Nûh (11-20)
(NÛH suresi 11. ayet) (Resmi:71/İniş:71/Alfabetik:83)
يُرْسِلِ السَّمَاء عَلَيْكُم مِّدْرَارًا
| Okunuş | Yursilissemae 'aleykum midraren. |
| Diyanet Çevirisi | ‘(Bağışlama dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.’ |
| Diyanet Vakfı | (Mağfiret dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin, |
| Elmalılı Orijinal | Bol hayır ile üzerinize semayı salsın |
| Elmalılı Sade. 1 | Bol hayır (yağmur) ile göğü üzerinize salsın. |
| Elmalılı Sade. 2 | «Üzerinize gökten bol yağmur yağdırsın.» |
| Ö. N. Bilmen | Üzerinize semayı bol yağmurlar ile gönderir. |
| S. Ateş | '(O'ndan mağfiret dileyin) Ki üzerinize gökten bol yağmur göndersin' |
| A. Bulaç | "(Öyle yapın ki,) Üzerinize gökten sağanak (bol miktarda yağmur) yağdırsın." |
| Muhammed Esed | Size, hesapsız semavi nimetler yağdıracaktır, |
| Y.N. Öztürk | "Göğü üzerinize bol bol yağmur taşıyıcı olarak gönderir." |
| S. Yıldırım | Mağfiret dileyin ki üzerinize bol bol yağmur indirsin. |
| Tefhimü-l Kuran | «(Öyle yapı ki,) Üzerinize gökten sağanak (bol miktarda yağmur) yağdırsın.» |
| Fizilalil Kuran | Size gökten bol bol yağmur indirsin.» |
| A. Gölpınarlı | Size gökten faydalı ve bol yağmurlar yollar. |
| H. S. Yeter | (Mağfiret dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin, |
| A. Uğur | (Mağfiret dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin, |
| G. Onan | "(Öyle yapın ki,) Üzerinize gökten sağanak (bol miktarda yağmur) yağdırsın." |
| Ş. Piriş | Gökten size bol yağmurlar yağdırır. |
| Yusuf Ali (EN) | He will send rain to you in abundance; |
| M. Pickthall (EN) | He will let loose the sky for you in plenteous rain, |
(NÛH suresi 12. ayet) (Resmi:71/İniş:71/Alfabetik:83)
وَيُمْدِدْكُمْ بِأَمْوَالٍ وَبَنِينَ وَيَجْعَل لَّكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَل لَّكُمْ أَنْهَارًا
| Okunuş | Ve yumdidkum biemvalin ve beniyne ve yec'al lekum cennatin ve yec'al lekum enharen. |
| Diyanet Çevirisi | ‘Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin.’ |
| Diyanet Vakfı | Mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın. |
| Elmalılı Orijinal | Ve size mallar ve oğullarla imdad eylesin, ve sizin için Cennetler yapsın, sizin için ırmaklar yapsın |
| Elmalılı Sade. 1 | Size mallar ve oğullarla yardım etsin ve sizin için cennetler yapsın, sizin için ırmaklar yapsın. |
| Elmalılı Sade. 2 | «Mallar ve oğullar vererek sizin imdadınıza koşsun. Sizin için bahçeler yapsın, ırmaklar yapsın.» |
| Ö. N. Bilmen | Ve size mallar ile ve oğullar ile imdat eder ve sizin için bağlar, bostanlar kılar ve sizin için ırmaklar vucûda getirir. |
| S. Ateş | 'Ve size mallarla, oğullarla yardım etsin, size bahçeler versin, ırmaklar versin' |
| A. Bulaç | "Size mallar ve çocuklarla yardımda bulunsun. Size (ürün yüklü) bağlar-bahçeler versin, ırmaklar da versin." |
| Muhammed Esed | dünyevi servet ve evlat vermek suretiyle size yardım edecek ve size bağlar bahçeler ihsan edecek ve akıp giden sular bağışlayacaktır. |
| Y.N. Öztürk | "Sizi, mallar ve oğullarla güçlendirir, size yeşil bahçeler lütfeder. Ve sizin için nehirler akıtır." |
| S. Yıldırım | "Size mal ve evlad ihsan buyursun, size bahçeler, ırmaklar, su kanalları nasib etsin." |
