Nûh (21-28)
(NÛH suresi 21. ayet) (Resmi:71/İniş:71/Alfabetik:83)
قَالَ نُوحٌ رَّبِّ إِنَّهُمْ عَصَوْنِي وَاتَّبَعُوا مَن لَّمْ يَزِدْهُ مَالُهُ وَوَلَدُهُ إِلَّا خَسَارًا
| Okunuş | Kale nuhun rabbi innehum 'asavniy vettebe'u men lem yezidhu maluhu ve veleduhu illa hasaren. |
| Diyanet Çevirisi | Nûh, dedi ki: “Rabbim! Gerçekten onlar bana karşı geldiler, malı ve çocuğu ancak kendi hüsranını artıran kimselere uydular.” |
| Diyanet Vakfı | (Öğütlerinin fayda vermemesi üzerine) Nuh: Rabbim! dedi, doğrusu bunlar bana karşı geldiler de, malı ve çocuğu kendi ziyanını arttırmaktan başka işe yaramayan kimseye uydular. |
| Elmalılı Orijinal | Nuh dediki: yarab! Ma'lûmun onlar bana ısyan ettiler ve malı ve veledi kendisine hasardan başka bir şey arttırmıyan kimsenin ardınca gittiler |
| Elmalılı Sade. 1 | Nuh dedi ki: «Ey Rabbim! biliyorsun onlar, bana isyan ettiler, malı ve çocuğu kendisine hasardan başka birşey arttırmayan kimsenin ardınca gittiler. |
| Elmalılı Sade. 2 | Nûh dedi ki: «Ey Rabbim! Onlar bana isyan ettiler; malı ve çocuğu hüsrandan başka bir şeyini artırmayan kimsenin ardına düştüler.» |
| Ö. N. Bilmen | (21-22) Nûh dedi ki: «Yarabbi! Şüphe yok ki onlar bana isyan ettiler ve malı ve evlâdı kendisine hüsrândan başka bir şey arttırmayan kimseye tâbi oldular. Ve pek büyük bir hile ile hile eder oldular.» |
| S. Ateş | (Bu öğütlerin hiçbirinin fayda vermediğini gören) Nûh, (Rabbine dönerek): "Rabbim, dedi, onlar bana karşı geldiler de malı ve çocuğu kendisinin ziyanını artırmaktan başka işe yaramayan (şımarık, gururlu) bir adama uydular." |
| A. Bulaç | Nuh: "Rabbim, gerçekten onlar bana isyan ettiler; mal ve çocukları kendisine ziyandan başka bir şeyi arttırmayan kimselere uydular." |
| Muhammed Esed | Nuh, "Ey Rabbim!" diye ekledi, "Onlar bana (tamamen) karşı çıktılar, zaten onlar serveti ve çocukları yüzünden hızla yok olmaya doğru giden kimselere uyarlar, |
| Y.N. Öztürk | Nûh dedi ki: "Rabbim! Onlar bana isyan ettiler de malı ve çocuğu kendisine hüsrandan başka bir artış getirmeyen kişiye uydular." |
| S. Yıldırım | Nûh: "Ya Rabbî, dedi, Sen de biliyorsun ki onlar bana isyan ettiler; servet ve evlat çokluğunun kendi ziyanını artırdığı kimselere uydular. |
| Tefhimü-l Kuran | Nuh: «Rabbim, gerçekten onlar bana isyan ettiler; mal ve çocukları kendisine ziyandan başka bir şeyi arttırmayan kimselere uydular.» |
| Fizilalil Kuran | Nuh dedi ki: «Rabbim doğrusu bunlar bana isyan ettiler. Ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular.» |
| A. Gölpınarlı | Nûh demişti ki: Rabbim, şüphe yok ki onlar, bana isyân ettiler ve malı ve evlâdı, ancak ziyanını arttırıp duran kişiye uydular. |
| H. S. Yeter | (Öğütlerinin fayda vermemesi üzerine) Nuh: Rabbim! dedi, doğrusu bunlar bana karşı geldiler de, malı ve çocuğu kendi ziyanını arttırmaktan başka işe yaramayan kimseye uydular. |
