Kütüb-i Sitte Hadis-i şerifleri - 3

I'TIKAFLA ILGILI BOLUM  

96 - Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) vefat edinceye kadar Ramazan'in son on gununde itikafa girer ve derdi ki: "Kadir gecesini Ramazan'in son on gununde arayin". Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'dan sonra, zevceleri de itikafa girdiler."  Buhari, Fadlu Leyletu'l-Kadr 3, Itikaf 1,14; Muslim, Itikaf 5, (1172); Muvatta, Itikaf 7, (1, 316); Tirmizi, Savm 71, (790); Nesai, Mesacid 18, (2, 44); Ebu Davud, Siyam 77, (2462, 2464); Ibnu Mace, Siyam 59; (1771).  Bir baska rivayette soyle denir: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) her Ramazan'da itikafa girerdi. Aksam namazini kilar kilmaz itikaf mahaline gelirdi. Ravi der ki: Bir gun Hz. Aise de itikaf icin izin istedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) izin verdi. Mescidin icinde itikaf icin bir cadir kuruldu. Bunu Hafsa validemiz (radiyallahu anha) isitti, O'nun icin de bir cadir kuruldu. Arkadan Zeyneb (radiyallahu anha) validemiz icin de bir cadir kuruldu. Sabah olup da Resulullah (aleyhissalatu vesselam) hucresinden cikinca dort cadir kuruldugunu gorur ve "Bunlar da ne?" diye sorar. Durum haber verilince: "Onlari bu ise sevkeden sey nedir, Allah'in rizasini kazandiracak bir amel dusuncesi mi? Hayir! Derhal kaldirin, gozum gormesin!" emretti. Cadirlar kaldirildi. O Ramazan Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'da itikafi terketti. Sevval'in son onunda itikafa girdi."  Bir diger rivayette soyle denir: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) cadirlarin kaldirilmasini emretti. Derhal yikildilar. O yil itikafa girmeyi Ramazan'da terketti, Sevval ayinin ilk onunda yerine getirdi."  

97 - Ebu Said (radiyallahu anh) anlatiyor: "Biz Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'le birlikte Ramazan'in orta on gununde i'tikafa girdik, yirminci gunun sabahi olunca esyalarimizi (evlerimize) tasidik. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) (bir hutbe irad etti ve) sonra sunu soyledi: "Itikafa girmis olanlar, itikaf mahallerine donsunler. Zira bu gece bana Kadir gecesinin hangi gece oldugu gosterilmisti, sonra unutturuldu. Siz, son onda ve tek gecelerde arayin. Ayrica bu gece kendimi su ve camur icinde secde eder gordum." Resulullah (aleyhissalatu vesselam) itikaf mahalline donunce, o gunun sonuna dogru hava bozdu. Mescid o siralarda (uzeri dallarla ortulmus) cardak seklindeydi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in burnu ve burun yumusagi uzerinde su ve camur bulasigini gordum. Bu gece 21. gece idi."  Buhari, Fadlu Leylet'l-Kadr 2, 3, Itikaf 1, 9, 13; Muslim, Siyam 213, (1167);  

98 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) her Ramazanda on gun i'tikafa girerdi. Vefat ettigi yilda ise yirmi gun i'tikafa girdi."  Buhari, I'tikaf 17; Ebu Davud, Savm 78, (2466). Ibnu Mace, Siyam 58, (1769).  

99 - Enes ve Ubey Ibnu Ka'b (radiyallahu anh) anlatiyorlar. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Ramazan'in son on gununde itikafa girerlerdi. Fakat bir sene (seferde oldugu icin) itikafa girmedi, muteakip yil yirmi gun itikaf yapti."  Hadisi Ebu Davud, Ubeyy hazretlerinden (Savm 77, (2463)); Tirmizi de Enes hazretlerinden (Savm 79, (803)) rivayet etmistir. Ibnu Mace, Siyam 58, (1770).  

