Öfke,kibir,yardım,cimri ve selam ile ilgili hadisler

                         YARDIM, MESULİYET, GÖREV, VAKIF

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kim, müslüman kardeşinin namusunu ve şahsiyetini korursa, Allah onun yüzünü kıyamet gününde cehennem ateşinden uzak tutar." Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Bir kimsenin yanında bir mümin alçaltılıp da, ona yardım etmeye gücü yetiyorken yardım etmezse, Allah onu, kıyamet gününde, tüm yaratıkların huzurunda alçaltır." Sehl radıyallahu anh. Ahmed.  

Dedim ki: "Ey Allahın Resûlü! Haksız kayırıcılık nedir?" Şöyle buyurdu: "Zulüm işlemesinde toplumuna yardım etmendir." Vâsile radıyallahu anh. Ebû Dâvud.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "islâm geldikten sonra, eski dönemde, arap kabileleri arasında, başkalarına baskı yapmak amacıyla yapılan dayanışma sözleşmesi yoktur. Ancak islâm, eski dönemde, ezilenlere yardım amacıyla yapılan sözleşmeleri kuvvetlendirmiştir." Cübeyr radıyallahu anh. Müslim.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu yalnız bırakmaz. Kim kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir. Kim bir müslüman kardeşinin bir sıkıntısını giderirse, Allah da, onun kıyamet sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir. Kim müslüman kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter." İbn Ömer radıyallahu anh. Ebû Dâvud.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Müminin, mümin üzerinde altı hakkı vardır: Karşılaşınca selâm verir. Aksırınca "yerhamükellah" der. Davet ederse davetine gider. Hasta olursa ziyaret eder. Ölürse cenazesinde bulunur. Yakında da olsa, uzakta da olsa onun iyiliğini ister." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.  

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Allah, insanların ihtiyaçlarını gidermek için bir kısım insanlar yaratmıştır ki, insanlar ihtiyaç duyunca onlara koşarlar. işte onlar, Allahın azabından güvende olanlardır." İbn Ömer radıyallahu anh. Taberânî.  

Ömer radıyallahu anh, Hayberde bir tarla elde etti. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelip şöyle dedi: "Ey Allahın Resûlü! Hayberde bir yer edindim ki, bugüne kadar onun gibi kıymetli bir yer elde etmemiştim. Onu ne yapmamı emredersin?" Şöyle buyurdu: "istersen onu tut ve istersen vakfet." Bunun üzerine, Ömer onu şu şartlarla vakfetti: "Onun aslı satılmayacak, bağışlanmayacak, kimse ona mirasçı olamayacak, geliri sadece fakirlerin ve yakın akrabaların olacak. Ayrıca, köle azat edilmesi için, Allah yolunda savaşanlar için ve yolda kalanlar için de sarfedilecektir." İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.  

Ebû Talha bahçesinde namaz kılıyordu. Dübsi denilen bir kuş bahçeden dışarı çıkmak için uçtu, çıkacak yer aramaya başladı, fakat bulamadı. Bu, Ebû Talhanın hoşuna gitti ve bir an gözleriyle onu izledi. Sonra namazına döndü, fakat kaç rekat kıldığını bilemedi. Bunun üzerine, bu malım fitneye sebep oldu, diye düşünerek Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme varıp, namazda başına gelen durumu anlattı: "Ey Allahın Resûlü! Bu malım vakıftır, istediğin gibi kullanır, istediğin yere verebilirsin," dedi. Abdullah radıyallahu anh. Mâlik.

