmez.
Y.N. Öztürk Senin Rabbin, insanlara karşı gerçekten lütufkârdır; fakat çokları şükretmezler.
S. Yıldırım Doğrusu senin Rabbin, insanlara karşı büyük lütuf sahibidir.Fakat insanların çoğu O’na şükretmezler.
Tefhimü-l Kuran Hiç şüphesiz, senin Rabbin, insanlara karşı büyük lütuf (fazl) sahibidir, ancak insanların çoğu şükretmiyorlar.
Fizilalil Kuran Kuşku yok ki senin Rabb'in insanlara karşı lütufkârdır, ama onların çoğunluğu O'na şükretmezler.
A. Gölpınarlı Ve şüphe yok ki Rabbin, insanlara lütuf ve ihsân sâhibidir, fakat çoğu şükretmez.
H. S. Yeter Şüphesiz Rabbin, insanlara karşı lütuf sahibidir; fakat insanların çoğu şükretmezler.
A. Uğur Şüphesiz Rabbin, insanlara karşı lütuf sahibidir; fakat insanların çoğu şükretmezler.
G. Onan Şüphesiz, senin rabbin, insanlara karşı büyük lütuf (fazl) sahibidir; ancak insanların çoğu şükretmiyorlar.
Ş. Piriş Şüphesiz Rabbin, insanlara karşı lütuf sahibidir. Fakat, onların çoğu şükretmezler.
Yusuf Ali (EN) But verily thy Lord is full of Grace to mankind: yet most of them are ungrateful.
M. Pickthall (EN) Lo! thy Lord is full of bounty for mankind, but most of them do not give thanks.

(NEML suresi 74. ayet)          (Resmi:27/İniş:48/Alfabetik:81)

وَإِنَّ رَبَّكَ لَيَعْلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمْ وَمَا يُعْلِنُونَ

Okunuş Ve inne rabbeke le ya'lemü ma tükinnü suduruhüm ve ma yu'linun
Diyanet Çevirisi Şüphesiz senin Rabbin, onların kalplerinin gizlediği şeyleri de, açığa çıkardıklarını da mutlaka bilir.
Diyanet Vakfı Rabbin elbette onların kalplerinin gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.
Elmalılı Orijinal Halbuki sîneleri ne gizliyor ve ne i'lân ediyorlar rabbın her halde hepsini biliyor
Elmalılı Sade. 1 Oysaki, Rabbin onların sineleri ne gizliyor ve ne açıklıyorlarsa hepsini mutlaka biliyor.
Elmalılı Sade. 2 Rabbin elbette onların sinelerinin gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.
Ö. N. Bilmen Ve şüphe yok ki, senin Rabbin onların sinelerinin neyi sakladığını ve neyi ilan ettiklerini elbette bilir.
S. Ateş Ve Rabbin elbette onların göğüslerinin gizlediğini de, açığa vurduklarını da bilir.
A. Bulaç Ve şüphesiz, senin Rabbin, sinelerinin gizli tuttuklarını ve açığa vurduklarını kesin olarak bilmektedir.
Muhammed Esed Ve yine senin Rabbin onların kalplerinin gizlediği şeyleri de, açığa vurduğu şeyleri de bütünüyle bilmektedir;
Y.N. Öztürk Ve senin Rabbin, onların göğüslerinin sakladığını da açığa vurduğunu da çok iyi bilir.
S. Yıldırım Rabbin, onların gerek sinelerinin sakladığı, gerek açığa vurdukları her şeyi tamamen bilmektedir.
Tefhimü-l Kuran Ve şüphesiz, senin Rabbin, onların sinelerinin gizli tutmakta olduklarını da, açığa vurduklarını da kesin olarak bilmektedir.
Fizilalil Kuran Kuşku yok ki, senin Rabb'in onların gerek içlerinde sakladıkları ve gerekse açığa vurdukları tüm duyguları bilir.
A. Gölpınarlı Ve şüphe yok ki Rabbin, gönüllerinde gizlediklerini de bilir elbette, açığa vurduklarını da.
H. S. Yeter Rabbin elbette onların kalplerinin gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.
A. Uğur Rabbin elbette onların kalplerinin gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.
G. Onan Ve şüphesiz, senin rabbin, sinelerinin gizli tuttuklarını ve açığa vurduklarını kesin olarak bilmekledir.
Ş. Piriş Rabbin, onların içlerinde gizlediklerini de, açığa vurduklarını da elbette bilir.
Yusuf Ali (EN) And verily thy Lord knoweth all that their hearts do hide, as well as all that they reveal.
M. Pickthall (EN) Lo! thy Lord knoweth surely all that their bosoms hide, and all that they proclaim.

