Kütüb-i Sitte Hadis-i şerifleri - 2
KUR'AN VE HADISE UYMAYA DAIR
52 - Imam Malik'e ulastigina gore, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) sunu soylemistir: "Size iki sey birakiyorum. Bunlara uydugunuz muddetce asla sapitmayacaksiniz: Allah'in Kitab'i ve Resulunun sunneti". Muvatta, Kader 3, (2, 899).
53 - Yezid Ibnu Erkam (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: " Size, uydugunuz takdirde benden sonra asla sapitmayacaginiz iki sey birakiyorum. Bunlardan biri digerinden daha buyuktur. Bu, Allah'in Kitabi'dir. Semadan arza uzatilmis bir ip durumundadir. (Digeri de) kendi neslim, Ehl-i Beytim'dir. Bu iki sey, cennette Kevser havuzunun basinda bana gelip (hakkinizda bilgi verinceye kadar) birbirlerinden ayrilmayacaklardir. Oyleyse bunlar hakkinda, ardimdan bana nasil bir halef olacaginizi siz dusunun" Tirmizi, Menakib 77, (3790).
54 - Irbaz Ibnu Sariye (radiyallahu anh) dedi ki: "Bir gun Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bize namaz kildirdi. Sonra yuzunu cemaate cevirerek cok belig, cok manidar bir vaazda bulundu. Oyle ki dinleyenlerin gozleri yasla, kalpleri de heyecanla doldu. Cemaatten biri: "Ey Allah'in Resulu, sanki bu, bir veda konusmasidir, bize ne tavsiye ediyorsunuz?" dedi. "Size, buyurdu, Allah'a karsi takvada bulunmanizi, basinizda Habesli bir kole olsa bile emirlerini dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Zira, sizden hayatta kalanlar benden sonra nice ihtilaflar gorecek. Oyle ise size sunnetimi ve hidayet uzere olan Hulefa-i Rasidin'in sunnetini hatirlatirim, bunlara uyun ve dort elle sarilin. Sonradan cikarilan seylere karsi da son derece dikkatli ve uyanik olun. Zira (sunnette bulunana zit olarak) her yeni cikarilan sey bir bid'attir, her bid'at de dalalettir, sapikliktir." Tirmizi, Ilim 16, (2678); Ebu Davud, Sunne 6, (4607).
55 - Mikdam Ibnu Ma'dikerib (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Haberiniz olsun, rahat koltugunda otururken kendisine benim bir hadisim ulastigi zaman kisinin: "Bizimle sizin aranizda Allah'in kitabi vardir. Onda nelere helal denmisse onlari helal biliriz. Nelere de haram denmisse onlari haram addederiz" diyecegi zaman yakindir. Bilin ki, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in haram kildiklari da tipki Allah'in haram ettikleri gibidir" Ebu Davud, Sunne, 6, (4604); Tirmizi, Ilm 60, (2666); Ibnu Mace, Mukaddime 2, (12). Ebu Davud'un rivayetinin bas kisminda su ziyade vardir: "Haberiniz olsun, bana Kitap ve bir o kadar da (sunnet) verildi." Rivayetin gerisi yukaridaki manada devam eder. Ebu Davud'un rivayetinin sonunda su ziyade de mevcuttur: "Haberiniz olsun (Kur'an'da zikri gecmiyen) ehli esegin eti de size helal degildir, vahsi hayvanlardan parcalayici disi (kopek disi) olanlar, keza muahedeli olanlarin yitikleri de haramdir. Ancak esya sahibi, ihtiyaci olmadigi icin, kasden terketmisse o mustesna. Bir kimse bir kavme ugradigi zaman, ona ikram etmek, o kavme vazife olur. Sayet ikram etmezlerse, o kimse, hak ettigi ikramin mislince onlari cezalandirir."
56 - Ebu Musa Abdullah Ibnu Kays el-Es'ari (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdular: "Allah'in benimle gonderdigi ilim ve hidayetin misali, bir araziye dusen yagmur gibidir. (Bilindigi uzere), bazi araziler var, tabiati guzeldir, suyu kabul eder, bol bitki ve ot yetistirir. Bir kisim arazi var, munbit degildir, ot bitirmez, ama suyu tutar. Onun tuttugu su ile Cenab-i Hakk insanlari yararlandirir: Bu sudan kendileri icerler, hayvanlarini sularlar ve ziraat yaparlar. Diger bir araziye daha isabet eder ki, bu ne su tutar ne ot bitirir. Bu temsilin biri Allah'in dininde ilim sahibi kilinana delalet eder, boylesini Allah benimle gondermis oldugu hidayetten yararlandirir; yani hem ogrenir, hem ogretir. Temsilden biri de, buna iltifat etmeyen Allah'in benimle gonderdigi hidayeti hic kabul etmeyen kimseye delalet eder". Buhari, Ilm 20; Muslim, Fedail 15 (2282).
