Hüküm adalet şahit ceza-Yönetim zulüm itaat isyan

                    HÜKÜM, ADALET, ŞAHİT, CEZA  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Hâkimler üçtür: Bunların biri cennetlik, ikisi cehennemliktir. Cennetlik olan, doğruyu bilip, doğru ile hüküm verendir. Doğruyu bilip, zulümle hüküm veren ve bilmeden insanlar arasında hüküm veren, cehennemliktir." Büreyde radıyallahu anh. Ebû Dâvud.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Ey Ali! Allah, senin kalbine hidâyet ve diline sebat verecektir. Önüne iki hasım oturduğu zaman, birincisini dinledikten sonra, ikincisini de tam dinlemeden sakın hüküm verme! Güzel hüküm vermen için en doğru yöntem budur." Ali radıyallahu anh. Tirmizî.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Bir kimse, öfkeliyken iki kişi arasında hüküm vermesin!" Ebû Bekre radıyallahu anh. Buhârî.  

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Muazı Yemene göndermek istediği zaman şöyle buyurdu: "Bir dava ile karşılaşırsan ne ile hüküm verirsin?" "Allahın Kitabıyla..." "Allahın Kitabında bulamazsan..?" "Allah Resûlünün sünnetiyle..." "Allahın Kitabında ve Allah Resûlünün sünnetinde de bulamazsan...?" "Kendi görüşümle hüküm veririm." Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, onun göğsüne vurup, şöyle dedi: "Allah Resûlünün elçisini, hoşnut olacağı bir şeye muvaffak eden Allaha hamd ederim." Muaz radıyallahu anh. Tirmizî.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Ben bir insanım. Bana davalar getirilir, kiminizin konuşması kiminizden daha etkin olur. Ben de onun doğru olduğunu zannederim ve lehine hüküm veririm. Kimin için böyle bir hüküm verip, bir müslümanın hakkını ona geçirmişsem, bilsin ki, o bir ateş parçasıdır, isterse onu taşısın, isterse bıraksın." Ümmü Seleme radıyallahu anha. Buhârî.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kanıt göstermek davacıya, yemin etmek ise davalıya aittir." İbn Amr radıyallahu anh. Tirmizî.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, tek şahit ve yeminle hüküm verdi. Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Size en hayırlı şahitleri bildireyim mi? Kendisinden istenmeden gelip tanıklık eden kimsedir." Zeyd radıyallahu anh. Müslim.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Sizden öncekilerin helâk olmalarının sebebi şu idi: Seçkin biri suç işledimi ona dokunmazlardı, güçsüzleri suç işledimi hemen cezalandırırlardı." Aişe radıyallahu anha. Buhârî.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Ey insanlar! Allahın yasaklarından kaçınma zamanınız geldi değil mi? Her kim bu kirli işlerden birine bulaşırsa, Allahın örtmesiyle örtsün, çünkü, kim yaptığını açıklarsa, biz ona Allahın Kitabını uygularız." Zeyd radıyallahu anh. Mâlik.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Gücünüz yettiğince müslümanlardan hukukî cezaları önleyin. Eğer uygun bir çıkış yolu varsa, serbest bırakın. Çünkü, yetkilinin, affetmekte yanılması, cezalandırmada yanılmasından daha iyidir." Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.  

Bir adam, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelip, şöyle dedi: "Biri malımı almak isterse ne yapayım?" "Ona Allahı hatırlat." "Peki Allahı hatırlamazsa..?" "Ona karşı, çevrendeki müslümanlardan yardım iste!" "Eğer çevremdeki müslümanlardan kimse yok ise..?" "Ona karşı yetkiliden yardım iste!" "Eğer yetkili benden uzaksa..?" "O zaman, malın için onunla savaş, öldürülürsen âhiret şehîdlerinden olursun, öldürülmezsen malını savunup kurtarmış olursun." Muhârık radıyallahu anh. Nesêî.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kimin bir yakını öldürülür, ya da el ve ayağı kesilerek zarar verilirse, o kimse üç şeyden birini seçebilir: Ya kısas ister, ya affeder, ya da diyet alır. Dördüncü bir şey isterse engel olun." Ebû Şurayh radıyallahu anh. Ebû Dâvud.  

Bir yahudi kadın, durmadan Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme sövüyor ve aleyhinde edepsizce sözler söylüyordu. Bu nedenle bir adam onu öldürdü. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, onun kanını heder etti. Ali radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