(NEML suresi 75. ayet)          (Resmi:27/İniş:48/Alfabetik:81)

وَمَا مِنْ غَائِبَةٍ فِي السَّمَاء وَالْأَرْضِ إِلَّا فِي كِتَابٍ مُّبِينٍ

Okunuş Ve ma min ğaibetin fis semai vel erdi illa fi kitabim mübin
Diyanet Çevirisi Gökte ve yerde gâib (gizli) hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) olmasın.
Diyanet Vakfı Gökte ve yerde göze görünmeyen hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir kitapta (levh-i mahfuzda) bulunmasın.
Elmalılı Orijinal Ve Yerde, Gökte hiç bir gâib yoktur ki açık bir kitabda olmasın
Elmalılı Sade. 1 Gökte ve yerde açık bir kitapta bulunmayan hiçbir gizli şey yoktur.
Elmalılı Sade. 2 Gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Lehv- i mahfuzda) bulunmasın.
Ö. N. Bilmen Ve gökte ve yerde bir gaib (bir gizlenmiş şey) yoktur ki, illâ apaçık bir kitapta (yazılmış)dır.
S. Ateş Gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitapta olmasın.
A. Bulaç Gökte ve yerde gizli olan hiç bir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) olmasın.
Muhammed Esed göklerde ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki (O'nun yarattığı alem için koyduğu) yasalar ve ilkeler örgüsünde yeri olmasın.
Y.N. Öztürk Yerde ve gökte hiçbir gayb yoktur ki, açıklayıcı bir Kitap'ta olmasın.
S. Yıldırım Gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta yer almasın.
Tefhimü-l Kuran Gökte ve yerde gizli olan hiç bir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) olmasın.
Fizilalil Kuran Göklerdeki ve yeryüzündeki bütün bilinmezler, tüm sırlar mutlaka apaçık kitapta yer alır.
A. Gölpınarlı Gökte ve yeryüzünde hiçbir gizli şey yoktur ki apaçık kitapta tespît edilmemiş olsun.
H. S. Yeter Gökte ve yerde göze görünmeyen hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir kitapta (levhi mahfuzda) bulunmasın.
A. Uğur Gökte ve yerde göze görünmeyen hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir kitapta (levhi mahfuzda) bulunmasın.
G. Onan Gökte ve yerde gizli olan hiç bir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) olmasın.
Ş. Piriş Gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta olmasın.
Yusuf Ali (EN) Nor is there aught of the Unseen, in heaven or earth, but is (recorded) in a clear record.
M. Pickthall (EN) And there is nothing hidden in the heaven or the earth but it is in a clear Record.

(NEML suresi 76. ayet)          (Resmi:27/İniş:48/Alfabetik:81)

إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ يَقُصُّ عَلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ أَكْثَرَ الَّذِي هُمْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