| Tefhimü-l Kuran | «Size mallar ve çocuklarla yardımda bulunsun. Size (ürün yüklü) bağlar-bahçeler versin, ırmaklar da versin.» |
| Fizilalil Kuran | Sizi, mallar ve oğullarla desteklesin; sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın. |
| A. Gölpınarlı | Ve size, mallar, oğullar vererek yardım eder ve size bağlar, bahçeler halk eder ve ırmaklar yaratır. |
| H. S. Yeter | Mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın. |
| A. Uğur | Mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın. |
| G. Onan | Size mallar ve çocuklarla yardımda bulunsun. Size (ürün yüklü) bağlar-bahçeler versin ırmaklar da versin." |
| Ş. Piriş | Mallarınızı ve çocuklarınızı çoğaltır, sizin için bahçeler yaratır, nehirler yaratır. |
| Yusuf Ali (EN) | Give you increase in wealth and sons; and bestow on you Gardens and bestow on you rivers (of flowing water). |
| M. Pickthall (EN) | And will help you with wealth and sons, and will assign unto you Gardens and will assign unto you rivers. |
(NÛH suresi 13. ayet) (Resmi:71/İniş:71/Alfabetik:83)
مَّا لَكُمْ لَا تَرْجُونَ لِلَّهِ وَقَارًا
| Okunuş | Malekum la tercune lillahi vekaren. |
| Diyanet Çevirisi | ‘Size ne oluyor da Allah için bir vakar (saygınlık, büyüklük) ummuyorsunuz?’ |
| Diyanet Vakfı | Size ne oluyor ki, Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz? |
| Elmalılı Orijinal | Neye siz ummazsınız Allah için bir vakar |
| Elmalılı Sade. 1 | Neden siz Allah için bir vakar ummazsınız? |
| Elmalılı Sade. 2 | «Niçin siz Allah'a bir vakar yakıştıramıyorsunuz?» |
| Ö. N. Bilmen | Size ne oluyor ki Allah için bir azâmet ummuyorsunuz. |
| S. Ateş | 'Size ne oluyor ki, Allâh için saygı ummuyorsunuz?' |
| A. Bulaç | "Size ne oluyor ki, Allah'tan bir vakarı ummuyorsunuz?" |
| Muhammed Esed | Size ne oluyor ki Allah'ın büyüklüğünü kabul etmiyorsunuz, |
| Y.N. Öztürk | "Ne oluyor size de Allah için bir vakar ümidinde olmuyorsunuz?" |
| S. Yıldırım | (13-14) "Neden acaba siz, sizi tavırdan tavıra yaratan Allah’ın büyüklüğünü kabul etmiyorsunuz?" |
| Tefhimü-l Kuran | «Size ne oluyor ki, Allah'tan bir vekarı ummuyorsunuz?» |
| Fizilalil Kuran | Ne oluyorsunuz ki Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz. |
| A. Gölpınarlı | Ne oldu size ki Allah'ın, büyük, ulu ve şerefli bir mâbûd olduğunu ummuyorsunuz? |
| H. S. Yeter | Size ne oluyor ki, Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz? |
| A. Uğur | Size ne oluyor ki, Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz? |
| G. Onan | "Size ne oluyor ki, Tanrı'dan bir vakarı ummuyorsunuz? |
| Ş. Piriş | Size ne oluyor da Allah’ın azametinden korkmuyorsunuz?! |
| Yusuf Ali (EN) | What is the matter with you, that ye place not your hope for kindness and long suffering in Allah, |
| M. Pickthall (EN) | What aileth you that ye hope not toward Allah for dignityy |
(NÛH suresi 14. ayet) (Resmi:71/İniş:71/Alfabetik:83)
وَقَدْ خَلَقَكُمْ أَطْوَارًا
| Okunuş | Ve kad halekakum atvaren. |
| Diyanet Çevirisi | ‘Hâlbuki, O, sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.’ |
| Diyanet Vakfı | Oysa, sizi türlü merhalelerden geçirerek O yaratmıştır. |