| A. Uğur | (Öğütlerinin fayda vermemesi üzerine) Nuh: Rabbim! dedi, doğrusu bunlar bana karşı geldiler de, malı ve çocuğu kendi ziyanını arttırmaktan başka işe yaramayan kimseye uydular. |
| G. Onan | Nuh: "Rabbim, gerçekten onlar bana isyan ettiler; mal ve çocukları kendisine ziyandan başka bir şeyi arttırmayan kimselere uydular." |
| Ş. Piriş | -Rabbim, dedi. Onlar bana isyan ettiler. Malı ve evladı kendisine hüsrandan başka bir şey artırmayan kimseye uydular. |
| Yusuf Ali (EN) | Noah said: O my Lord! They have disobeyed me, but they follow (men) whose wealth and children give them no Increase but only Loss. |
| M. Pickthall (EN) | Noah said: My Lord! Lo! they have disobeyed me and followed one whose wealth and children increase him in naught save ruin; |
(NÛH suresi 22. ayet) (Resmi:71/İniş:71/Alfabetik:83)
وَمَكَرُوا مَكْرًا كُبَّارًا
| Okunuş | Ve mekeru mekren kubbaren. |
| Diyanet Çevirisi | “Bunlar da, çok büyük bir tuzak kurdular.” |
| Diyanet Vakfı | Bunlar da, büyük hileler, büyük desiseler kurdular! |
| Elmalılı Orijinal | Ve büyük büyük mekre giriştiler |
| Elmalılı Sade. 1 | Büyük büyük hilelere giriştiler. |
| Elmalılı Sade. 2 | «Büyük büyük tuzaklar kurdular.» |
| Ö. N. Bilmen | (21-22) Nûh dedi ki: «Yarabbi! Şüphe yok ki onlar bana isyan ettiler ve malı ve evlâdı kendisine hüsrândan başka bir şey arttırmayan kimseye tâbi oldular. Ve pek büyük bir hile ile hile eder oldular.» |
| S. Ateş | "Büyük büyük tuzaklar kurdular." |
| A. Bulaç | "Ve büyük büyük hileli-düzenler kurdular." |
| Muhammed Esed | ve (Sana karşı) en korkunç tuzakları kuranlara, |
| Y.N. Öztürk | "Çok büyük hileler sergilediler/çok büyük tuzaklar kurdular." |
| S. Yıldırım | Büyük hîle ve tuzaklar kurdular. |
| Tefhimü-l Kuran | «Ve büyük büyük hileli-düzenler kurdular.» |
| Fizilalil Kuran | Birbirinden büyük düzenler kurdular. |
| A. Gölpınarlı | Ve pek büyük düzenler kurmaya giriştiler. |
| H. S. Yeter | Bunlar da, büyük hileler, büyük desiseler kurdular! |
| A. Uğur | Bunlar da, büyük hileler, büyük desiseler kurdular! |
| G. Onan | "Ve büyük büyük hileli-düzenler kurdular." |
| Ş. Piriş | Büyük büyük tuzak kurdular. |
| Yusuf Ali (EN) | And they have devised a tremendous Plot. |
| M. Pickthall (EN) | And they have plotted a mighty plot, |
(NÛH suresi 23. ayet) (Resmi:71/İniş:71/Alfabetik:83)
وَقَالُوا لَا تَذَرُنَّ آلِهَتَكُمْ وَلَا تَذَرُنَّ وَدًّا وَلَا سُوَاعًا وَلَا يَغُوثَ وَيَعُوقَ وَنَسْرًا
| Okunuş | Ve kalu la tezerune alihetekum ve la tezerunne vedden ve la suva'an ve la yeğuse ve ye'uka ve naren. |
| Diyanet Çevirisi | “Şöyle dediler: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın. Hele hele Vedd’i, Süvâ’ı, Yeğûs’u, Ye’ûk’u ve Nesr’i hiç bırakmayın.” |
| Diyanet Vakfı | Ve dediler ki: Sakın ilâhlarınızı bırakmayın; hele Ved'den, Suvâ'dan, Yeğûs'tan, Ye'ûk'tan ve Nesr'den asla vazgeçmeyin! |