Okunuş İnne hazel kur'ane yekussu ala beni israile ekserallezi hüm fihi yahtelifun
Diyanet Çevirisi Şüphesiz bu Kur’an, İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu açıklıyor.
Diyanet Vakfı Doğrusu bu Kur'an, İsrailoğullarına, hakkında ihtilâf edegeldikleri şeylerin pek çoğunu anlatmaktadır.
Elmalılı Orijinal Haberiniz olsun ki bu Kur'an Benî İsraîle ihtilâf edip durdukları şeylerin ekserisini anlatır
Elmalılı Sade. 1 Haberiniz olsun ki, bu Kur'an İsrail oğullarına, ihtilaf edip durdukları şeylerin pek çoğunu anlatır.
Elmalılı Sade. 2 Haberiniz olsun ki bu Kur'ân, İsrail oğullarına, hakkında ihtilaf edegeldikleri şeylerin pek çoğunu anlatmaktadır.
Ö. N. Bilmen Muhakkak ki bu Kur'an, İsrailoğullarına karşı kendisinde ihtilâf eder oldukları şeylerin ekserisini anlatır.
S. Ateş Bu Kur'an, İsrâil oğullarına, kendilerinin ayrılığa düştükleri şeylerin birçoğunu anlatmaktadır.
A. Bulaç Gerçek şu ki, bu Kur'an, İsrailoğullarına hakkında ayrılığa düştükleri şeylerin bir çoğunu aktarıp anlatıyor.
Muhammed Esed BU KURAN'IN, İsrailoğulları'nın üzerinde anlaşmazlığa düştükleri pek çok meseleyi açıklığa kavuşturduğu ortadadır.
Y.N. Öztürk Hiç kuşkunuz olmasın ki bu Kur'an, İsrailoğullarına, ihtilafa düştükleri şeylerin birçoğunu anlatıyor.
S. Yıldırım Bilesiniz ki bu Kur’ân, (Süleyman’ın bu kıssası gibi) hakkında ihtilafa düştükleri şeylerin pek çoğunu İsrailoğullarına anlatmaktadır.
Tefhimü-l Kuran Gerçek şu ki, bu Kur'an, İsrailoğullarına hakkında ayrılığa düştükleri şeylerin birçoğunu aktarıp-anlatmaktadır.
Fizilalil Kuran Kuşku yok ki, Bu Kur'an, İsrailoğulları'na anlaşmazlığa düştükleri konuların çoğunu açık açık anlatmaktadır.
A. Gölpınarlı Şüphe yok ki bu Kur'ân, İsrâil-oğullarına, ihtilâfa düştükleri birçok şeyleri anlatmadadır.
H. S. Yeter Doğrusu bu Kur'an, İsrailoğullarına, hakkında ihtilâf edegeldikleri şeylerin pek çoğunu anlatmaktadır.
A. Uğur Doğrusu bu Kur'an, İsrailoğullarına, hakkında ihtilâf edegeldikleri şeylerin pek çoğunu anlatmaktadır.
G. Onan Gerçek şu ki, bu Kuran, İsrailoğullarına hakkında ayrılığa düştükleri şeylerin bir çoğunu aktarıp anlatıyor.
Ş. Piriş İşte bu Kur’an, İsrailoğullarına, hakkında ayrılığa düştüklerinin çoğunu anlatmaktadır.
Yusuf Ali (EN) Verily this Quran doth explain to the Children of Israel most of the matters in which they disagree.
M. Pickthall (EN) Lo! this Qur'an narrateth unto the Children of Israel most of that concerning which they differ.

(NEML suresi 77. ayet)          (Resmi:27/İniş:48/Alfabetik:81)

وَإِنَّهُ لَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ

Okunuş Ve innehu lehüdev ve rahmetül lil mü7minin
Diyanet Çevirisi Şüphesiz o, elbette mü’minler için bir hidayet ve bir rahmettir.
Diyanet Vakfı Ve o, müminler için gerçekten bir hidayet rehberi ve rahmettir.
Elmalılı Orijinal Ve hakıkat o doğruyu gösterir kat'î bir hidayet ve mü'minler için mahzı rahmettir
Elmalılı Sade. 1 Gerçekten o doğruyu gösteren kesin bir hidayet ve müminler için sırf bir rahmettir.
Elmalılı Sade. 2 Ve o, müminler için gerçekten bir hidayet rehberi ve rahmettir.
Ö. N. Bilmen Ve şüphe yok ki, o (Kur'an) mü'minler için elbette bir hidâyettir, ve bir rahmettir.
S. Ateş Ve elbette o, mü'minlere bir yol gösterici ve rahmettir.
A. Bulaç Ve gerçekten o, mü'minler için bir hidayet ve bir rahmettir.
Muhammed Esed Çünkü o inanmak isteyenler için gerçek bir yol gösterici ve bir rahmettir.
Y.N. Öztürk Ve elbette o, inananlara bir kılavuz ve rahmettir.
S. Yıldırım Hem Kur’ân müminler için hidayet rehberidir, rahmettir.
Tefhimü-l Kuran Ve gerçekten o, mü'minler için bir hidayet ve bir rahmettir.
Fizilalil Kuran Ve yine kuşku yok ki, Kur'an, mü'minler için doğru yol kılavuzu ve rahmettir.
A. Gölpınarlı Ve şüphe yok ki Kur'ân, elbette hidâyettir ve rahmettir inananlara.
H. S. Yeter Ve o, müminler için gerçekten bir hidayet rehberi ve rahmettir.
A. Uğur Ve o, müminler için gerçekten bir hidayet rehberi ve rahmettir.
G. Onan Ve gerçekten o, inançlılar için bir hidayet ve bir rahmettir.
Ş. Piriş Ve o, müminler için yol gösterici ve rahmettir.
Yusuf Ali (EN) And it certainly is a Guide and a Mercy to those who believe.
M. Pickthall (EN) And lo! it is a guidance and a mercy for believers.