57 - Yine ayni sahabe (Ebu Musa) (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Benim misalimle Cenab-i Hakk'in benimle gondermis bulundugu seyin misali su adamin misali gibidir: "Bir adam kendi kavmine gelip: "Ben gozlerimle dusman ordusunu gordum, tehlikeyi haber veriyorum, tedbir alin!" der. Kavminden bir kismi tavsiyesine uyup, geceleyin, telasa dusmeden oradan uzaklasir. Bir kismi da bu haberciyi yalanlar ve yerinden ayrilmaz. Ancak sabahleyin ordu onlari yakalar ve imha eder. Iste bu temsil bana itaat edip getirdiklerime uyanlarla, bana isyan edip Cenab-i Hakk'tan getirdiklerimi tekzip edip yalanlayanlari gostermektedir." Buhari, Rikak 26; Muslim, Fezail 15, (2283).
58 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: " Benim misalimle sizin misaliniz, su temsile benzer: Bir adam var ates yakmis. Ates etrafi aydinlatinca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydinligi seven bir kisim hayvanlar bu atese kendilerini atmaya baslarlar. Adamcagiz onlari kurtarmaya (mani olmaya) calisir. Ancak hayvanlar galebe calarak coklukla atese atilirlar. Ben (tipki o adam gibi) atese dusmemeniz icin belinizden yakaliyorum, ancak siz atese atese kosuyorsunuz" Buhari, Rikak 26, Enbiya 40; Muslim, Fezail 17, (2284); Tirmizi, Emsal 7, (2877).
59 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh)'un soyle buyurdugu rivayet edilmistir: "Muhakkak ki, en guzel soz Allah'in kitabidir. En guzel yol da Muhammed (aleyhissalatu vesselam)'in yoludur. Islerin en kotusu de dine aykiri olarak sonradan cikarilanidir. Size vadedilen mutlaka yerine gelecektir. Siz Allah'i aciz birakamazsiniz." Buhari, I'tisam 2, Edeb 70.
60 - Hz. Aise (radiyallahu anha) validemiz anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Kim su dine uymayan bir sey uyduracak olursa, bu merduddur kabul edilmez" Buhari, I'tisam 5, Buyu 60, Sulh 5; Muslim, Akdiye 18 (1718); Ebu Davud, Sunnet 6, (4606). Bir rivayette de soyle denmektedir: "Bizim sunnetimize uymayan bir amel isleyenin yaptigi amel de merduddur."
61 - Ebu Zerr (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdular: "Kim cemaat'(imiz)den bir karis uzaklasirsa (kendini dine baglayan) Islam bagini boynundan cikarip atmis olur" Ebu Davud, Sunne 30, (4758); Tirmizi, Emsal 3, (2867).
62 - Hz. Ali (radiyallahu anh) soyle demistir: "Daha once hukmettiginiz sekilde hukmedin. Zira ben (kargasaya, nizaya goturecek) muhalefeti sevmem, ta ki halk tek bir cemaat teskil etsinler veya arkadaslarimin oldugu gibi ben de oleyim."Ibnu Sirin merhum, Hz. Ali (radiyallahu anh)'den yapilan rivayetlerin cogunun uydurma ve yalan oldugu gorusunde idi. Buhari, Fedailu'l-Ashab 9.
63 - Enes (radiyallahu anh) soyle der: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) devrinde mevcut olan seylerden (kelime-i sehadet disinda) hicbirini artik goremiyorum." Kendisine "namazi da mi?" diye itiraz edilince: "Namaza da ne yaptiginizi bilmiyor musunuz, (ogleyi aksama yakin kilmadiniz mi)?" cevabini verir. Buhari, Mevakit 7; Tirmizi, Kiyamet 17, (2449).
64 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh)'den rivayet edildigine gore bir gun kendisi carsiya ugrar ve: "Mescidde Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in mirasi taksim edilirken ben sizleri burada goruyorum (Bu ne bicim is, siz de kosun) buyurur. Herkes mescide kosusur, bir sey goremeyince: "Taksim edilen bir sey goremedik, sadece bazilari Kur'an okuyordu" derler. O cevabi yapistirir. "Iyi ya, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in mirasi zaten bu degil mi?" Heysemi, Mecma'u'z-Zevaid'de, Taberani'nin el-Mu'ce'mu'l-Evsat'indan nakleder (1, 123, 124).