| Elmalılı Orijinal | Yaratmış iken o sizi tavır tavır bu tavra kadar |
| Elmalılı Sade. 1 | Oysa O, sizi bu aşamaya kadar aşama aşama yaratmıştır. |
| Elmalılı Sade. 2 | «Oysa o sizi aşama aşama yaratmıştır.» |
| Ö. N. Bilmen | (14-15) Halbuki, sizi muhakkak türlü türlü derecelerde yaratmıştır. Görmediniz mi ki, yedi semayı nasıl tabaka tabaka yaratmıştır? |
| S. Ateş | 'Oysa O, sizi aşama, aşama yarattı.' |
| A. Bulaç | "Oysa O, sizi gerçekten tavır tavır yaratmıştır." |
| Muhammed Esed | sizi(n her birinizi) peşpeşe aşamalardan geçirerek yaratanın O olduğunu gördüğünüz halde? |
| Y.N. Öztürk | "O ki, sizi halden hale/evreden evreye geçirerek yarattı." |
| S. Yıldırım | (13-14) "Neden acaba siz, sizi tavırdan tavıra yaratan Allah’ın büyüklüğünü kabul etmiyorsunuz?" |
| Tefhimü-l Kuran | «Oysa O, sizi gerçekten tavır tavır yaratmıştır.» |
| Fizilalil Kuran | Oysa sizi merhalelerden geçirerek O yaratmıştır. |
| A. Gölpınarlı | Ve halbuki o, sizi halden-hâle koyarak halk etmiştir. |
| H. S. Yeter | Oysa, sizi türlü merhalelerden geçirerek O yaratmıştır. |
| A. Uğur | Oysa, sizi türlü merhalelerden geçirerek O yaratmıştır. |
| G. Onan | "Oysa O, sizi gerçekten tavır tavır yaratmıştır." |
| Ş. Piriş | (Oysa) O sizi halden hale geçirerek yaratmıştır. |
| Yusuf Ali (EN) | Seeing that it is He that has created you in diverse stages? |
| M. Pickthall (EN) | When He created you by (divers) stages? |
(NÛH suresi 15. ayet) (Resmi:71/İniş:71/Alfabetik:83)
أَلَمْ تَرَوْا كَيْفَ خَلَقَ اللَّهُ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ طِبَاقًا
| Okunuş | Elem terev keyfe halekallahu seb'a semavetin tibakan. |
| Diyanet Çevirisi | ‘Görmediniz mi, Allah yedi göğü tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?’ |
| Diyanet Vakfı | Görmediniz mi, Allah yedi göğü birbiriyle ahenktar olarak nasıl yaratmış! |
| Elmalılı Orijinal | Görmediniz mi nasıl yaratmış Allah yedi Semayı uygun tabaka tabaka? |
| Elmalılı Sade. 1 | Görmediniz mi, Allah'ın yedi göğü nasıl uygun tabakalar halinde yarattığını? |
| Elmalılı Sade. 2 | «Görmediniz mi Allah yedi göğü uygun tabakalar halinde nasıl yaratmış?» |
| Ö. N. Bilmen | (14-15) Halbuki, sizi muhakkak türlü türlü derecelerde yaratmıştır. Görmediniz mi ki, yedi semayı nasıl tabaka tabaka yaratmıştır? |
| S. Ateş | 'Görmediniz mi Allâh nasıl yedi göğü birbiri üstünde tabaka tabaka yarattı?' |
| A. Bulaç | "Görmüyor musunuz; Allah, yedi göğü birbirleriyle bir uyum (mutabakat) içinde yaratmıştır?" |
| Muhammed Esed | Görmüyor musunuz Allah yedi göğü nasıl birbiriyle uyumlu yaratmıştır, |
| Y.N. Öztürk | "Görmediniz mi, Allah yedi göğü ahenkli bir bütün olarak nasıl yarattı?" |
| S. Yıldırım | Görmez misiniz ki Allah yedi kat göğü tam birbiri ile uyum içinde yarattı? |
| Tefhimü-l Kuran | «Görmüyor musunuz; Allah, yedi göğü birbirleriyle bir uyum (mutabakat) içinde yaratmıştır?» |
| Fizilalil Kuran | Allah'ın, göğü yedi kat üzerine nasıl yarattığını görmez misiniz? |
| A. Gölpınarlı | Görmez misiniz Allah, nasıl da gökleri yedi kat yaratmıştır. |
| H. S. Yeter | Görmediniz mi, Allah yedi göğü birbiriyle ahenktar olarak nasıl yaratmış! |
| A. Uğur | Görmediniz mi, Allah yedi göğü birbiriyle ahenktar olarak nasıl yaratmış! |