(NEML suresi 78. ayet)          (Resmi:27/İniş:48/Alfabetik:81)

إِنَّ رَبَّكَ يَقْضِي بَيْنَهُم بِحُكْمِهِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْعَلِيمُ

Okunuş İnne rabbeke yakdiy beynehüm bi hukmih ve hüvel azizül alim
Diyanet Çevirisi Şüphesiz senin Rabbin, onların arasında hükmünü verecektir. O, mutlak güç sahibidir, hakkıyla bilendir.
Diyanet Vakfı Rabbin şüphesiz, onlar arasında hükmünü verecektir. O, mutlak galiptir, her şeyi bilendir.
Elmalılı Orijinal Elbette rabbın hukmiyle beyinlerinde kazasını infaz buyuracaktır, ve azîzdir o alîmdir
Elmalılı Sade. 1 Elbette Rabbin, hükmüyle aralarında yargısını infaz buyuracaktır ve O, güçlüdür, herşeyi bilendir.
Elmalılı Sade. 2 Rabbin şüphesiz, onlar arasında kendi hükmünü verecektir. O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir.
Ö. N. Bilmen Muhakkak ki, Rabbin onların arasında adâletiyle hükmedecektir. Ve o, her şeye kâdirdir, her şeyi kemaliyle bilendir.
S. Ateş Şüphesiz, Rabbin onlar arasında hükmünü verecektir. O, azizdir, hakkiyle bilendir.
A. Bulaç Şüphesiz senin Rabbin, onların arasında kendi hükmünü verecektir. O, güçlü ve üstün olandır, bilendir.
Muhammed Esed Gerçek şu ki, (ey inanan kişi), senin Rabbin onların arasında kendi yasalarıyla hükmedecektir; çünkü her şeyin aslını bilen en yüce iktidar sahibi O'dur.
Y.N. Öztürk Rabbin, o İsrailoğulları arasında hükmünü verip gereğini yapacaktır. Azîz'dir, Alîm'dir O.
S. Yıldırım Senin Rabbin onların arasında hikmet ve adaletiyle hükmedecektir.Gerçekten O, aziz ve alîmdir (mutlak galiptir, her şeyi hakkıyla bilir).
Tefhimü-l Kuran Şüphesiz senin Rabbin, onların arasında kendi hükmünü verecektir. O, güçlü ve üstün olandır, bilendir.
Fizilalil Kuran Hiç kuşkusuz Rabb'in İsrailoğulları hakkında kesin hükmünü verecektir. O üstün iradelidir ve her şeyi bilir.
A. Gölpınarlı Şüphe yok ki Rabbin, hükmüyle, aralarında takdîr ettiğini yerine getirecektir ve odur üstün olan ve bilen.
H. S. Yeter Rabbin şüphesiz, onlar arasında hükmünü verecektir. O, mutlak galiptir, her şeyi bilendir.
A. Uğur Rabbin şüphesiz, onlar arasında hükmünü verecektir. O, mutlak galiptir, her şeyi bilendir.
G. Onan Şüphesiz senin rabbin, onların arasında kendi hükmünü verecektir. O, güçlü ve üstün olandır, bilendir.
Ş. Piriş Rabbin onların arasında hükmünü verecektir. Güçlü ve bilgili olan O’dur.
Yusuf Ali (EN) Verily thy Lord will decide between them by His Decree: and He is Exalted in Might, All Knowing.
M. Pickthall (EN) Lo! thy Lord will judge between them of His wisdom, and He is the Mighty, the Wise.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Yorum yaz!