100 - Hz. Aise (radiyallahu anha)'nin anlattigina gore, "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) mescitte itikafda oldugu sirada, kendisi de hayizken, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in saclarini taramistir. Bu hizmeti yaparken kendisi odasindan ayrilmamis; Resulullah (aleyhissalatu vesselam) basini ona uzatmistir. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) itikafta iken, (buyuk veya kucuk abdest bozmak gibi) zaruri bir ihtiyac olmadikca odaya girmezdi."  Buhari, Hayz 2, Itikaf 2, 3, 4, 19, Libas 76; Muslim, Hayz 6-7 (297); Muvatta, I'tikaf 1 (1, 312); Tirmizi, Savm 80, (804); Ebu Davud, Siyam 79 (2467, 2468, 2469); Nesai, Hayz 20, (1, 193).  Ebu Davud'da su ziyade var: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) itikafda iken hastaya ugrar, oyalanmadan halini sorar gecerdi. Hz. Aise buyurdu ki: "Aslinda, mutekif icin sunnet olani, hasta ziyaretine gitmemesi, cenaze merasimine katilmamasi, kadina temas etmemesi, kadinin tenine tenini degedirmemesi, zaruri ihtiyac disinda da itikaf yoktur."  (Ebu Davud, Savm 80, 2473).
 
111 - Hz. Aise (radiyallahu anha) der ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) hanimlarina yaklasmamaya yemin etti (ila karari verdi) ve (bal yemeyi de kendi kendine) haram etti. Boylece helal olan bir seyi kendisine haram kilmisti. Sonra kefaret karsiliginda yeminini bozdu"  Tirmizi, Talak 21, (1201).
 
MAKBUL VE MEKRUH ISIMLER 

112 - Ebu'd-Derda (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Sizler kiyamet gunu isimlerinizle ve babalarinizin isimleriyle cagirilacaksiniz oyleyse isimlerinizi guzel yapin"  Ebu Davud, Edeb 69, (4948). 

113 - Ibnu Omer (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allah'in en ziyade sevdigi isimler Amdullah ve Abdurrahman'dir."  Muslim, Adab, 2, (2132); Ebu Davud Edeb 69, (4949); Tirmizi, Edeb 64, (2835).

114 - Ebu Vehb el-Cusemi (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Peygamberlerin isimleriyle isimlenin. Allah'in cok sevdigi isimler Abdullah, Abdurrahman'dir. En sadik olanlari da Haris ve Hemmam isimleridir. En cirkinleri de Harb ve Murre isimleridir"  Ebu Davud, Edeb 69, (4950). Metin Ebu Davud'a aittir, Nesai'de muhtasar olarak kaydedilmistir (Hayl 3 (6, 218, 219)). 

115 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allah katinda en dusuk (ahna') isim Meliku'l-emlak (mulklerin maliki) ismidir. Allah'tan baska Malik yoktur."  Sufyan merhum dedi ki: Sahan Sah bunun ornegidir.  Ahmed Ibnu Hanbel merhum dedi ki: "Ebu Amr merhum'a, ahna'ne demek diye sordum, bana "en dusuk" diye cevap verdi.  Buhari, Edeb 114; Muslim, Edeb 20, (2143); Ebu Davud, Edeb 70, (4961); Tirmizi Edeb 65, (2839).

116 - Muslim'in bir diger rivayetinde soyle buyrulmustur: "Kiyamet gunu, Allah'in en ziyade kizacagi en kotu kimse, adi Meliku'l-emlak (Sehinsah) olan kimsedir. Allah'tan baska Malik yoktur."  (Adab 21) 

117 - Hz. Cabir (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Ya'la, Bereket, Eflah, Yesar, Nafi ve benzeri isimlerin kullanilmasini yasaklamayi arzu etmisti. Sonra onun bu mevzuda sukut ettigini gordum. Sonra da yasaklamadan vefat etti."  Bu hadisi Muslim, Adab 13, (2138); ve Ebu Davud, Edeb, 70, (4960) rivayet ettiler. Hadisin metni Muslim'e aittir.  Ebu Davud'un rivayetinde su ziyade mevcuttur: "...Zira kisi "Bereket burada mi?" diye sorar da "hayir yok!" diye cevap verirler."
 