| G. Onan | "Görmüyor musunuz; Tanrı, yedi göğü birbirleriyle bir uyum (mutabakat) içinde yaratmıştır?" |
| Ş. Piriş | Allah’ın yedi göğü nasıl tabaka tabaka yarattığını görmüyor musun? |
| Yusuf Ali (EN) | See ye not how Allah has created the seven heavens one above another, |
| M. Pickthall (EN) | See ye not how Allah hath created seven heavens in harmony, |
(NÛH suresi 16. ayet) (Resmi:71/İniş:71/Alfabetik:83)
وَجَعَلَ الْقَمَرَ فِيهِنَّ نُورًا وَجَعَلَ الشَّمْسَ سِرَاجًا
| Okunuş | Ve ce'alelkamere fiyhinne nuren ve ce'aleşşemse siracen. |
| Diyanet Çevirisi | ‘Onların içinde nasıl ayı, bir ışık, güneşi de bir kandil yapmıştır?’ |
| Diyanet Vakfı | Onların içinde ayı bir nûr kılmış, güneşi de bir çerağ yapmıştır. |
| Elmalılı Orijinal | Kameri kılmış içlerinde bir nur, güneşi de kılmış bir lâmba |
| Elmalılı Sade. 1 | Ayı içlerinde bir ışık, güneşi de bir lamba yapmıştır. |
| Elmalılı Sade. 2 | Ve Ay'ı bunların içinde bir nur yapmış, güneşi de bir lamba kılmış. |
| Ö. N. Bilmen | (16-17) Ve onlar da ay'ı bir nûr kılmıştır, güneşi de bir çırağ yapmıştır. Ve Allah sizi yerden bir ot olarak bitirmiştir. |
| S. Ateş | 'Ve Ayı bunların içinde nur yaptı. Güneşi de bir lamba yaptı.' |
| A. Bulaç | "Ve ayı bunlar içinde bir nur kılmış, güneşi de (aydınlatıcı ve yakıcı) bir kandil yapmıştır." |
| Muhammed Esed | ve onların içine ay'ı (yansıyan) bir ışık olarak yerleştirmiş ve güneşi (ışık saçan) bir lamba yapmıştır? |
| Y.N. Öztürk | "Ve Ay'ı, bunlar içinde bir nur yaptı ve Güneş'i bir kandil haline getirdi." |
| S. Yıldırım | Gökte Ay’ı bir nûr, Güneş’i ise lâmba yaptı. |
| Tefhimü-l Kuran | «Ve ayı da bunlar içinde bir nur kılmış, güneşi de (aydınlatıcı ve yakıcı) bir kandil yapmıştır.» |
| Fizilalil Kuran | Aralarında Ay'a aydınlık vermiş ve güneşin ışık saçmasını sağlamıştır. |
| A. Gölpınarlı | Ve o göklerde, aya bir ışık vermiş ve güneşi de, her yanı aydınlatan bir çırağ olarak halk etmiştir. |
| H. S. Yeter | Onların içinde ayı bir nûr kılmış, güneşi de bir çerağ yapmıştır. |
| A. Uğur | Onların içinde ayı bir nûr kılmış, güneşi de bir çerağ yapmıştır. |
| G. Onan | "Ve ayı bunlar içinde bir nur kılmış, güneşi de (aydınlatıcı ve yakıcı) bir kandil yapmıştır." |
| Ş. Piriş | Onların arasında Ay’a bir nur vermiş, Güneş’i de kandil yapmıştır. |
| Yusuf Ali (EN) | And made the moon a light in their midst, and made the sun as a (Glorious) Lamp? |
| M. Pickthall (EN) | And hath made the moon a light therein, and made the sun a lamp? |
(NÛH suresi 17. ayet) (Resmi:71/İniş:71/Alfabetik:83)
وَاللَّهُ أَنبَتَكُم مِّنَ الْأَرْضِ نَبَاتًا
| Okunuş | Vallahu enbetekum minel'ardi nebaten. |
| Diyanet Çevirisi | ‘Allah, sizi (babanız Âdem’i) yerden (bitki bitirir gibi) bitirdi (yarattı.)’ |
| Diyanet Vakfı | Allah, sizi de yerden ot (bitirir) gibi bitirmiştir. |
| Elmalılı Orijinal | Ve Allah yetiştirdi sizi Arzdan nebat tarziyle |
| Elmalılı Sade. 1 | Ve Allah, yerden ot bitirir gibi, sizi yetişdirdi. |
| Elmalılı Sade. 2 | Allah sizi yerden bir bitki bitirir gibi bitirdi. |
| Ö. N. Bilmen | (16-17) Ve onlar da ay'ı bir nûr kılmıştır, güneşi de bir çırağ yapmıştır. Ve Allah sizi yerden bir ot olarak bitirmiştir. |