65 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh)'dan rivayet edildigine gore, soyle buyurmustur. "Bir yol takip etmek isteyen, bu yolu, olmus olanlarin yolundan secsin. Zira hayatta olanlarin fitnesinden emin olunamaz. Olmus olanlar ise Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in Ashabidirlar. Onlar bu ummetin en efdalidir. Kalpce en temizleri, ilimce en derinleri, amelce en ihlaslilari yine onlardir. Allah, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in sohbeti ve dininin yerlesmesi icin onlari secmistir. Oyleyse sizler onlarin ustunlugunu idrak edin, onlarin yolundan gidin, elinizden geldikce onlarin ahlakini ve yasayis tarzlarini kendinize ornek kilin. Zira onlar en dogru yolda idiler." Ibnu Abdilberr,
Cami'ul-Beyani'l-Ilm ve Fadlihi'de kaydetmistir 2,9.
66 - Ibnu Abbas (radiyallahu anh)'dan rivayet edildigine gore soyle buyurmustur: "Kim Allah'in Kitabini ogrenir ve sonra da onda bulunanlara uyarsa, Allah onu, dunyada dalaletten cikarip dogru yola sevkeder, ahirette de kotu hesabtan korur."
67 - Omer Ibnu'l-Hattab (radiyallahu anh)'dan rivayet edilir ki, soyle buyurmustur; "Gecesi gunduz gibi olan cok aydinlik bir seriat uzere terkedildiniz. Coldeki bedevilerin ve mahalle mekteplerindeki cocuklarin dini uzere olun. (Ayet ve hadisten ogretilenleri oldugu gibi takib edin, kendinizden katip karistirmadan taklid edin.) Bunun benzeri merfu olarak Ahmed Ibnu Hanbel (Musned 4, 126) ve Ibnu Mace (Sunen, Mukaddime 6, (43) ) rivayet etmislerdir.
68 - Hz. Ali (radiyallahu anh) soyle buyurmustur: "Sizler genis bir caddeye birakildiniz. Bu, uzerinde Ummu'l-Kitap olan (yani Allah'in kesin hukumlu ayetleriyle istikameti tesbit edilmis) bir yoldur." (Ashab'in buyuklerine ait son bes rivayeti Rezin merhum tahric etmistir).
AMELDE İTİDAL
69 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in zevce-i paklerinin hane-i saadetlerine bir gurub erkek gelerek Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in (evdeki) ibadetinden sordular. Kendilerine sorduklari husus aciklaninca sanki bunu az bularak: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) kim, biz kimiz? Allah O'nun gecmis ve gelecek butun gunahlarini affetmistir (bu sebeple O'na az ibadet de yeter) dediler. Iclerinden biri: "Ben artik hayatim boyunca her gece namaz kilacagim" dedi. Ikincisi: "Ben de hayatimca hep oruc tutacagim, hic bir gun terketmeyecegim" dedi. Ucuncusu de: "Kadinlari ebediyen terkedip, onlara hic temas etmeyecegim" dedi. (Bilahere durumdan haberdar olan) Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) onlari bularak: "Sizler boyle boyle soylemissiniz. Halbuki Allah'a yemin olsun Allah'tan en cok korkaniniz ve yasaklarindan en ziyade kacinaniniz benim. Fakat buna ragmen, bazan oruc tutar, bazan yerim: namaz kilarim, uyurum da; kadinlarla beraber de olurum. (Benim sunnetim budur), kim sunnetimi begenmezse benden degildir" buyurdu. Buhari, Nikah 1; Muslim, Nikah 5, (1401); Nesai, Nikah 4, (6,60).
70 - Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), ruhsat ifade eden bir amelde bulunmustu. Bazilarinin bundan kacindiklarini isitti. Bunun uzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bir hutbe okudu: Adeti vechile Cenab-i Hakk'a hamd ve senada bulunduktan sonra soyle buyurdu: "Allah icin soyleyin, bazilari benim yaptigim seyi begenmeyip, kaciniyorlarmis, dogru mudur bu? Allah'a yeminle soyluyorum, ben Allah'i onlardan cok daha iyi biliyorum. Allah'tan duydugum korku da onlarin duyduklarindan cok daha fazladir." Buhari, I'tisam 5, Edeb 72; Muslim, Fedail 127, (2356).