                        ÖFKE, KİBİR, HASET, KORKAKLIK, ZAN

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Öfke şeytandandır. Şeytan ise ateşten yaratılmıştır. Ateşi söndüren de sudur. Onun için, biriniz öfkelenince hemen abdest alsın!" Ebû Vail radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Biriniz ayaktayken öfkelenirse, hemen otursun. Öfkesi giderse iyi, gitmezse hemen yatsın." Ebû Zer radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kim, öfkesinin gereğini yerine getirmeye gücü yettiği hâlde, kendini firenlerse, Allah onu, kıyamet gününde, yaratıkların huzurunda çağırır ve hurilerden dilediğini almakta serbest bırakır." Sehl radıyallahu anh. Tirmizî. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem sordu: "Siz kime pehlivan dersiniz?" "Yenilmeyen kişiye." "Hayır, asıl pehlivan, kızgınlık anında öfkesine hâkim olan kimsedir," buyurdu. İbn Mesûd radıyallahu anh. Müslim. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem sordu: "içinizde kimi müflis sayarsınız?" "Malı kalmayan kimseyi." "Hayır, asıl müflis, kıyamet gününde, ona sövmüş, buna zulmetmiş, berikinin malını almış olarak gelen kimsedir. Orada ne dinar vardır, ne de dirhem. Sevapları alınıp o kimselere verilir. Yetmez, bu defa onların günahları sırtına yüklenir. işte müflis odur. İbn Mesûd radıyallahu anh. Rezîn. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Öğretin, kolaylaştırın ve güçleştirmeyin! Biriniz kızdığı zaman, sussun!" İbn Abbas radıyallahu anh. Ahmed. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Hasetten, kıskanıcılıktan şiddetle kaçının! Çünkü haset, ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi, sevapları yer bitirir." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "insanlarda bulunan huyların en kötüsü, tutkulu bir cimrilik ve şiddetli bir korkaklıktır." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Size, sizden önceki milletlerin hastalığı olan haset ve kin bulaşmış. Bunlar kazıyıcıdır. Ancak, ben saç kazımayı kastetmiyorum. Onlar din kazıyıcısıdır. Canım elinde olan Allaha yemin ederim ki, îman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de tam îman etmiş sayılmazsınız. Birbirinizi sevmenizi sağlayacak bir şeyi size göstereyim mi? Aranızda selâmı yaygınlaştırın!" Zübeyr radıyallahu anh. Tirmizî. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Zandan uzak durun! Çünkü zan, sözün en yalanıdır. Başkalarının gizli konuştuklarını yaymayın! Birbirlerinizin ayıplarını araştırmayın! Gereksiz yere rekabete girmeyin! Birbirinizi kıskanmayın! Birbirinize kin tutmayın! Birbirinize sırt çevirmeyin! Ey Allahın kulları, Allahın size emrettiği gibi kardeş olun! Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona ne zulmeder, ne de onu yüzüstü bırakır. Ona hakaret de etmez." Sonra kalbini gösterdi: "Takva buradadır, takva buradadır, takva buradadır! Kişinin, müslüman kardeşini hor görmesi, kötülük bakımından kendisine yeter de artar bile. Müslümanın herşeyi müslümana haramdır: kanı, şerefi, malı... Allah, sizin ne bedenlerinize, ne biçimlerinize ve ne de amellerinize bakmaz, kalblerinize bakar." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Allah buyuruyor: izzet ve büyüklük benim elbisemdir. Bu ikisinde her kim benimle çarpışırsa, ona azap edirim." Ebû Saîd radıyallahu anh. Müslim. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem: "Kalbinde zerre kadar kibir, büyüklenme bulunan kimse cennete giremez!" buyurdu. Bir adam, "Fakat kişi, elbisesinin ve ayakkabılarının güzel olmasını ister." Şöyle buyurdu: "Allah güzeldir, güzelliği sever. Kibir, Hakkı inkâr edip, insanlara üstten bakmaktır." İbn Mesûd radıyallahu anh. Müslim. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "insanlar, ya cehennem kömüründen başka bir şey olmayan ölmüş atalarıyla övünmekten vazgeçerler, ya da Allah katında, burnuyla pislik yuvarlayan böcekten daha âdi bir dereceye düşerler. Allah teâlâ sizlerden kötü dönem kibrini temizledi. Artık kişi, ya günahtan sakınan bir mümindir, ya da azgın bir günahkâr. insanların tümü Ademin çocuklarıdır. Adem ise topraktan yaratılmıştır." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Allah bana, "alçakgönüllü olmanız, birbirinize karşı büyüklenmemeniz, böylece kimsenin kimseye tecavüz etmemesi," hususlarını bildirdi." Iyad radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