118 - Hz. Omer (radiyallahu anh)'in azadli kolesi Eslem anlatiyor: "Hz. Omer (radiyallahu anh), bir oglunu Ebu Isa kunyesini kullandigi icin dovdu. Ote yandan Mugire Ibnu Su'be (radiyallahu anh), Ebu Isa kunyesini kullaniyordu. Hz. Omer (radiyallahu anh) ona "Ebu Abdillah kunyesini kullanman sana yetmez mi?" dedi. Mugire: "Bana Ebu Isa kunyesini takan Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'dir" cevabini verince, Hz. Omer: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in gecmis gelecek butun gunahlari affedilmistir. Biz ise bundan boyle sikintidayiz" dedi. Olunceye kadar Mugire'yi "Ebu Abdillah" diye kunyeledi.  Ebu Davud, Edeb 72, (4963). 

119 - Yahya Ibnu Sa'id (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bol sutlu bir deve hakkinda: "Bunu kim sagacak?" diye sordu. Bir adam ayaga kalkmisti ki Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) "Ismin ne?" dedi. Adam: "Murre (aci)!" deyince, ona: "Otur!" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) tekrar "Bunu kim sagiverecek?" diye sordu. Bir baskasi ayaga kalkti, ben sagacagim diyecekti. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) ona da: "ismin nedir?" diye sordu. Adam: "Harb!" diye cevap verdi. Ona da "Otur" dedi.  Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Bu deveyi kim bize sagiverecek?" diye sormaya devam etti. Bir adam daha kalkti. Ona da ismini sordu. "Ya'is (yasiyor!)" cevabini alinca ona: "Sen sag" diyerek musaade etti."  Muvatta, Isti'zan 24 (2, 973).

HZ. PEYGAMBER (S.A.S.)'IN ISIM KOYDUGU KIMSELER 

120 - Sehl Ibnu Sa'd es-Saidi (radiyallahu anh) buyurdu ki: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Fatima (radiyallahu anha) annemizin evine ugramisti. Hz. Ali (radiyallahu anh)'yi evde bulamayinca: "Amca oglun nerede?" diye sordu. Fatima (radiyallahu anha): "Aramizda bir sekerlenme oldu. Bunun uzerine bana kizdi ve cekip gitti" dedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) birine: "Hele bir arayiver nereye gitmis" diye emretti. "Mescidde yatiyor!" diye haber verince, Resulullah (aleyhissalatu vesselam), 'Kalk ey Ebu Turab, kalk ey Ebu Turab (yani Toprak babasi) diye seslendi.  Sehl der ki: Hz. Ali (radiyallahu anh)'nin en cok sevdigi ismi bu isimdi.  Buhari, Salat 58, Fedaili'l, Ashab 9, Edeb 113, Isti'zan 40; Muslim, Fedailu's-Sahabe 38, (2409).

121 - Esma Bintu Ebi Bekr (radiyallahu anhuma) anlatiyor. "Mekke'de Abdullah Ibnu Zubeyr (radiyallahu anh)'e hamile kalmistim. Dogum yaklasmisti ki, Mekke'yi terkettim ve Medine'ye geldim, Kuba'ya indim. Abdullah'i orada dunyaya getirdim. Dogunca, bebegi alip Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a goturdum, kucagina biraktim. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bir hurma istedi, agzinda cigneyerek ezdikten sonra, tukrugunden cocugun agzina birakti. Abdullah'in midesine ilk inen sey Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in mubarek tukrukleri idi. Sonra (yumusattigi o) hurma ile cocugun damagini ogdu, hakkinda bereketle dua etti ve Abdullah ismini verdi. Musluman aileden ilk dogan cocuk bu idi. (Medine'de butun Muslumanlar) onun dogumuna cok sevindiler. Cunku "Yahudiler size sihir yaptilar, asla dogum yapamayacaksiniz" diye bir sayia cikarilmisti."  Buhari, Menakibu'l-Ensar 45, Akika 1, Muslim, Adab 26, (2146).
 
122 - Ebu Musa (radiyallahu anh) anlatiyor: "Bir oglum dogmustu. Hemen Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a getirdim. Ibrahim ismini verip bir hurma ile tahnikde bulundu. Sonra da "Mubarek olsun" diye dua buyurdu ve cocugu bana geri verdi. Bu cocuk, Ebu
Musa'nin en buyuk evladi idi."  Buhari, Akika 1; Muslim, Adab 24, (2145). 