| S. Ateş | 'Allâh sizi yerden bir bitki olarak bitirdi.' |
| A. Bulaç | "Allah, sizi yerden bir bitki (gibi) bitirdi." |
| Muhammed Esed | Ve Allah sizi yerden (tedrici bir şekilde) yeşertip büyütmüştür; ve sonra sizi (öldükten sonra) ona geri döndürecektir: |
| Y.N. Öztürk | "Ve Allah sizi bir bitki olarak yerden bitirdi." |
| S. Yıldırım | Allah sizi yerden nebat bitirircesine bitirip yetiştirdi. |
| Tefhimü-l Kuran | «Allah, sizi yerden bir bitki (gibi) bitirdi.» |
| Fizilalil Kuran | Allah sizi yerden bitirir gibi yetiştirmiştir. |
| A. Gölpınarlı | Ve Allah, yeryüzünden size nebatlar bitirmiştir. |
| H. S. Yeter | Allah, sizi de yerden ot (bitirir) gibi bitirmiştir. |
| A. Uğur | Allah, sizi de yerden ot (bitirir) gibi bitirmiştir. |
| G. Onan | "Tanrı, sizi yerden bir bitki (gibi) bitirdi." |
| Ş. Piriş | Allah sizi bir bitki gibi yerden çıkarmıştır. |
| Yusuf Ali (EN) | And Allah has produced you from the earth, growing (gradually), |
| M. Pickthall (EN) | And Allah hath caused you to grow as a growth from the earth, |
(NÛH suresi 18. ayet) (Resmi:71/İniş:71/Alfabetik:83)
ثُمَّ يُعِيدُكُمْ فِيهَا وَيُخْرِجُكُمْ إِخْرَاجًا
| Okunuş | Summe yu'iydukum fiyha ve yuhricukum ihracen. |
| Diyanet Çevirisi | ‘Sonra sizi yine oraya döndürecek ve kesinlikle sizi (yeniden) çıkaracaktır.’ |
| Diyanet Vakfı | Sonra sizi yine oraya döndürecek ve sizi yeniden çıkaracaktır. |
| Elmalılı Orijinal | Sonra sizi onda geri çevirecek ve çıkaracak sizi bir çıkarış daha |
| Elmalılı Sade. 1 | Sonra sizi onda geri çevirecek ve sizi bir çıkarış daha çıkaracak! |
| Elmalılı Sade. 2 | Sonra sizi tekrar oraya geri çevirecek ve tekrar çıkaracaktır. |
| Ö. N. Bilmen | Sonra sizi orada iade edecektir ve sizi bir çıkarışla çıkaracaktır. |
| S. Ateş | 'Sonra yine oraya geri çevirecek ve tekrar çıkaracaktır.' |
| A. Bulaç | "Sonra sizi yine oraya geri çevirecek ve sizi (diriltici) bir çıkarışla diriltip-çıkaracaktır." |
| Muhammed Esed | (daha sonra) sizi yeniden dirilterek tekrar ortaya çıkaracaktır. |
| Y.N. Öztürk | "Sonra sizi yere geri gönderiyor ve sonra bir çıkarışla tekrar çıkarıyor." |
| S. Yıldırım | Sonra sizi tekrar oraya gönderip, yine sizi oradan çıkaracaktır. |
| Tefhimü-l Kuran | «Sonra sizi yine oraya geri çevirecek ve sizi (diriltici) bir çıkarışla diriltip-çıkaracaktır.» |
| Fizilalil Kuran | Sonra sizi oraya döndürür ve yine oradan çıkarır. |
| A. Gölpınarlı | Sonra da sizi gene oraya yollar ve oradan çıkarır. |
| H. S. Yeter | Sonra sizi yine oraya döndürecek ve sizi yeniden çıkaracaktır. |
| A. Uğur | Sonra sizi yine oraya döndürecek ve sizi yeniden çıkaracaktır. |
| G. Onan | "Sonra sizi yine oraya geri çevirecek ve sizi (diriltici) bir çıkarışla diriltip-çıkaracaktır." |
| Ş. Piriş | Sonra sizi oraya döndürecek ve tekrar oradan çıkaracaktır. |
| Yusuf Ali (EN) | And in the End He will return you into the (earth), and raise you forth (again at the Resurrection)? |
| M. Pickthall (EN) | And afterward He maketh you return thereto, and He will bring you forth again, a (new) forthbringing. |
(NÛH suresi 19. ayet) (Resmi:71/İniş:71/Alfabetik:83)
وَاللَّهُ جَعَلَ لَكُمُ الْأَرْضَ بِسَاطًا
| Okunuş | Vallahu ce'alelekumul(arda bisatan. |