71 - Yine Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bunun uzerine soyle buyurdu: "Bil ki, ben, hem uyurum, hem namaz kilarim; oruc da tutarim, kadinlarla evlenirim de, Ey Osman, Allah'tan kork, zira ehlinin senin uzerinde hakki var, misafirin senin uzerinde hakki var, nefsinin senin uzerinde hakki var. Oyle ise bazan oruc tut, bazan ye. Namaz da kil, uykunu da al" Ebu Davud, Salat 317 (1369). Rezin merhum, sunu ilave ediyor: Osman (radiyallahu anh) butun gece namaz kilmak, gunduzleri de hep oruc tutmak, kadinlarla da hic nikah yapmamak uzere yemin etmisti. Osman Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a yemininden sordu. Bunun uzerine meali su olan ayet nazil oldu: "Allah sizi rastgele yeminlerinizden (lagv) dolayi degil, fakat kalplerinizin kasdettigi yeminden dolayi sorumlu tutar" (Bakara, 225).
72 - Abdullah Ibnu Amr Ibni'l-As (radiyallahu anh) anlatiyor. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e benim "Hayatta kaldigim muddetce vallahi gunduzleri oruc tutacagim geceleri de namaz kilacagim" dedigim haber verilmis. Beni cagirtarak: "Sen boyle boyle soylemissin dogru mu?" dedi. "Annem babam sana feda olsun, evet boyle soyledim ey Allah'in Resulu" dedim. "Iyi ama, dedi, sen buna guc yetiremezsin, bazan oruc tut, bazan ye; gece kalk, uyu da. Ayda uc gun tut (bu yeter), zira hayirli isleri Allah on misliyle kabul ederek ucret veriyor. Bu uc gun, aynen yil orucu yerine gecer" buyurdu. Ben: "Soylediginizden daha fazlasina guc yetiririm" dedim. "Oyleyse, dedi, bir gun oruc tut, iki gun ye" Ben tekrar "Bundan baskasina da guc yetiririm" dedim. "Oyleyse, dedi, bir gun tut, bir gun ye. Bu Hz. Davud aleyhisselam'in orucudur. Bu en kiymetli oructur -veya en efdal oructur.-" Ben yine: "Ben bundan daha fazlasina guc yetiririm" dedim. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Bundan efdali yoktur" buyurdu. Buhari, Savm 54, 55, 56, 57, 58,59, Teheccuk 7, 19, Enbiya 37, Fedailu'l-kur'an 34, Nikah 89, Edeb 84, Isti'zan 38; Muslim, Siyam 181-194, (1159); Ebu Davud, Siyam 53, (2425); Nesai, Siyam 76, (4, 209-210); Tirmizi, Savm 57, (770). Bir baska rivayette soyle gelmistir: "Bana haber verildigine gore sen yil orucu tutuyor, her gece de "Kur'an'i (hatmen) okuyormussun, dogru mu?" dedi. Ben: "Evet ey Allah'in Resulu, dogrudur, ancak bunda maksadim sadece hayirdir" dedim." Rivayette konusma soyle devam eder: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bana: "-Kur'an'i ayda bir kere oku" dedi. Ben: "-Daha fazlasina da guc getirebilirim" dedim. "-Oyleyse her gun gunde bir kere oku" dedi. Ben tekrar: "-Bundan fazlasina da guc getirebilirim" dedim. "-Oyleyse, buyurdu, her yedi gecede bir kere oku, daha asagi dusme" dedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bana sunu da soyledi: "-Bilmezsin, belki uzun bir omrun olur (yasliliginda ahdi yerine getiremezsin)". Abdullah der ki: Ben nefsime siddetli davrandikca, (bundan vazgecmem icin) bana da siddet gosterildi. Ihtiyarladigim zaman, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in tanidigi ruhsati kabul etmis olmayi temenni ettim." Bir baska rivayet de buna benzer, ancak su ziyade var: "Bunu yaparsan gozun (uykusuzluktan) ferini kaybeder, nefsin de yorulur. Devamli tutulan oruc, oruc sayilmaz." Rivayette: "Davud aleyhisselamin orucunu tut: O, bir gun tutar bir gun yerdi. Dusmanla karsilasinca da gucu kuvveti yerinde oldugu icin kacmazdi" ziyadesi de var. Bir baska rivayette: "Allah'a en hos gelen oruc, Hz. Davud (aleyhisselam)'un namazidir. O, gecenin yarisini uyur, ucte birini kalkar, altida birini uyurdu. Bir gun oruc tutar, bir gun yerdi" buyrulmustur.