| Elmalılı Orijinal | Ve sakın ilâhlarınızı bırakmayın ve sakın bırakmayın ne Veddi, ne Suvâı, ne de Yeğûsü ve Ye'ûku ve Nesri dediler |
| Elmalılı Sade. 1 | Sakın ilahlarınızı bırakmayın; ne Vedd'i ne Suva'ı, ne Yağus'u, ne Yeuk'u ve ne de Nesr'i dediler. |
| Elmalılı Sade. 2 | Dediler ki: «Sakın tanrılarınızı bırakmayın, ne Vedd'i, ne Suva'ı ve ne de Yeğus'u, Yeûk'u ve Nesr'i.» |
| Ö. N. Bilmen | Ve dediler ki: «Tânrılarınızı bırakmayınız, ne Vedd'i, ne Süva'ı, ne Yegûs'u, ne Yeûk'u ve ne de Nesr putlarını terkeylemeyiniz». |
| S. Ateş | Dediler ki: "Tanrılarınızı bırakmayın: Vedd'i, Suva'ı, Yeğûs'u, Ye'ûk'u ve Nesr'i bırakmayın!" |
| A. Bulaç | "Ve dediler ki: Kendi ilahlarınızı bırakmayın; bırakmayın ne Vedd'i, ne Suva'ı, ne Yeğus'u, ne Ye'uk'u ve ne de Nesr'i." |
| Muhammed Esed | çünkü onlar (kendilerine uyanlara): 'Tanrılarınızı hiçbir zaman terk etmeyin: ne Vedd ne Suva', ne Yeğus, ne Ye'uk ve ne de Nesr'i terk etmeyin!' demişlerdi. |
| Y.N. Öztürk | Dediler ki: "İlahlarınızı sakın bırakmayın! Ved'di, Süva'ı asla bırakmayın! Yeğus'u, Yeuk'u, Nesr'i de bırakmayın!" |
| S. Yıldırım | "Sakın tanrılarınızdan vazgeçmeyin, Ved, Suva, Yegûs, Yeûk ve Nesr’i, bunlardan hiçbirini bırakmayın!" dediler. |
| Tefhimü-l Kuran | «Ve dediler ki: -Kendi ilahlarınızı bırakmayın; bırakmayın ne Vedd'i, ne Suva'ı, ne Yeğus'u, ne Ye'ûk'u ve ne de Nesr'i.» |
| Fizilalil Kuran | İnsanlara 'sakın tanrılarınızı bırakmayın, Ved, Suva, Yağus, Yeuk ve Nesr putlarından asla vazgeçmeyin' dediler. |
| A. Gölpınarlı | Ve sakın dediler, mâbutlarınızı bırakmayın, hele ne Vedd'i bırakın, ne Suvâ'ı, ne de Yaguus'u ve Yaûk'u ve Nesr'i. |
| H. S. Yeter | Ve dediler ki: Sakın ilâhlarınızı bırakmayın; hele Ved'den, Suvâ'dan, Yeğûs'tan, Ye'ûk'tan ve Nesr'den asla vazgeçmeyin! |
| A. Uğur | Ve dediler ki: Sakın ilâhlarınızı bırakmayın; hele Ved'den, Suvâ'dan, Yeğûs'tan, Ye'ûk'tan ve Nesr'den asla vazgeçmeyin! |
| G. Onan | "Ve dediler ki: "Kendi tanrılarınızı bırakmayın; bırakmayın ne Veddi, ne Suvayı, ne Yeğusu, ne Yeuku ve ne de Nesri." |
| Ş. Piriş | Sakın ilahlarınızı bırakmayın, Vedd’i, Suvâ’ı, Yeğûs’u, Yeûk’u ve Nesr’i bırakmayın, dediler. |
| Yusuf Ali (EN) | And they have said (to each other), abandon not your gods: abandon neither Wadd nor Suwa, neither Yaghuth nor Ya'uq, nor Nasr - |
| M. Pickthall (EN) | And they have said: Forsake not your gods. Forsake not Wadd, nor Suwa, nor Yaghuth and Ya'uq and Nasr. |
(NÛH suresi 24. ayet) (Resmi:71/İniş:71/Alfabetik:83)
وَقَدْ أَضَلُّوا كَثِيراً وَلَا تَزِدِ الظَّالِمِينَ إِلَّا ضَلَالًا
| Okunuş | Ve kad edallu kesiyren ve la tezidizzalimiyne illa dalalen. |
| Diyanet Çevirisi | “Onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin sadece sapıklıklarını artır.” |
| Diyanet Vakfı | (Böylece) onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin ancak şaşkınlıklarını arttır! |
| Elmalılı Orijinal | Ve çoğunu şaşırttılar, sen de zalimleri artırma ancak şaşkınlıkca artır |