123 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: "Abdullah Ibnu Ebi Talha'yi dogdugu zaman Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a goturdum. Bebek bir bez icerisinde idi. Vardigimizda Resulullah (aleyhissalatu vesselam) devesine katran suruyordu. "Beraberinde hurma da getirdin mi?" diye sordu. "Evet" dedim ve birkac tane hurma verdim. Onlari agzinda cignedi, sonra cocugun agzini acti. Agzina tukrugu puskurttu. Bebek, yalamaya basladi. Bunun uzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam) "Ensar'in hurma sevgisine bakin (dogar dogmaz basliyor)" diye latife etti ve cocugu Abdullah diye isimledi."  Buhari, Cenaiz 42, Akika 1; Muslim, Adab 22, (2144); Ebu Davud, Edeb 69, (4951) Hadisin metni; Muslim'deki metindir. 

124 - Hz. Aise (radiyallahu anha): "Ey Allah'in Rasulu, dedim, arkadaslarimdan her birisinin bir kunyesi var, (benim yok)". Dedi ki: "Oglum Abdullah Ibnu Zubeyr ile kunyelen." Aise, "Ummu Abdillah (Abdullah'in annesi)" diye kunye almisti"  Ebu Davud, Edeb 78, (4970).  Rezin merhum: "Teyze anne gibidir" ilavesini kaydetmistir.

HZ. PEYGAMBER (S.A.V.)'IN DEGISTIRDIGI ISIMLER 

125 - Hz. Aise (radiyallahu anha): "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) cirkin isimleri degistirirdi" buyurmustur.  Tirmizi, Edeb 66, (2841).

126 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Zeyneb Bintu Ebi Seleme'nin ismi Berre idi. "Nefsini tezkiye ediyor" denildi. Bunun uzerine Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) onu Zeyneb diye isimlendirdi.  Buhari Edeb 108; Muslim, Edeb 17, (2141).
 
127 - Ibnu Abbas (radiyallahu anh) anlatiyor: "Cuveyriye Bintu'l-Haris'in ismi Berre idi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) onun ismini Cuveyriye diye degistirdi. Zira, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) "Berre'nin yanindan cikti" denmesini sevmiyordu.  Muslim, Edeb 16, (2140). 

128 - Sureyh Ibnu Hani, (radiyallahu anh) babasindan naklediyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), kavmimin beni Ebu'l-Hakem diye kunyelediklerini isitmisti. Beni cagirtarak: "Hakem olan Allah'tir, hukum de O'nadir, oyle ise, sen nasil Ebu'l-Hakem kunyesini tasirsin?" dedi. Ben acikladim: "Kavmim bir meselede anlasmazliga dusunce bana gelirler, ben hukme baglarim. Her iki taraf da verdigim hukme razi olurlar." Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Bu ne guzel sey?" buyurdu ve "Cocuklarindan neler var?" diye sordu. Ben: "Sureyh, Muslim, Abdullah var" dedim. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "En buyugu hangisi?" dedi. "Sureyh" dedim. "Oyleyse, buyurdu, sen Ebu Sureyh'sin"  Ebu Davud, Edeb 70, (4955); Nesai, Kada 7, (8, 226-227). 

129 - Besir Ibnu Meymun, amcasi Usame Ibnu Ahdari'den rivayet ediyor: Ahdari diyor ki: "Ismi Asram olan bir adam vardi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ona: "Ismin nedir?" diye sordu. Adam Asram diye cevap verdi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Hayir sen Zur'a'sin" buyurdu.  Ebu Davud, Edeb 70, (4954). 

130 - Said Ibnu'l-Museyyeb babasi vasitasiyla dedesinden naklediyor: "Dedem, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a ugramisti. Ismin ne? diye sordu. "Hazn (sert yer)" diye cevap verdi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Hayir sen Sehl'sin" dedi. Museyyeb: "Olamaz, babanin verdigi bir ismi degistiremem" dedi. Ibnu'l-Museyyeb ilave ediyor: "O gunden sonra aramizda kabalik devam etti gitti."  Buhari, Edeb 107-108; Ebu Davud, Edeb 70, (4956).  Ebu Davud'un rivayetinde soyle demistir: "... Hayir sehl ezilir ve hakir tutulur."  Ebu Davud merhum der ki: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Asi, Aziz, Atele (siddet, sertlik), Seytan, Hakem, Gurab (karga) Habbab, Sihab isimlerini degistirdi. Sihab'i Hisam, Harb'i Silm (sulh), Muzdaci'i (yatan) Munbais (kalkan) yapti. Afire (corak) adini tasiyan bir araziyi de Hadire (yesillik) diye, Si'bu'd Dalalet'i (sapiklik gecidi) Si'bu'l-Huda diye isimledi. Benu'z-Zinye'yi Benu'r-Rusd olarak degistirdi."