73 - Hz. Aise (radiyallahu anha) sunu anlatir: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in bir hasiri vardi, geceleri perde yapip gerisinde namaz kilardi, gunduzleri de yayip uzerine otururdu. Halk da Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in yanina donep (gelip) aynen onun gibi namaz kilmaya basladilar. Sayi gittikce artti. Bunun uzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam) onlara yonelerek sunu soyledi: "Ey insanlar, takat getireceginiz isleri yapin. Zira siz (dua etmekten) usanmadikca Allah da sevap yazmaktan usanmaz. Allah'a en hos gelen amel, az da olsa devamli olanidir." Ravi der ki: Muhammed (aleyhissalatu vesselam)'in ailesi bir is yapinca onu sabit kilardi (artik terketmez devamli yapardi). Buhari, Iman 16, Ezan 81, Rikak 18; Muslim, Salat 283, (782); Muvatta, Salatu'l-Leyl 4, (1, 118); Nesai, Kiyamu'l-Leyl 1 (3, 218); Ebu Davud, Salat 317, (1368). Buhari'nin Ebu Hureyre (radiyallahu anh)'den yaptigi bir rivayette: "Orta yolu tutun, guzele yakin olani arayin, sabah vaktinde, aksam vaktinde, bir miktar da gecenin son kisminda yuruyun (ibadet edin), agir agir hedefe varabilirsiniz. Unutmayin ki sizden hic kimseye, yaptigi amel, cenneti kazandirmayacaktir" buyurdu. "Sen de mi (amelinle cennete gidemiyeceksin) ey Allah'in Resulu?" dediler. "Evet, ben de, dedi, Allah affi ve rahmeti ile muamele etmezse ben de!" (Buhari, Rikak 18) Buhari ve Nesai'de gelen bir baska rivayette: "Bu din kolayliktir. Kimse (asiri gayretle) dini gecmeye calismasin, (basa cikamaz, yine de yapamadigi eksiklikleri kalir ve) galebiyet dinde kalir" buyrulmustur. (Buhari, Iman 29).
74 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdu: "Kolaylastirin, zorlastirmayin ve mujdeleyin." Bir rivayette de: "...Isindirin, nefret ettirmeyin..." buyrulmustur. Buhari, Ilm 12, Edeb 80; Muslim, Cihad 6, 7,(1732-1733).
75 - Sehl Ibnu Ebi Umame (radiyallahu anh)'nin anlattigina gore, Sehl ve babasi beraberce Hz. Enes (radiyallahu anh)'in yanina girerler. Enes'i yolcu namazi kiliyormuscasina cok hafif bir namaz kiliyor bulurlar. Selam verip namazdan cikinca: "Allah sana magfiret buyursun bu kildigin namaz farz mi yoksa nafile miydi? dedik. "Farz namazdi. Bu (eksiksiz). Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in namaz tarzidir. Bilerek hic bir degisiklik de yapmadim" dedi ve ilave etti: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "(Yil orucu, her gece teheccut, kadinlari terk gibi kararlarla) kendinize zorluk cikarmayin, zorluga ugrarsiniz. Zira (gecmiste) bir kavim (bir kisim zahmetli islere azmederek) kendisini zora atti. Allah Da zorluklarini artirdi. Manastir ve kiliselerdekiler bunlarin bekayasidir. "Onlar, uzerlerine, bizim farz kilmadigimiz, fakat, guya Allah'in rizasini kazanmak icin kendilerinin koyduklari ruhbaniyete bile geregi gibi riayet etmediler" (Hadid, 27). Ebu Davud, Edeb 52, (4904)
76 - Enes (radiyallahu anh) buyurdu ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) mescide girmisti ki, iki direk arasina gerilmis bir ip gordu. "Bu da ne?" diye sordu. Bu, Zeyneb (radiyallahu anh)'in ipidir, namaz kilarken uykusu gelince buna takiliyor (ip onun dusmesini onluyor)" dediler. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam):"Hayir (olmaz oyle sey) cozun ipi. Sevkiniz varken namaz kilin, uykunuz gelince de yatin" emretti. Buhari, Teheccud 18; Muslim, Musafirin 219, (784); Ebu Davud, Salat, 308, (1312); Nesai, Kiyamu'l-Leyl 17, (3, 218).
77 - Hz. Aise (radiyallahu anha) diyor ki: "Yanimda BeniEsed kabilesinden bir kadin vardi. Bu sirada Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) iceri girdi ve: "Bu kimdir?" buyurdu. "Falancadir, geceleri hic uyumaz, (ibadet yapar)" dedim. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Sus, yeter! Size, takat getirebileceginiz amel yarasir. Siz (ibadet yapmaktan) usanmadikca, Allah da (sevab vermekten) usanmaz. Allah'a en hos gelen dini amel, kisinin devamli olarak yaptigi ameldir" buyurdu. Buhari, Iman 32, Teheccud 18; Muslim, Salatu'l-Musafirin 2220-221 (785); Muvatta, Salatu'l-Leyl 4, (1, 118); Nesai, Salatu'l-Leyl 17 (3, 218).