| Elmalılı Sade. 1 | Çoklarını şaşırttılar. Sen de zalimlerin ancak şaşkınlıklarını artır!» |
| Elmalılı Sade. 2 | Çok kişiyi yoldan saptırdılar. Sen de o zalimlerin sadece şaşkınlıklarını artır. |
| Ö. N. Bilmen | «Ve muhakkak ki, birçoklarını sapıklığa düşürdüler. Ve (Yarabbi! Sen de) O zalimlere sapıklıktan başkasını arttırma.» |
| S. Ateş | "(Böylece) Onlar, çok kimseyi yoldan çıkardılar. Sen de o zâlimlere şaşkınlıktan başka bir şey artırma." |
| A. Bulaç | "Böylece onlar, çoğu kimseyi şaşırtıp-saptırdılar. Sen de o zalimlere sapıklıktan başkasını arttırma." |
| Muhammed Esed | Onlar böylece çoğu kimseyi saptırdılar: o halde, Sen bu zalimlere yalnızca (özlem duydukları şeylerden) uzaklaşmalarını emret!" |
| Y.N. Öztürk | "Çoklarını saptırdılar. Sen de o zalimler için şaşkınlıktan başka bir şeyi artırma." |
| S. Yıldırım | Böylece onlar birçok insanı şaşırttılar. Mademki öyle yaptılar, Sen de bu zalimlerin şaşkınlığını artır ya Rabbî!" |
| Tefhimü-l Kuran | «Böylece onlar, çoğu kimseyi şaşırtıp-saptırdılar. Sen de o zalimlere sapıklıktan başkasını arttırma.» |
| Fizilalil Kuran | Böylece birçoğunu saptırdılar; Rabbim! Sen bu zalimlerin sadece şaşkınlığını arttır. |
| A. Gölpınarlı | Ve andolsun ki bunlar, birçok kişileri doğru yoldan çıkardılar ve zâlimlerin, ancak sapıklığını arttır. |
| H. S. Yeter | (Böylece) onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin ancak şaşkınlıklarını arttır! |
| A. Uğur | (Böylece) onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin ancak şaşkınlıklarını arttır! |
| G. Onan | "Böylece onlar, çoğu kimseyi şaşırtıp-saptırdılar. Sen de o zalimlere sapıklıktan başkasını arttırma." |
| Ş. Piriş | Ve birçoklarını yoldan saptırdılar. Zalimlere kayıptan başka bir şey artırma. |
| Yusuf Ali (EN) | They have already misled many; and grant Thou no increase to the wrongdoers but in straying (from their mark). |
| M. Pickthall (EN) | And they have led many astray, and Thou increasest the wrong-doers in naught save error. |
(NÛH suresi 25. ayet) (Resmi:71/İniş:71/Alfabetik:83)
مِمَّا خَطِيئَاتِهِمْ أُغْرِقُوا فَأُدْخِلُوا نَارًا فَلَمْ يَجِدُوا لَهُم مِّن دُونِ اللَّهِ أَنصَارًا
| Okunuş | Minma hatiyatihim uğriku feudhihu naren felem yecidu lehum min dunillahi ensaren. |
| Diyanet Çevirisi | Hataları (küfür ve isyanları) yüzünden suda boğuldular ve cehenneme sokuldular da kendileri için Allah’tan başka yardımcılar bulamadılar. |
| Diyanet Vakfı | Bunlar, günahları yüzünden suda boğuldular, ardından da ateşe sokuldular ve o zaman Allah'a karşı yardımcılar da bulamadılar. |
| Elmalılı Orijinal | Bir çok hatîatlarından dolayı suya boğuldularda ateşe atıldılar ve kendilerine Allahın dûnünden yardımcılar bulamadılar |
| Elmalılı Sade. 1 | Bir çok günahları yüzünden suda boğuldular da ateşe atıldılar ve kendilerine Allah'tan başka yardımcılar bulamadılar. |