131 - Ibnu Omer (radiyallahu anhuma) diyor ki: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Asiye (isyankar, itaatsiz kadin) ismini degistirip Cemile (guzel kadin) yapti.  Muslim, Edeb 14, (2139); Tirmizi, Edeb 66, (2840); Ebu Davud, Edeb 70, (4952). 

132 - Mesruk anlatiyor: "Hz. Omer'le karsilastim. Bana "Sen kimsin?" diye sordu. "Mesruk Ibnu'l-Ecda" dedim. Dedi ki: "Ben Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in ecda seytandir" dedigini isittim."  Ebu Davud, Edeb 70, (4957). 

133 - Sehl Ibnu Sa'd (radiyallahu anh) anlatiyor: "el-Munzir Ibnu Ebi Useyd dogdugu zaman Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a getirilmisti. Cocugu kucagina aldi ve: "Ismi nedir?" diye sordu. "Ismi falandir" diye ne konmussa soylendi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Hayir! bunun ismi Munzir olacak" dedi ve o gun cocuga Munzir ismini koydu.  Buhari, Edeb 108; Muslim, Edeb 29, (2149).

HZ. PEYGAMBER (S.A.S.)'IN ISIM VE KUNYESINI ALMA HAKKINDA GELEN RIVAYETLER 

134 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: "Bir gun Resulullah (aleyhissalatu vesselam) Baki'de idi. Kulagina bir ses geldi: "Ey Ebu'l-Kasim!" diyordu. Basini sese dogru cevirdi. Seslenen adam: "Ey Allah'in Resulu seni kastedmedim, ben falancayi cagirdim" dedi. Bunun uzerine Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Ismimi isim olarak koyun, fakat kunyemi kendinize kunye yapmayin!" buyurdu.  Buhari, Menakib 20, Edeb 106; Muslim, Adab 1 (2131); Tirmizi, Edeb 68, (2844).

135 - Hz. Cabir (radiyallahu anh) anlatiyor: "Bizden birinin bir oglu oldu. Ismini Kasim koydu. Kendisine: "Sana Ebu'l-Kasim kunyesini vermeyiz. Bu kunye ile seni sereflendirip memnun etmeyiz" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e gelerek durumu arzetti. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bunun uzerine: "Oglunun adi Abdurrahmandir" dedi.  Buhari, Edeb 105, 106, 109, Menakib 20; Muslim, Adab 2, (2133); Ebu Davud, Edeb 74, (4965); Tirmizi, Edeb 68, (2845).  Bir rivayette su ziyade var: "Ismimi isim olarak koyun, fakat kunyemi kunye yapmayin. Zira ben Kasim (taksim edici) kilindim. Aranizda taksim ederim."  Ebu Davud'un bir rivayetinde soyle buyrulmustur: "Kim benim ismimi almissa, kunyem ile kunyelenmesin. Kim de kunyem ile kunyelenmisse, ismimle isimlenmesin." 

136 - Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: "Bir kadin gelerek: "Ey Allah'in Resulu, ben bir oglan dunyaya getirdim. Muhammed diye isim, Ebu'l-Kasim diye de kunye verdim. Bana, sizin bu durumdan hoslanmadiginiz soylendi, dogru mu?" diye sordu. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Ismimi helal, kunyemi haram kilan sey de ne?" veya "Kunyemi haram kilip ismimi helal kilan sey de ne?" diyerek reddetti.  Ebu Davud Edeb 76, (4968).
 