78 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Her seyin bir sevki vardir. Her sevkin de bittigi bir zaman vardir. (Yapacagi ise karsi bu sevki) duyan kisi isini yaparken mutedil hareket eder ve bu itidali devam ettirirse, muvaffak olacagini umid edin, (cunku bu sekilde takibine devam edebilir). Sayet (asiriliga duserek dikkat cekmis ve) parmakla gosterilecek hale gelmisse ona itibar edip (salihlerden) saymayin" Tirmizi, Kiyamet 21, (2455).
79 - Ebu Cuheyfe (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Selman'la Ebu'd-Derda (radiyallahu anhuma)'yi kardeslemisti. Selman bir defasinda Ebu'd-Derda'yi ziyaret etti. Evde, Ebu'd-Derda'nin hanimini dusuk bir kiyafet icinde buldu. "Bu halin ne?" diye sordu, kadin: "Kardesiniz, Ebu'd-Derda'nin dunya ile alakasi kalmadi" diye acikladi. Ebu'd-Derda geldi ve Selman (radiyallahu anh)'a yemek getirerek: "Buyur, ye!" dedi ve ilave etti: "Ben orucum!". Selman: "Hayir sen yemezsen ben de yemem" dedi. Beraber yediler. Aksam olunca Ebu'd-Derda (Selman'dan gece namazi icin musaade istediyse de, Selman: "Uyu" dedi. Beraber uyudular. Bir muddet sonra Ebu'd-Derda namaza kalkmak istedi. Selman tekrar: "Uyu!" dedi. Uyudular. Gecenin sonuna dogru Selman "Simdi kalk!" dedi. Kalkip beraber namaz kildilar. Sonra Selman su nasihatta bulundu: "Senin uzerinde Rabbinin hakki var, nefsinin hakki var, ehlinin de hakki var. Her hak sahibine hakkini ver." Ertesi gun Ebu'd-Derda, durumu Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e anlatti. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) "Selman dogru soylemis" buyurdu. Buhari, Edeb 86, Savm 51, Teheccud 15; Tirmizi, Zuhd 64 (2415).
80 - Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in katibi Hanzala Ibnu'r-Rebi el-Esedi (radiyallahu anh) anlatiyor: Birgun Hz. Ebu Bekir (radiyallahu anh)'la karsilastik. Bana: "-Nasilsin?" diye sordu. "-Hanzala munafik oldu"dedim. "-Subhanallah, sen neler soyluyorsun?" diye sasirdi. Ben acikladim. "-Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in huzurunda oldugumuz sirada bize cennet ve cehennemden soz edilir, sanki gozlerimizle gormus gibi oluruz. Oradan ayrilip coluk cocugumuza, bag bahcemize karisinca coklukla unutup gidiyoruz". Hz. Ebu Bekir (radiyallahu anh) de: "-Allah'a yemin olsun ben de ayni seyi hissediyorum" dedi. Beraberce Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e gittik ve bu durumu actik. Bize: "-Nefsimi kudret elinde tutan Zat-i Zulcelal'e kasem olsun siz, benim yanimdaki hali disarda da devam etirip (cennet ve cehennemi) hatirlama isini koruyabilseniz melekler sizinle yataklarinizda, yollarda musafaha ederdi. Fakat ey Hanzala, bazan oyle bazan boyle olmasi normaldir (munafiklik degildir)" dedi ve (son cumleyi uc kere tekrarladi." Muslim, Tevbe 12, (2750); Tirmizi, Kiyamet 60, (2516).
81 - Imam Malik'in kaydettigine gore Hz. Aise (radiyallahu anha) yatsidan sonra ailesine birini yollayarak: "(Bos sozleri keserek) yazici melekleri rahatlatmak istemez misiniz?" diye haber gonderdi." Muvatta, Kelam 9, (2, 987).
82 - Ibnu Abbas (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e azadli bir cariyenin geceleri namaz, gunduzleri de orucla gecirdigi haber verilince soyle buyurur: "Her calisanda bir sevk mevcuttur, her sevkin de bir sonu vardir. Kimin sevkinin sonu sunnetimde kalirsa dogru yoldadir. Kim de hata eder (sunnetimin haricinde kalir) ise o da sapitmistir."
83 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdu: "Islerin en hayirlisi orta ve itidal uzere olanidir". (Bu son iki hadisi Rezin tahric etti). el-Makasidu'l-Hasene bu rivayeti Ibnu's-Sem'ani'nin Zeylu Tarihi'l-Bagdad'da kaydettigini, senedinde mechul ravinin yer aldigini belirtir.