                      HARCAMA, CİMRİ, CÖMERT, SERVET

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Cömert kişi, Allaha yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır, cehennemden uzaktır. Cimri olan ise, Allahtan uzaktır, insanlardan uzaktır, cennetten uzaktır, cehenneme yakındır. Allah katında, cömert bir bilgisiz câhil, cimri bir ibadet edici âbidden daha sevimlidir." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî. 

Medineye geldim. ileri gelenlerin bulunduğu bir toplulukta otururken bir adam geldi. Cüsseli bir adamdı ve kaba elbiseler giymişti. Sert çehreliydi. insanların başlarında durup şöyle dedi: "Altın ve gümüş biriktirip de Allahın yolunda harcamayanlara şunu müjdele! O altın ve gümüşler cehennem ateşinde kızdırılıp vücutları şöyle dağlanacaktır: Memelerinin arasından sokulup omuzlarının arasından, omuzlarının arasından sokulup memelerinin üstünden çıkartılacaktır. Kendisi ayakta duramayıp sarsılacaktır." Onu dinleyen o topluluk başlarını eğdiler ve adama hiç cevap vermediler. Adam gitti, ben de ardından gittim, adam oturdu, ben de yanına oturdum. Sonra dedim ki: "Oradakiler senin sözlerinden hiç hoşlanmadılar. Çünkü sana hiçbir şey söylemediler." "Onların akılları hiçbir şeye ermez. Dostum Ebûl Kasım sallallahu aleyhi ve sellem birgün beni çağırdı. Yanına vardım. Bana dedi ki: "Uhudu görüyor musun?" Üstümdeki güneşe baktım, sandım ki beni bir iş için gönderecek. "Görüyorum," dedim. Şöyle buyurdu: "işte benim Uhud dağı kadar altınım olsa, hepsini Allah yolunda harcarım, kendime sadece üç dinar bırakırım." Şimdi bunlara bakıyorum da hiçbir şey anlamıyorlar, habire dünyalık toplayıp duruyorlar, başka bir şey düşünmüyorlar." Ben Ahnef dedim ki: "Neden Kureyş kardeşlerine gidip onlardan dünyalık istemiyorsun?" Şu cevabı verdi: "Rabbime yemin ederim ki, hayır! Onlardan ne dünyalık isterim ve ne de din hakkında onlardan bir fetva sorarım. Allah ve Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme kavuşuncaya kadar böyle yaşar giderim!" Ahnef radıyallahu anh. Buhârî. 

Dedim ki: "Ey Allahın Resulü! Akrabalarla ilgilenmek, köle azad etmek, sadaka vermek gibi müslüman olmadan önce yapmış olduğum şeylerde acaba benim için bir sevap var mıdır?" Şöyle buyurdu: "iyiliklerin boşa gitmeyecek, onlarla birlikte müslüman oldun." Dedim ki: "Vallahi câhiliyede ne gibi iyilikler yaptımsa islâmda da, aynısını yaparım." Hakîm radıyallahu anh. Buharî. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Allah, zâlim zenginden, câhil ihtiyardan ve büyüklük taslayan fakirden nefret eder." Ali radıyallahu anh. Bezzâr. 

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Kâbenin gölgesinde otururken yanına vardım. Beni görünce şöyle dedi: "Kâbenin Rabbi hakkı için, onlar zarardadırlar!" Gelip yanına oturdum, çok geçmeden ayağa kalktım ve dedim ki: "Anam babam sana feda olsun, onlar kimdir, ey Allahın Resûlü?" "Onlar, malları çok olan zenginlerdir. Ancak bunların şöyle şöyle verenleri başka. Ama onlar da ne kadar azdır!" buyurdu. Ebû Zer radıyallahu anh. Buhârî.