137 - Muhammed Ibnu'l-Hanife, babasindan (Allah her ikisinden de razi olsun) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e sordum: "Ey Allah'in Resulu, sizden sonra bir oglum oldugu takdirde, sizin isminizle isimlendirebilir, kunyenizle de kunyelendirebilir miyim, ne dersiniz?" Bana "Evet" buyurdular.  Ebu Davud, Edeb, 76, (4967); Tirmizi, Edeb 68, (2846).  Yuharidaki metin Ebu Davud'undur. Tirmizi, hadise, "sahih" demistir, ayrica: "Burada bizim icin ruhsat var" diye kaydetmistir.

ISIM VE KUNYE UZERINE MUTEFERRIK HADISLER

138 - Ibnu Omer (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) cocuga, dogumunun yedinci gununde isim konmasini, yikanarak pisliklerin temizlenmesini ve akika kurbani kesilmesini emir buyurdu."  Ebu Davud, Edahi, 21, (2837); Tirmizi, Edahi 23, (1522), Edeb 63,(2834), (Tirmizi'de hadis Ibnu Omer'den degil, Amr Ibnu Su'ayb an ebihi an ceddihi tarikindendir. Burada bir sehiv soz konusu -Nesai, Akika 5, (7, 166); Ibnu Mace, Zebaih 1, (3165)-dur.). 

139 - Hz. Aise (radiyallahu anha) anlatiyor: "Yeni dogan cocuklar Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e getirilirdi. O da bunlara mubarek olmalari icin dua eder, tahnikde bulunurdu."  Muslim, Edeb, 27 (2147); Ebu Davud, Edeb 116, (5106). 

140 - Ebu Rafi (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Fatima (radiyallahu anha) oglu Hasan (radiyallahu anh)'i dogurdugu zaman, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'i kulagina ezan okurken gordum."  Ebu Davud, Edeb 116, (5105); Tirmizi, Edahi 17, (1514).  Tirmizi hadisin sahih oldugunu soylemistir. Rezin su ziyadeyi kaydeder: "Kulagina Ihlas suresini okudu, hurma ile tahnik etti ve ismini koydu."

141 - Yahya Ibnu Said anlatiyor: "Hz. Omer bir adama: "Ismin nedir?" diye sordu. Adam "Cemre (kor)" dedi. "Kimin oglusun?" diye tekrar sordu. Adam: "Ibnu Sihab (alev) deyince "Kimlerden?" dedi. Adam: "Hurakalardan." "Eviniz nerede? diye sordu. "Harretu'n-Nar'da" cevabini alinca, "hangisinde?" dedi. "Zati Leza'da" cevabini alinca; Hz. Omer (radiyallahu anh) "Ailene yetis, yaniyorlar!" dedi. Gercekten durum aynen Hz. Omer'in dedigi gibiydi"  Muvatta, Isti'zan 25 (2, 973).

 KAPLARLA ILGILI BOLUM 

142 - Huzeyfe (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in soyle dedigini isittim: "Ipek ve Ibrisim elbise giymeyin. Altin ve gumus kaplardan su icmeyin, onlarda yemek yemeyin. Zira bu iki sey dunyada onlar (kafirler), ahirette de sizin icindir."  Buhari, Et'ime 28; Muslim, Libas 4; Ebu Davud, Nesai, Buhari, Et'ime 28, Esribe 28, Libas 25; Muslim, Libas 4, (2067); Tirmizi, Esribe 10 (1879); Ebu Davud, Esribe 17 (3723); Nesai, Zinet 87, (8, 198, 199); Ibnu Mace, Esribe 17, (3414).
 
143 - Ummu Seleme (radiyallahu anha) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Gumus kaptan su icen, karnina cehennem atesi dolduruyor demektir"  Buhari, Esribe 28; Muslim, Libas 1, (2065); Muvatta, Sifatu'n-Nebi 11 (2, 924-925); Ibnu Mace, Esribe 17(3413).  Muslim'in bir diger rivayetinde soyle denir: "Kim altin veya gumus bir kaptan icerse..." 

144 - Hz. Cabir (radiyallahu anh) anlatiyor: "Biz Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'le birlikte gazveye cikmistik. Savas sonunda elde ettigimiz ganimetler arasinda musriklerin kap-kacak ve su kaplari da vardi. Biz bunlari kullaniyorduk. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) hic bir zaman niye kullaniyorsunuz diye ayiplamadi."  Ebu Davud, Et'ime 46, (3838).