KITABU'L-EMANET
84 - Huzeyfetu'bnu'l-Yeman (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), bize iki hadis irad buyurmustu. Ben bunlardan birini gordum, digerini de bekliyorum. Buyurmustu ki: Emanet (din, adalet duygulari) insanlarin kalplerinin derinliklerine (yaratilislarinda, fitri meyiller olarak) konmustur. Sonradan Kur'an-i Kerim indi. (Insanlar kalplerine konmus olan bu fitri temayullerin) Kur'an ve hadiste te'yidini buldular. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bize bu emanetin kalplerden kalkmasindan da bahsetti ve buyurdu ki: "Kisi uykuda imis gibi farkinda olmadan kalbinden emanet alinir. Geride, benek izi gibi bir iz kalir. Sonra ikinci sefer, yine uykuda imiscesine, kisi farkinda olmadan kalbindeki emanet duygusundan bir miktar daha alinir. Bunun da, kalpte bir kabarcik izi gibi bir izi kalir, yani soyle ki, ayagin uzerinden bir kor parcasini yuvarlayacak olsan degdigi yerleri kabarmis gorursun. Ne var ki, icinde ise yarar bir sey yoktur. Sonra Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bir cakil tanesi aldi, onu ayaginin uzerinde yuvarladi. (Ve sozune devam etti:) "Emanet bu sekilde peyder pey azalmaya devam eder, o hale gelinir ki artik) alis verise giden insanlarda (itimad, guven, dogruluk ve) emanet tamamen kaybolur. Hatta durustler "falanca kabilede durust insanlar varmis" diye parmakla gosterilirler. Bazan da, kalbinde zerre miktar iman olmayan bir kimsenin "ne civanmerd, ne kibar, ne akilli kisi" diye ovuldugu olur." (Huzeyfe devam etti:) -Ben oyle gunler gordum ki, hanginizle alis veris yaptigima aldirmazdim. Muhatabim Musluman idiyse, bana karsi hile yapmasina dindarligi mani olurdu. Muhatabim Yahudi veya Hiristiyan idiyse, onu da, amiri(nden validen gelen korku ve disiplin) bana hile yapmaktan alikoyardi. Fakat bugun sizden sadece falanca falanca ile (gonul huzuruyla) alis veris yapabilirim." Buhari, Rikak 35, Fiten 13; Muslim, Iman 230, (143); Tirmizi, Fiten 17, (2180); Ibnu Mace, Fiten 27, (4053).
85 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Emanet kaybedilince kiyameti bekleyin." "Emanet nasil kaybolur?" diye sordular. "Isler ehil olmayanlara teslim edilince" diye cevapladi." Buhari, Rikak 35, Ilm 2.
86 - Yine Ebu Hureyre (radiyallahu anh) Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in su sozunu rivayet etmistir: "Sana emanet birakanin emanetini geri ver. Sana ihanet edene ihanet etme" Ebu Davud, Buyu 81 (3534); Tirmizi, Buyu 38, (1264).
87 - Ebu Musa (radiyallahu anh)'nin rivayetine gore Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurmustur: "Emin bir Musluman mal muhafizi olsa ve vazifesini durustlukle yapsa, soyle ki, kendisine (sadaka vs. nevinden) emredileni gonul hosluguyla eksiksiz ve tam olarak yerine verse, sadakayi veren iki kisiden biri olur." Buhari, Zekat 25, Vekalet 16, Icare 1; Muslim, Zekat 79 (1023); Ebu Davud, Zekat 43, (1684); Nesai, Zekat 66, (5, 79-80). Nesai, hadisin basinda su ziyadeyi kaydetti: "Mu'min kisi, diger mumine karsi duvar gibidir, birbirlerini takviye ederler."
EMR-I BI'L-MA'RUF VE NEHY-I ANI'L-MUNKER
88 - Tarik Ibnu Sihab anlatiyor: "Bayram hutbesini okuma isini namazdan one alanin ilki Mervan'dir. O, bu ise tevessul edince cemaatten birisi ayaga kalkarak: "Yanlis is yapiyorsun, namazin hutbeden once kilinmasi gerekir" dedi. Mervan: "Artik o usul terkedildi" diyerek devam etmek istedi. Ebu Saidu'l-Hudri ortaya atilarak: "Bu adam, uzerine dusen vazifesini yapti. Zira ben Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in soyle soyledigini isittim: "Sizden kim (sunnetimize uymayan) bir munker gorurse (seyirci kalmayip) onu eliyle duzeltsin. Buna gucu yetmezse lisaniyla duzeltsin. Buna da gucu yetmezse kalbiyle bugzetsin. Bu kadari imanin en zayif mertebesidir." Melahim 17, (4340); Muslim, Iman 78 (49); Ebu Davud; Salatu'l-Iydeyn 248 (1140); Tirmizi, Fiten 11 (2173); Nesai, 17 (8, 111); Ibnu Mace, Fiten 20, (4013); Tirmizi'nin rivayetinde soyle denir: "Bir adam kalkarak ey Mervan sunnete muhalefet ettin..." dedi. Ebu Davud su ziyadeyi kaydeder: Sen bayram gununde minberi (musallaya) cikardin. Halbuki daha once bayramda minber cikarilmazdi. Bir de hutbeyi namazda one aldin." Nevevi rivayetinde bu aciklamalar yok, sadece Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in sozleri var.