| Elmalılı Sade. 2 | Hatalarından dolayı boğuldular, ateşe sokuldular, kendilerine Allah'a karşı yardımcılar da bulamadılar. |
| Ö. N. Bilmen | Günahlarından dolayı suda boğuldular, sonra ateşe atıldılar. Artık kendileri için Allah'ın ötesinde yardımcılar bulamadılar. |
| S. Ateş | Hatâlarından dolayı boğuldular, ateşe sokuldular, kendilerine Allah'tan başka yardımcılar da bulamadılar. |
| A. Bulaç | Bunlar, hataları dolayısıyla suda boğuldular, sonra ateşe sokuldular. O zaman da Allah'ın dışında hiç bir yardımcı bulamadılar. |
| Muhammed Esed | Böylece onlar, günahları yüzünden (büyük bir tufanda) boğuldular ve (öteki dünyanın) ateşinde yanmaya mahkum edildiler; ve kendilerini Allah'a karşı koruyacak bir yardımcı bulamadılar. |
| Y.N. Öztürk | Hataları yüzündendir ki boğuldular, ateşe atıldılar. Kendileri için, Allah dışında yardımcılar bulamadılar. |
| S. Yıldırım | Hasılı, birçok suçları sebebiyle suda boğuldular ve cehenneme tıkıldılar! Allah’a karşı, kendilerine yardım edecek bir tek yardımcı bile bulamadılar. |
| Tefhimü-l Kuran | Bunlar, hataları dolayısıyla suda boğuldular, sonra ateşe sokuldular. O zaman da Allah'ın dışında hiç bir yardımcı bulamadılar. |
| Fizilalil Kuran | Onlar, günahları yüzünden suda boğuldular; ateşe sokuldular, kendilerine Allah'tan başka yardımcı bulamadılar. |
| A. Gölpınarlı | Suçları yüzünden de bunlar, sulara boğuldular da ateşe atıldılar, derken Allah'tan başka bir yardımcı da bulamadılar. |
| H. S. Yeter | Bunlar, günahları yüzünden suda boğuldular, ardından da ateşe sokuldular ve o zaman Allah'a karşı yardımcılar da bulamadılar. |
| A. Uğur | Bunlar, günahları yüzünden suda boğuldular, ardından da ateşe sokuldular ve o zaman Allah'a karşı yardımcılar da bulamadılar. |
| G. Onan | Bunlar, hataları dolayısıyla suda boğuldular, sonra ateşe sokuldular. O zaman da Tanrı'nın dışında hiç bir yardımcı bulamadılar. |
| Ş. Piriş | Günahlarından dolayı suda boğuldular, ateşe atıldılar. Kendilerine Allah’tan başka bir yardımcı da bulamadılar. |
| Yusuf Ali (EN) | Because of their sins they were drowned (in the flood), and were made to enter the Fire (of Punishment): and they found in lieu of Allah none to help them. |
| M. Pickthall (EN) | Because of their sins they were drowned, then made to enter a Fire. And they found they had no helpers in place of Allah. |
(NÛH suresi 26. ayet) (Resmi:71/İniş:71/Alfabetik:83)
وَقَالَ نُوحٌ رَّبِّ لَا تَذَرْ عَلَى الْأَرْضِ مِنَ الْكَافِرِينَ دَيَّارًا
| Okunuş | Ve kale nuhun rabbiy la tezer 'alel'ardi minelkafiriyne deyyaren. |
| Diyanet Çevirisi | Nûh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!” |
| Diyanet Vakfı | Nuh: «Rabbim! dedi, yeryüzünde kâfirlerden hiç kimseyi bırakma!» |
| Elmalılı Orijinal | Nuh demiştiki: yarab, bırakma yeryüzünde kâfirlerden bir deyyar |
| Elmalılı Sade. 1 | Nuh demişti ki: «Ey Rabbim, yeryüzünde (yurt sahibi) hiç bir kimse bırakma!» |