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Hileci, cimri ve ettiği iyiliği başa kakan kimseler kesinlikle cennete giremezler." Ebû Bekr radıyallahu anh. Tirmizî. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Şeytanın develeri de olur, evleri de. Birinizin güzel develeri olur, hiçbirisine binmeye kıyamaz. Devesi olmayan yorgun bir kardeşine rastlar da, onlardan birine bindirmez, işte bu, şeytan devesidir. Şeytanın evlerine gelince, ipek ve benzeri kumaşlarla örtülüp süslenen şu kafeslerdir." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kul, "Malım, malım!" der, oysa malının ancak şu üç kısmı kendisinindir: Yiyip tükettiği, giyip eskittiği ve verip öbür dünyası için biriktirdiği. Bunun dışındakiler ise, kendisi ölür ve malını insanlara bırakır." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "insanlara teşekkür etmeyen, Allaha şükretmiş olmaz." Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.

                      SELAM, MUSAFAHA, SOHBET, SAYGI

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Biriniz bir oturma yerine girince selâm versin. Oturmak isterse otursun. Kalkarken yine selâm versin. Çünkü, birinci selâm ikincisinden daha üstün değildir." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Evladım! Evine girince selâm ver ki, selâmın hem sana, hem de aile halkına bir bereket olsun." Enes radıyallahu anh. Tirmizî. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Selâm, konuşmaktan önce gelir." Câbir radnıyallahu anh. Tirmizî. 

Enes, çocukların yanına uğrayıp, onlara selâm verdi. Sonra şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de böyle yapardı. Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, biz kadınların yanına uğradı ve selâm verdi. Esma radıyallahu anha. Tirmizî. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Bir topluluk bir yere vardıklarında, içlerinden birinin onlara selâm vermesi yeterli olur. Oturanlardan birisinin onlardan selâm alması yeterlidir." Ali radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Binekli yürüyene, yürüyen durana, az olanlar çok olanlara, küçük büyüğe selâm verir." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "İnsanların en acizi duada aciz olan, insanların en cimrisi de selâm vermekte cimri olandır." Ebû Hureyre radıyallahu anh. Taberânî. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "İçinizden hiçbir kimse yoktur ki, bana selâm gönderdiği zaman, Allah onu benim ruhuma ulaştırıp da ben onun selâmını almayayım." Enes radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Buluşup el sıkışan iki müslüman yoktur ki, ayrılmadan önce Allah onları bağışlamasın." Berâ radıyallahu anh. Ebû Dâvud. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Birbirinizle el sıkışın ki, kalplerdeki düşmanlık silinsin. Hediyeleşin ki, birbirinizi sevesiniz ve aradaki dargınlıklar böylece kalksın." Atâ radıyallahu anh. Mâlik. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "İhtiyara, sırf yaşından dolayı hürmet eden hiç kimse yoktur ki, Allah da ona yaşlandığında saygı gösterecek birini ihsan etmesin." Enes radıyallahu anh. Tirmizî. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir!" Enes radıyallahu anh. Tirmizî. 

Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme şu elimle biat ettim ve elini öptük de buna itiraz etmedi. İbn Rezîn radıyallahu anh. Taberânî. 

Sahabiler için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden daha sevgili hiçbir şahıs yoktu. Buna rağmen, onu gördükleri zaman, hoşlanmadığını bildikleri için ayağa kalkmazlardı. Enes radıyallahu anh. Tirmizî. 

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Kim insanların kendisi için ayağa kalkıp saygı göstermelerini isterse, ateşteki yerine hazırlansın." Muaviye radıyallahu anh. Ebû Davudi

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Yorum yaz!