89 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdu: "Benden once Allah'in gonderdigi her peygamberin mutlaka ummetinden havarileri ve arkadaslari olmustur. Bunlar onun sunnetiyle amel ederler emirlerini de yerine getirirlerdi. Sonra, bu peygamberlerin ardindan oylesi kotulukler zuhur etmisti ki, yapmadiklarini soyleyip, kendilerine emredilmeyeni de yapmislardir. Kim bu guruhla eliyle mucahede ederse mu'mindir. Kim onunla diliyle mucahede ederse o da mu'mindir. Kim de onlarla kalbiyle mucahede ederse o da mu'mindir. Bunun gerisine, artik zerre miktar iman yoktur. Muslim, Iman 80, (50).
90 - Yine Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Israilogullari bir kisim gunahlar islemeye baslayinca alimleri onlari bu islerden menettiler. Ancak onlar dinlemediler, vazgecmediler. Zamanla alimler de onlarla oturmaya, dayanismaya ve beraber icmeye basladilar. Allah da bunun uzerine, berikinin dalaletini oburune katarak, biriyle digerinin kufrunu artirdi. "Davud'un ve Meryem oglu Isa'nin diliyle onlari lanetledi..." (Maide, 78). Sonra, ayakta bulunan Resulullah (aleyhissalatu vesselam) oturarak sozunu tamamladi: "Hayir, nefsimi kudret elinde tutan Zat'a yemin ederim, onlari hak adina kotuluklerden men etmezseniz (siz de rizaya eremezsiniz). Ebu Davud, Melahim 17, (4336); Tirmizi, Tefsir, Maide (3050), Ibnu Mace, Fiten 20, (4006);
91 - Kays Ibnu Ebi Hazim anlatiyor: "Hz. Ebu Bekir (radiyallahu anh) Cenab-i Hakk'a hamd ve senadan sonra buyurdu ki: "Ey insanlar! Sizler su ayeti okuyor ve fakat yanlis anliyorsunuz: "Ey iman edenler, siz kendinize bakin. Dogru yolda iseniz sapitan kimse size zarar veremez" (Maide, 105). Biz Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in: "Insanlar, zalimi gorup elinden tutmazlarsa, Allah'in, hepsine ulasacak umumi bir bela gondermesi yakindir" dedigini isittik." Keza ben, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in: "Iclerinde kotulukler islenen bir cemiyet, bu kotulukleri bertaraf edecek gucte oldugu halde, seyirci kalir, mudahale etmezse, Allah'in hepsini saran umumi bir bela gondermesi yakindir" dedigini isittim. Ebu Davud, Melahim 17, (4338); Tirmizi, Tefsir, Maide (3059), Fiten 8 (2169); Ibnu Mace, Fiten 20 (4005).
92 - Huzeyfe (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Nefsimi kudret elinde tutan Zat'a kasem olsun, ya ma'rufu emreder ve munkerden de yasaklarsiniz veya Allah'in katindan umumi bir bela gondermesi yakindir. O zaman yalvar yakar olursunuz da duaniz kabul edilmez." Tirmizi, Fiten 9, (2170).
93 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sizler yardim gorecek, ganimetler elde edecek ve bircok memleketleri fethedeceksiniz. Sizden kim bu vakte ererse, Allah'tan cekinsin, ma'rufu emredip, munkerden de nehyetsin. Kim de bile bile bana yalan nisbet ederse, atesteki yerini hazirlasin." Tirmizi, Fiten 70, (2258).
94 - Urs Ibnu Amire el-Kindi (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Yeryuzunde bir kotuluk islendigi vakit, ona sahid olan bunu takbih ederse (kotu oldugunu te'yid ederse), o kotulugu gormemis gibi zararindan kurtulur. O kotuluge sahid olmadigi halde, isittigi zaman memnun kalan kimse, sanki sahid olmus gibi manen zarar gorur." Ebu Davud, Melahim 17, (4345).
95 - Ebu Said (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Zalim sultanin yaninda gercegi soylemek en buyuk cihaddandir." Ebu Davud, Melahim 17, (4344); Tirmizi 13, (2175); Ibnu Mace, Fiten 20, (4011).


0 yorum yazılmıştır