145 - Ebu Sa'lebe el-Huseni (radiyallahu anh) diyor ki: "Ben Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e ey Allah'in Resulu, biz Ehli Kitab'in yasadigi bir yerdeyiz. Onlarin kap-kacaklarindan yiyip icebilir miyiz? diye sordum. Dedi ki: "Onlarinkinden baska kap-kacak bulabilirseniz onlarinkinden yemeyin. Baska birsey bulamazsaniz onlari yikadiktan sonra kullanin."  Ebu Davud, Et'ime 46 (3839); Tirmizi, Siyer 11, (1560); Tirmizi hadisin sahih oldugunu soyledi. Metin Tirmizi'deki metindir.
 
146 - Ibnu Omer (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Omer (radiyallahu anh) sicak su ile ve bir Hiristiyan kadinin evinde onun su kabiyla abdest aldi." Bu rivayeti Rezin tahric etti. Derim ki: Bunu Buhari bab basligi olarak kaydetmistir. Dogrusunu Allah bilir.  Buhari, Vudu 43.

ECEL VE EMEL BOLUMU 

147 - Ibnu Mes'ud (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) birgun yere cubukla, kare biciminde bir sekil cizdi. Sonra, bunun ortasina bir hat cekti, onun disinda da bir hat cizdi. Sonra bu hattin ortasindan itibaren bu ortadaki hatta istinad eden bir kisim kucuk cizgiler atti.  Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bu cizdiklerini soyle acikladi: Su cizgi insandir. Su onu saran kare cizgisi de eceldir. Su disari uzanan cizgi de onun emelidir. (Bu emel cizgisini kesen) su kucuk cizgiler de musibetlerdir. Bu musibet oku yolunu sasirarak insana degemese bile, diger biri deger. Bu da degmezse ecel oku deger.  Buhari, Rikak 3; Tirmizi, Kiyamet 23, (2456); Ibnu Mace, Zuhd 27, (4231).

148 - Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) yere bir cizgi cizdi ve: "Bu insani temsil eder" buyurdu. Sonra bunun yanina ikinci bir cizgi daha cizerek: "Bu da ecelini temsil eder" buyurdu. Ondan daha uzaga bir cizgi daha cizdikten sonra: "Bu da emeldir" dedi ve ilave etti: "Iste insan daha boyle iken (yani emeline kavusmadan) ona daha yakin olan (eceli) ansizin geliverir."  Buhari, Rikak 4; Tirmizi, Zuhd 25, (2335); Ibnu Mace, Zuhd 27, (4232).
 
149 - Ibnu Omer (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) omuzumdan tuttu ve: "Sen dunyada bir garib veya bir yolcu gibi ol" buyurdu.  Ibnu Omer (radiyallahu anh) hazretleri soyle diyordu: "Aksama erdinmi, sabahi bekleme, sabaha erdinmi aksami bekleme. Saglikli oldugun sirada hastalik halin icin hazirlik yap. Hayatta iken de olum icin hazirlik yap."  Buhari, Rikak 2; Tirmizi, Zuhd 25, (2334).  Tirmizi'nin rivayetinde, "yolcu gibi ol" sozunden sonra su ziyade var: "Kendini kabir ehlinden added." 

150 - Bureyde (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) elindeki iki cakil(dan birini yakina, digerini uzaga) atarak: "Su ve su neye delalet ediyor biliyor musunuz?" dedi. Cemaat: "Allah ve Resulu daha iyi bilir" dediler. Buyurdu ki: "Su (uzaga dusen) emeldir, bu (yakina dusen) de eceldir. (Kisi emeline ulasmak icin gayret ederken ulasmadan oluverir)".  Tirmizi, Emsal 7, (2874).

151 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Ecelini altmis yasina kadar uzattigi kimselerden Cenab-i Hakk, her cesit ozur ve bahaneyi kaldirmistir."  Buhari Rikak 4; Tirmizi, Da'vat 113, (3545), Zuhd 23 (2332); Ibnu Mace, Zuhd 27, (4236), Metin Buhari'den alinmistir.  Tirmizi'nin metni su sekildedir: "Ummetimin vasati omru 60-70 yas arasidir. Allah, kime omrunde 40'ina kadar muhlet verdi ise, ondan ozru kaldirmistir."
 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Yorum yaz!