                          YÖNETİM, ZULÜM, İTAAT, İSYAN

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Peygamberlik hilafeti otuz senedir, ondan sonra Allah mülkü istediğine verir." Sefine radıyallahu anh. Buhârî.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Hepiniz gözeticisiniz, gözettiklerinizden sorumlusunuz. Lider bir gözeticidir, yönettiklerinden sorumludur. Adam ailesinin gözeticisidir, onlardan sorumludur. Kadın, kocasının evinde gözeticidir, görevli olduğu işten sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malının gözeticisidir, ondan sorumludur..." İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Adil davrananlar, Allah katında, Rahmanın sağındaki nurdan minberler üstündedirler. Onlar, hükümlerinde ve ailelerinde, başta bulundukları sürece âdil davrananlardır." İbn Amr radıyallahu anh. Müslim.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Ey Ebû Zer! Sen zayıfsın, görev ise bir emanettir. O, sorumlu olduğu görevi tam anlamıyla yapıp, hakkını verenlerden başkası için utanma ve pişmanlıktır." Ebû Zer radıyallahu anh. Müslim.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Ey Abdurrahman! Baş olmayı isteme, eğer isteğin üzerine o görev sana verilirse, onunla başbaşa bırakılırsın. Şâyet sen istemeden sana verilirse, o işde yardım görürsün." Abdurrahman radıyallahu anh. Buhârî.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Siz, baş olmak isteyeceksiniz, hem de büyük bir istekle. Ancak bu, sizin için kıyamette bir pişmanlık olacaktır. O yüksek makam ne güzel sütannedir! Ondan ayrılmak da memeden ayrılmaktan zordur!" Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Allah, bir yönetici için iyilik isterse, ona iyi bir yardımcı ihsan eder ki, unuttuğu zaman hatırlatır, hatırladığı zaman da ona yardım eder. Hayrını istemezse, ona kötü bir yardımcı verir ki, unutunca hatırlatmaz, hatırlayınca da yardım etmez." Aişe radıyallahu anha. Ebû Dâvud.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kim, ihtiyacını ulaştıramayan bir kimsenin ihtiyacını yetkiliye ulaştırırsa, ayakların kaydığı günde, Allah onun ayaklarını kaydırmaz." Ebû Derda radıyallahu anh. Bezzâr.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Yöneticiye öğüt verecek biri, herkesin yanında konuşmasın, başbaşa kalabilecekleri bir yere götürüp, orada konuşsun. Kabul ederse iyi, etmezse o kendi görevini yapmış olur." Iyad radıyallahu anh. Ahmed.  

Ebû Bekir, halife seçildikten üç gün sonra kürsüye çıktı ve insanlara şöyle hitap etti: "Ey insanlar! Benim seçilmem, sizi yönetmeye aşırı istekli olmamdan değildi, bozgunculuktan ve ihtilaflardan korkmuştum. Şimdi işi size bırakıyorum, istediğinizi başınıza getirebilirsiniz!" insanlar hep bir ağızdan şöyle cevap verdiler: "Biz seni kabul ettik, bırakmayız!" Enes radıyallahu anh. Rezîn.  

Bir adamın, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme şunu sorduğunu duydum: "Başımıza hakkımızı vermeyip, haklarını bizden isteyen başkanlar geçerse, nasıl davranalım?" "Onları dinleyin, itaat edin! Onların işledikleri kendilerine, sizin işledikleriniz sizedir." Vâil radıyallahu anh. Müslim.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Müslümanın dinleyip itaat etmesi gerekir, hoşuna gitsin veya gitmesin. Ancak, günah emredilince ne dinlenir, ne de itaat edilir." İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kim başkanında hoşlanmadığı bir durum görürse, sabretsin. Çünkü, kim topluluktan ayrılırsa, câhiliye ölümü ile ölmüş olur." İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Sizi yöneten büyüklerinize sövmeyin! Onların iyi olmaları için dua edin. Çünkü onların iyi olmaları, sizin iyi olmanız demektir." Ebû Ümâme radıyallahu anh. Taberânî.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Benim ümmetim sapıklık üzerine bir araya gelmez. Onun için topluluktan ayrılmayın! Allahın kudret eli topluluk üzerindedir." İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Şunu iyi dinleyip kulak verin: Benden sonra başkanlar gelecektir. Kim onların yanlarına girip de, yalanlarını doğrulayıp, zulümlerine yardımcı olursa, o benden değildir, ben de ondan değilim. Bu kimseler, cennetteki havuzumun başında yanıma gelemezler. Kim de onların yanına girip, zulümlerine yardımcı olmaz, yalanlarını da doğrulamazsa, o bendendir, ben de ondanım. Ayrıca, bu kimseler, havuzumun başında yanıma da gelecektir." İbn Ucre radıyallahu anh. Tirmizî.  

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, beni mescidde gördü: "Bir gün seni o mescidden çıkardıklarında hâlin nice olur?" buyurdu. "Ben de Şama giderim." "Oradan da çıkartırlarsa hâlin nice olur?" "Alırım kılıcımı, ölünceye kadar savaşırım." "Sana bundan daha iyisini göstereyim mi... Seni sürdükleri yere git! Seni gönderdikleri yere var! Bana kavuşuncaya kadar öylece kal!" buyurdu. Ebû Zer radıyallahu anh. Ahmed.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Başınızda bazı önderler olacak, bir kısım sünnetleri terk edecekler. Siz de onları terk ettiğiniz zaman, bu defa bir kısmını daha terk edecekler. Siz de terk ettiğinizde, işte o zaman en büyük belayı başınıza getireceklerdir!" İbn Mesûd radıyallahu anh. Taberânî.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Benden sonra başınıza, sizin iyi gördüklerinizi kötü, kötü gördüklerinizi iyi kabul edecek bazı insanlar geçecektir. Şunu iyi bilin ki, Allaha başkaldırana itaat yoktur." Ubâde radıyallahu anh. Ahmed.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Size, Allahtan korkmanızı, dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Habeşî bir köle bile olsa, ona itaat edin. Benden sonra yaşayanlar, birçok karışıklıklar göreceklerdir. Onun için benim sünnetime, hidâyete ermiş doğru yolda olan râşid halifelerin sünnetine sarılın. Ona sımsıkı sarılın, azı dişlerle ısırıp bırakmayın. Sonradan uydurulmuş işlerden uzak durun. Çünkü sonradan uydurulmuş her şey bidattır. Her bidat da sapkınlıktır." Zeyd radıyallahu anh. Tirmizî.  

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Yorum yaz!