| Diyanet Çevirisi | (19-20) ‘Allah, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.” |
| Diyanet Vakfı | (19-20) Allah, onda geniş yollar edinip dolaşabilesiniz diye, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır. |
| Elmalılı Orijinal | Ve Allah sizin için Arzı bir sergi yapmıştır |
| Elmalılı Sade. 1 | Allah, yeri sizin için bir sergi yapmıştır. |
| Elmalılı Sade. 2 | Allah sizin için yeri bir yaygı yapmıştır. |
| Ö. N. Bilmen | Ve Allah, Sizin için yeri bir döşek kılmıştır. |
| S. Ateş | 'Allâh, yeri sizin için bir sergi yaptı.' |
| A. Bulaç | "Allah, yeri sizin için bir yaygı kıldı." |
| Muhammed Esed | Ve Allah yeri sizin için genişçe yaymıştır |
| Y.N. Öztürk | "Allah size yeryüzünü bir yaygı yaptı, |
| S. Yıldırım | (19-20) Allah yeri size bir yaygı yaptı ki onun geniş yollarında yürüyesiniz. |
| Tefhimü-l Kuran | «Allah, yeri sizin için bir yaygı kıldı.» |
| Fizilalil Kuran | Yeryüzünde dolaşabilmeniz, |
| A. Gölpınarlı | Ve Allah, yer yüzünü size bir döşeme, bir yaygı olarak yaratmıştır. |
| H. S. Yeter | "Allah,yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır." |
| A. Uğur | Allah,yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır. |
| G. Onan | "Tanrı, yeri sizin için bir yaygı kıldı." |
| Ş. Piriş | Allah sizin için yeryüzünü yayıp/döşedi. |
| Yusuf Ali (EN) | And Allah has made the earth for you as a carpet (spread out), |
| M. Pickthall (EN) | And Allah hath made the earth a wide expanse for youu |
(NÛH suresi 20. ayet) (Resmi:71/İniş:71/Alfabetik:83)
لِتَسْلُكُوا مِنْهَا سُبُلًا فِجَاجًا
| Okunuş | Litesluku minha subulen ficacen. |
| Diyanet Çevirisi | (19-20) ‘Allah, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.” |
| Diyanet Vakfı | (19-20) Allah, onda geniş yollar edinip dolaşabilesiniz diye, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır. |
| Elmalılı Orijinal | Gidesiniz diye ondan geniş geniş yollarda |
| Elmalılı Sade. 1 | Ondan (açılan) geniş geniş yollarda gidesiniz diye. |
| Elmalılı Sade. 2 | Ki, ondan açılan geniş geniş yollarda gidesiniz. |
| Ö. N. Bilmen | Tâ ki, ondan geniş geniş yollara gidiveresiniz. |
| S. Ateş | 'Ki onda açılan geniş geniş yollarda gidesiniz'." |
| A. Bulaç | "Öyle ki, onun içinde geniş yollarında gezip-dolaşırsınız, diye." |
| Muhammed Esed | ki üzerinde geniş yollardan yürüyüp geçebilesiniz!" |
| Y.N. Öztürk | Ki ondan geniş yollar edinip de yürüyesiniz." |
| S. Yıldırım | (19-20) Allah yeri size bir yaygı yaptı ki onun geniş yollarında yürüyesiniz. |
| Tefhimü-l Kuran | «Öyle ki, onun içinde geniş yollarında gezip-dolaşırsınız, diye.» |
| Fizilalil Kuran | orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur. |
| A. Gölpınarlı | Oradaki geniş-geniş yollara dalıp gidin diye. |
| H. S. Yeter | "Ki, onda geniş yollar edinip dolaşabilesiniz.(diye). |
| A. Uğur | Ki, onda geniş yollar edinip dolaşabilesiniz.(diye). |
| G. Onan | "Öyle ki, onun içinde geniş yollarında gerip-dolaşırsınız diye." |
| Ş. Piriş | Geniş yollarında gezip dolaşın diye.. Nuh: |
| Yusuf Ali (EN) | That ye may go about therein, in spacious roads. |
| M. Pickthall (EN) | That ye may thread the valley-ways thereof. |


0 yorum yazılmıştır