| Elmalılı Sade. 2 | Nûh dedi ki: «Yeryüzünde kafirlerden bir tek kişi bırakma.» |
| Ö. N. Bilmen | Ve Nûh dedi ki: «Yarabbi! Yeryüzünde kâfirlerden bir şahıs bırakma.» |
| S. Ateş | Nûh dedi ki: "Rabbim, yeryüzünde kâfirlerden tek kişi bırakma." |
| A. Bulaç | Nuh "Rabbim, yeryüzünde kafirlerden yurt edinen hiç kimseyi bırakma." dedi. |
| Muhammed Esed | Ve Nuh, "Ey Rabbim!" diye yalvardı: "Yeryüzünde bu hakikati inkar edenlerden hiç kimseyi bırakma: |
| Y.N. Öztürk | Nûh şöyle yakardı: "Rabbim! Yeryüzünde, kâfirlerden yurt tutacak/gezip dolaşacak hiç kimse bırakma!" |
| S. Yıldırım | Nûh: "Ya Rabbî, dedi, yeryüzünde dolaşan bir tek kâfir bile bırakma!" |
| Tefhimü-l Kuran | Nuh «Rabbim, yer yüzünde kafirlerden yurt edinen hiç kimseyi bırakma.» dedi. |
| Fizilalil Kuran | Nuh dedi ki: «Rabbim! Yeryüzünde hiçbir kâfir bırakma.» |
| A. Gölpınarlı | Ve Nûh, demişti ki: Rabbim, yeryüzünde kâfirlerden bir tek kişi bile bırakma. |
| H. S. Yeter | Nuh: "Rabbim! dedi, yeryüzünde kâfirlerden hiç kimseyi bırakma!" |
| A. Uğur | Nuh: "Rabbim! dedi, yeryüzünde kâfirlerden hiç kimseyi bırakma!" |
| G. Onan | Nuh: "Rabbim, yeıyüzünde kafirlerden yurt edinen hiç kimseyi bırakma" dedi. |
| Ş. Piriş | Nuh: -Rabbim, dedi. Yeryüzünde tek bir kafir bırakma! |
| Yusuf Ali (EN) | And Noah said: O my Lord! Leave not of the Unbelievers, a single one on earth! |
| M. Pickthall (EN) | And Noah said: My Lord! Leave not one of the disbelievers in the land. |
(NÛH suresi 27. ayet) (Resmi:71/İniş:71/Alfabetik:83)
إِنَّكَ إِن تَذَرْهُمْ يُضِلُّوا عِبَادَكَ وَلَا يَلِدُوا إِلَّا فَاجِرًا كَفَّارًا
| Okunuş | İnneke in tezerhum yuodillu 'ibadeke ve la yehidu illa faciren keffaren. |
| Diyanet Çevirisi | “Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar; sadece ahlâksız ve kâfir kimseler yetiştirirler.” |
| Diyanet Vakfı | «Çünkü sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; yalnız ahlâksız, nankör (insanlar) doğururlar (yetiştirirler).» |
| Elmalılı Orijinal | Zira sen onları bırakırsan kullarını yoldan çıkarıyorlar, ve nankör facirden başka da doğurmuyorlar |
| Elmalılı Sade. 1 | Çünkü Sen, onları bırakırsan, kullarını yoldan çıkarıyorlar ve nankör facirden başkasını doğurmuyorlar. |
| Elmalılı Sade. 2 | «Zira sen onları bırakırsan kullarını yoldan çıkarırlar ve sadece ahlâksız ve kâfir çocuklar doğururlar.» |
| Ö. N. Bilmen | (27-28) «Şüphe yok ki, sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar ve facirden, kâfirden başkasını da doğurmazlar. Yarabbi! Bana ve babama, anama ve haneme mü'min olarak giren kimseye ve mü'minler ile mü'minelere mağfiret buyur ve zalimler için helâkten başkasını arttırma.» |
| S. Ateş | "Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını şaşırtırlar ve sadece ahlâksız, nânkör (insanlar) doğururlar." |
| A. Bulaç | "Çünkü Sen onları bırakacak olursan, Senin kullarını şaşırtıp-saptırırlar ve onlar, kötülükten sınırı aşan (facir'den) kafirden başkasını doğurmazlar." |
| Muhammed Esed | çünkü Sen onları bırakırsan, Sana kulluk edenleri hep saptır(maya çalış)ırlar ve yalnızca fesada ve inatla sürdürülen nankörlüğe sebep olurlar. |
| Y.N. Öztürk | "Çünkü eğer sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar ve kötülük üreten nankörden başkasını doğurmazlar." |
| S. Yıldırım | "Zira bırakırsan onlar Senin kullarını, Senin yolundan saptırırlar,ve sadece kendileri gibi kâfir, ahlâksız çocuklar dünyaya getirip yetiştirirler." |
| Tefhimü-l Kuran | «Çünkü sen onları bırakacak olursan, senin kullarını şaşırtıp-saptırırlar ve onlar, kötülükte sınırı aşan (facir'den) kafirden başkasını doğurmazlar.» |
| Fizilalil Kuran | Doğrusu sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar, sadece ahlâksız ve çok inkarcıdan başkasını doğurup yetiştirmezler. |
| A. Gölpınarlı | Şüphe yok ki onları bırakacak olursan kullarını yoldan çıkarırlar ve ancak gerçekten sapan ve iyiden iyiye kâfir olan evlâtlar yetiştirirler. |
| H. S. Yeter | "Çünkü sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; yalnız ahlâksız, nankör (insanlar) doğururlar (yetiştirirler)." |
| A. Uğur | Çünkü sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; yalnız ahlâksız, nankör (insanlar) doğururlar (yetiştirirler). |
| G. Onan | "Çünkü sen onları bırakacak olursan, senin kullarını şaşırtıp-saptırırlar ve onlar facir kafirlerden başkasını doğurmazlar." |
| Ş. Piriş | Çünkü eğer onları bırakırsan, senin kullarını saptırırlar ve sadece yoldan çıkmış, kafir evlat yetiştirirler. |
| Yusuf Ali (EN) | For, if Thou dost leave (any of) them, they will but mislead Thy devotees, and they will breed none but wicked ungrateful ones. |
| M. Pickthall (EN) | If Thou shouldst leave them, they will mislead Thy slaves and will beget none save lewd ingrates. |
(NÛH suresi 28. ayet) (Resmi:71/İniş:71/Alfabetik:83)
رَبِّ اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِمَن دَخَلَ بَيْتِيَ مُؤْمِنًا وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَلَا تَزِدِ الظَّالِمِينَ إِلَّا تَبَارًا
| Okunuş | Rabbiğfirliy ve livalideyye ve limen de hale beytiye mu'minen ve lilmu'miniyne velmu'minati ve la tezidizzalimiyne illa tebaren. |
| Diyanet Çevirisi | “Rabbim! Beni, ana babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlerin de ancak helâkini arttır.” |
| Diyanet Vakfı | «Rabbim! Beni, ana-babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla, zalimlerin de ancak helâkini arttır.» |
| Elmalılı Orijinal | Yarab! Mağfiret buyur bana, ve babama anama, mü'min olarak evime girene ve bütün mü'minîn, ve mü'minâta, zalimleri ise artırma ancak helâkça artır |
| Elmalılı Sade. 1 | Ey Rabbim, beni, babamı, annemi, mümin olarak evime gireni, bütün inanan erkekleri ve inanan kadınları bağışla! Zalimlerin ise ancak helakını artır!» |
| Elmalılı Sade. 2 | «Ey Rabbim! Bana, babama, anama, mümin olarak evime girene ve bütün inanmış erkek ve kadınlara mağfiret buyur. Zalimlerin de sadece helakini artır.» |
| Ö. N. Bilmen | (27-28) «Şüphe yok ki, sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar ve facirden, kâfirden başkasını da doğurmazlar. Yarabbi! Bana ve babama, anama ve haneme mü'min olarak giren kimseye ve mü'minler ile mü'minelere mağfiret buyur ve zalimler için helâkten başkasını arttırma.» |
| S. Ateş | Rabbim beni, babamı-anamı, inanarak evime gireni, inanan erkek ve kadınları bağışla; zâlimlerin de sadece helâkini artır (onların köklerini kurut)." |
| A. Bulaç | "Rabbim, beni, annemi, babamı, mü'min olarak evime gireni, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlere yıkımdan başkasını arttırma." |
| Muhammed Esed | Ey Rabbim! Bana, anneme-babama, evime mümin olarak giren herkese ve (daha sonraki) bütün mümin kadınlara ve erkeklere bağışlayıcılığını göster; ve zulüm işleyenleri her zaman helake uğrat!" |
| Y.N. Öztürk | "Rabbim! Beni, anne-babamı, inanmış olarak evime gireni, tüm inanmış erkekleri ve inanmış kadınları affet! Zalimlerin de sadece helâk ve perişanlığını artır!" |
| S. Yıldırım | "Ya Rabbî, beni, anamı, babamı ve evime mümin olarak girenleri, erkek ve kadın bütün müminleri affeyle.O zalimleri ise, daha da beter eyle, daha da perişan eyle!" |
| Tefhimü-l Kuran | «Rabbim, beni, annemi-babamı, mü'min olarak evime gireni, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalim olanlara da yıkımdan başkasını arttırma» |
| Fizilalil Kuran | Rabbim! beni, anamı babamı, evime inanmış olarak gireni, inanan erkek ve kadınları bağışla; zalimlerin de yalnız helâkini artır. |
| A. Gölpınarlı | Rabbim, benim suçlarımı ört ve anamın-babamın ve inanarak evime kimler girdiyse onların ve erkek, kadın bütün inananların suçlarını ve zâlimleri de ancak mahvet, helâk vesîlelerini arttır onların. |
| H. S. Yeter | "Rabbim! Beni, ana-babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla, zalimlerin de ancak helâkini arttır." |
| A. Uğur | Rabbim! Beni, ana-babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla, zalimlerin de ancak helâkini arttır. |
| G. Onan | "Rabbim, beni, annemi, babamı, inançlı olarak evime gireni, inançlı(erkek)leri ve inançlı(kadın)ları bağışla. Zalimlere yıkımdan başkasını arttırma." |
| Ş. Piriş | Rabbim, beni bağışla, anamı, babamı ve iman ederek evime giren erkek ve kadın müminleri de.. Yalnız zalimleri yok et! |
| Yusuf Ali (EN) | O my Lord! Forgive me, my parents, all who enter my house in Faith, and (all) believing men and believing women: and to the wrongdoers grant Thou no increase but in Perdition! |
| M. Pickthall (EN) | My Lord! Forgive me and my parents and him who entereth my house believing, and believing men and believing women, and increase not the wrong-doers in aught save ruin. |


0 yorum yazılmıştır